Archive for May, 2011


Herkese merhabalar,

Blog işini biraz daha ciddiye alıp vaktimin daha önemli bir bölümünü bu işe ayırmaya başladığımdan beri siteye olan ilginin de bir hayli yükseldiğini fark etmiş durumdayım. Hit sayısında gözle görülür bir artış var ve sağdan soldan çok sayıda geri dönüş alma şansı buldum. Mutlulukla söyleyebilirim ki; aldığım tepkilerin yüzde doksanlık bir bölümü olumlu tepkilerdi. Yazıların altına girilen yorumlarda da benzer bir tablo söz konusu. Bu, beni oldukça memnun eden bir durum. Yazı yazmaya başlarken herhangi birinin bu yazıları okuyup bir şeyler kapmasını beklemiyordum, ancak şu anki durumdan şikayetçi olacak değilim elbette. Eğer insanlara bir faydam dokunabiliyorsa -iki yıldır yaptığımız radyo programının, yarışmanın ve bundan böyle bu yazıların tek amacı budur- ne mutlu bana. Yalnızca ben değil, yayıncı arkadaşlarım ve bu işi icra eden tüm isimlerin de bu amaçla bu yola çıktıklarına eminim. İyi niyetli olanlarının diyelim.

Lafı çok dolandırdım sanırım. Diyeceğim şudur: Yazılara devam etme niyetindeyim. Hiç şüphe duymadığım objektif bakış açımı koruyarak doğru ile yanlışı ayırt etmeye, olayların görülmeyen yanlarını gün yüzüne çıkarmaya ve elinden geldiği kadar bu müziğe hizmet etmeye kararlıyım. Demin bahsettiğim yüzde onluk olumsuz kesim hiç canımı sıkmıyor. Ben tarafsız olabildiğimi biliyorum çünkü şu yazılardan hiçbir kazancım olmuyor, bu yazıların bana ne maddi ne de manevi bir getirisi var. O yüzde onluk kısım at gözlüklerini takmaya devam ettikçe ben inandığımı daha güçlü söyleyeceğim. “Sehabe’yi tanımıyorsunuz, bu piyasanın en sağlam isimlerinden birisi” diyeceğim, “Bu müziğe sadık kalmayan Şanışer değildi, art niyetli hayran kitleleriydi” diyeceğim, “Rahdan ergen müziği yapmıyor, bunu düşünenler bu müzikle 2009’da tanışmıştır” diyeceğim, “İndigo gibi samimi insanların hastasıyız” diyeceğim.

Yazılara -mümkünse tarafsız- yorumlarınızı her zaman bekliyorum. Sadece siteye girenler, bazı yazılara bakanlar veya her yazıyı yakından takip edenler, herkese teşekkürler.

Can ÖLKEN


Hiphoplife Freestyle King 2’nin sona ermesinin üzerinden günler geçti, ancak yarışmanın yankıları hala sürüyor. Hiphoplife sitesi, bu sabah resmi iki açıklamada bulundu. Bunlardan birincisi Ais Ezhel’in yeni Freestyle King ünvanını aldığıydı, diğeri ise çok sayıda kişinin konuştuğu Ais Ezhel – Sehabe eşleşmesindeki “a cappella” olayıydı. Birçok kişi bu eşleşmede Ais’in daha önce yayınlanmış bir şarkıdan iki dize kullandığını ve bunun kurallara aykırı olduğunu savunuyordu. Hiphoplife’ın açıklaması şu şekilde:

Geçtiğimiz Pazar günü İstanbul Live’da gerçekleştirilen Freestyle King 2’nin şampiyonu Ais Ezhel’in çeyrek finalde karşısındaki rakibi olan Sehabe’nin ortaya attığı iddiaya ve gerek forumumuzda, gerekse çeşitli sosyal paylaşım sitelerinde yer alan söylentilere cevap verme amaçlı bilgilendirme yazımızı size sunuyoruz.

Söz konusu olan battle’da Ais Ezhel’in sözleri; önceden yazdığı sözlere ait “acapella ve kayit” geniş çapta sürdürdüğümüz araştırma sonucunda Sehabe’nin ithamına uygun bir KELİME dahi bulunmamıştır. Sehabe’nin ortaya attığı, Ais’in, kendisine yaptığı diss içerikli bir parçada geçen sözleri kullandığına dair iddiaların asılsız olduğu ortaya çıkmıştır. Sehabe’nin kuralların uygulanmadığına dair YARIŞMA SONUÇLANDIKTAN SONRA itiraz etmesinin hiç bir önemi yoktur. Çünkü takdir edersiniz ki kendine diss atılan bir MC’nin karsısındaki rakibi şayet bu iddia edilen sözleri sarf etseydi, MC bu konu ile ilgili ilk olarak sahneden bu konuya itiraz edebilir, hatta bunu yarışma esnasında kendine bir koz olarak kullanıp uygulayabilirdi. Fakat yarışmanın her anını takip eden biz Hiphoplife ekibine ne Sehabe’den ne de bir başkasından hiç bir itiraz gelmemiştir.

Sonuç olarak Freestyle King 2 öncesi sayfamızdan yayınladığımız kurallardan herhangi birinin ihlali söz konusu değildir. Özellikle, doğruluğu kanıtlanamayan iddialarda geçen sözlerin 5. kural açısından hiçbir sakıncası bulunmamaktadır. 5. kural açıkça belirtildiği gibi yarışmacı MC’lerin daha önce kullandığı acapella, kayıt ve benzeri çalışmalarının bütününden veya bir kısmından alıntı yapmaması gerektiğini ifade eder.

Son olarak aklınızda soru işaret kalmaması için bahsi geçen kapışmanın ses kaydını DVD çıkmadan önce sizlere sunuyoruz. Kapışmanın ses kaydını dinledikten sonra iddiaların asılsız olduğunu kendi kulağınızla duyabilirsiniz.

Bu açıklamada yanlış olan noktalar var. Birincisi; Ais’in kural ihlali yaptığı iddiasını ortaya atan kişinin Sehabe olarak gösterilmesi durumudur. Yarışmayı canlı olarak baştan sona izledim, yarışma öncesinde, sırasında ve sonrasında gelen tepkilere baktım ve herkesi dinledim. Esas durum şuydu; Ais’in kural ihlali yaptığını öne süren kişiler yarışmaya katılan MC’ler değildi. Bunu dile getirenler hayran kitleleriydi ve tanık olduğum kadarıyla bu kitlelerin içinde Sehabe’nin hayran kitlesi yoktu. Bizim sayfada bile yarışma bitmeden bu konuda sayısız mesaj dolaşmaktaydı. Yayıncı arkadaşlarımdan yarışmaya gelemeyen Eren de bu durumu bana sormuştu ve Ais’in şarkıları konusunda bilgi sahibi olmadığımı, bu yüzden yorum yapamayacağımı kendisine iletmiştim.

Şikayetçi insanların isteği; Ais’in diskalifiye olması ve Allâme’nin şampiyon ilan edilmesiydi. İsteği dile getirenlerin çoğunluğu ise Allâme ve Joker dinleyicilerinden oluşuyordu. Tekrar etmekte fayda görüyorum: Allâme ve Joker, son derece saygı duyduğum isimlerdir, ikisi -hatta Eskişehir şehrini de dahil edelim- hakkında da bugüne kadar kötü bir kelime dahi kullanmadım, kullanmam da. Bu müziği ileri götürmeye çalışan kimseye olumsuz bir yaklaşım içinde olmam söz konusu olamaz. Nasıl Sehabe yuhalandığında tepkimi ortaya koyuyorsam, bu müziğin herhangi başka bir emekçisine bu yapıldığında da aynı tepkiyi dile getiririm. Ancak hayran kitleleri konusunda aynı şeyi söyleyemeceğim ne yazık ki. İyi niyetinden şüphemin bulunduğu bazı topluluklar, yarışması sonrası Ais’in diskalifiyesi konusunda ısrarcı oldular. Halbuki fark etmedikleri bir durum vardı: Ais hükmen mağlup sayılmadıysa, burada mağdur olan isim Sehabe idi. Ais, Joker ve Allâme eşleşmelerini seyirci jürisinin haklı alkışlarıyla kazandı. “Ezber” iddiasının ortaya atıldığı eşleşme Sehabe eşleşmesiydi ve burada Ais Ezhel’in diskalifiye olması, Sehabe ile Joker’in yarı finalde kapışmasını gerektirecekti. Allâme’nin otomatikman şampiyon ilan edilme gibi bir durumu doğal olarak bulunmuyordu.

Hiphoplife’ın açıklamasına karşılık olarak bir açıklama geldi Sehabe’den. Bence çok da yerinde bir açıklama oldu, insanların yanlış bilgi sahibi olmasını engelleyecek nitelikteydi. Sehabe şunları yazdı:

İşin özeti: Hiphoplife ekibi ve kazanan Ais hakkında çirkin söylentiler dolaştı. (Ezber yada acapella yapıldığı ve hiphoplife ekibinin kayıtsız kaldığı şeklinde). Bu haksız tutumdan doğal olarak rahatsız olan hiphoplife yönetimi doğal olarak bir açıklama yapma gereği hissetti.

Buradaki amaç asılsız haber ve iftiralardan paklanmak istenmesidir.. Çünkü internet üzerinden bir çok blog birçok yazı hatta küfür dolaştı. Böylesine zor yapılan emek istenen görkemli bir organizasyona gölge düşsün hiçbirimiz istemeyiz. Kaldı ki ben hiç istemem. Yani tabi ki de açıklayıcı bir haber yapıp temize çıkmak istenmesi doğrudur ve bu haber zaten olmalı. Ancak bunu yaparken beni bu işten sorumlu tutup suçlar ve hedef alırcasına etik olmayan bir haber girildi. Bende bu haksız tutumdan rahatsız oldum ve doğal olarak açıklama gereği hissediyorum:

Bahsi geçecek ve alıntı yapacağım isimler:

Yeis Sensura, Allame, Serkan Benzin (Allame’nin menejeri), Tuğrul Montay(Beta’nın menejeri) İndigo, Sezai Özsezer (Sehabe & İndigo menejeri), Hiphoplife Arda.

Unutulmaması gereken; Eğer böyle bir kural ihlali varsa ve daha sonra dvd’ler ortaya çıktığında çok çok çok daha büyük problemler çıkacaktı. Hiphoplife ekibi işte o zaman zor duruma düşürülecekti. Bunu isteyen birçok kişi ve topluluk var. Ama biz onlardan biri değiliz. Buna rağmen tek bir telefon bile açılmadan bana, ben suçlandım. Bu duruma kayıtsız kalmam söz konusu olamaz.

“Ais Ezhel’in çeyrek finalde karşısındaki rakibi olan Sehabe’nin ortaya attığı iddiaya ve gerek forumumuzda, gerekse çeşitli sosyal paylaşım sitelerinde yer alan söylentilere cevap verme amaçlı bilgilendirme yazımızı size sunuyoruz.” HHL

Sehabe’nin ortaya attığı iddia deniyor. Bu ne demek? Bunu okuyan ve olaylardan bir haber olan Mc ve dinleyici ne düşünür? Ben şöyle düşünürdüm: “Herif yenilmiş bunu alamıyor ve bok at izi kalsın taktiği izliyor!” Haksız mıyım?

Peki olayın aslı nedir? Ve çıkış noktası neresidir?

(Hikaye Kısmı)

Yanılmıyorsam yarışma bitmeden (Bitmiş olsa da fark etmez. Ama en ufak bir yanılma yada çarptırma yapmak istemediğimden titiz seçiyorum kelimeleri) yani Allame ve Ais kapışmadan önce Allame kuliste bana dedi ki: “Seha, Ais sana acapella atmış diyolar” duydun mu? Benim tepkim de şudur – Alla Alla. (Bu muhabbeti ilk duyduğum yer bu andır) Ben bunu duyar duymaz mışllı muşlu işlerle karalama yapıcak olsam direk zıplarım yetkili kişilere. Onun yerine gittim Final mücadalesini izledim. Yanımda Tuğrul Montay vardı ve kenarda da olsa insanların içindeydik. Allame’yi içten içe desteklememe rağmen yapılan kapışmalarda ais’ı biraz daha üstün bulup her ikisine de bağırdım ve sonucu alkışlayıp kulise döndüm. (buradaki diğer anektodlar: 1)Yeis Sensura allame de susup ais’ı desteklemiştir. Hak etti diye. 2)Kuliste ais’ı tekrar tebrik ettim hatta sevinçle göz yaşını birlikte yaşayan kız arkadaşının -yanılmıyorsam- yanına gidip onu da tebrik ettim. Yani ben arkadan iş çevirmekten zevk alan biriyim(!)

Daha sonra biz mekandan çıkıp beşiktaşa gittik; orada bir restauranta oturduk yemek yeme esnasında birkaç telefon aldık. “Abi ais ezber yaptı elenmeliydi gibisine. Sonra telefonuma baktığımda gördüğüm mesaj: “Serkan Benzin” tarafından saat: 16:15’te atılmış aynen şudur: “5.kuralda acapella atılması yasak. Sana ais acapella attı.” Ben serkanı aradım. Bu konuşuluyor dedi. Serkan da sorumlu değil bu durumdan yani.

Buna göre ortaya iddiayı benim atmadığım açık. Ben bu durumda ölü taklidi yapsam bile

“gerek forumumuzda, gerekse çeşitli sosyal paylaşım sitelerinde yer alan söylentiler” HHL

olacaktı. Yaygara yapanlar ben yada benim dinleyicilerim değil. Aksine başka fanlardır ve hatta kendi aralarındaki kavgalarında şu cümleleri gördüm: “Sehabe’nin fanları bir şey demiyor. Size ne oluyor?”Bunun sorumlusu ben mişim gibi gösterilmesi kesinlikle yanlıştır. ETİK DEĞİLDİR! Gerçekten bıktım bu tip haksızlıklardan. Hiç bir kurum, kuruluş, kişi yada grubun böyle bir lansesini kabul etmem. Kınıyorum!

Benim yapmam ve olması gereken neydi Hiphoplife sorumlu kişilerini bilgilendirmekti. Serkanla konuştuktan sonra ben de Hiphoplife Arda’yı arayıp “böyle böyle deniliyor, haberiniz olsun. Aslı nedir bakmanızı istiyorum dedim varsa da bi durum açığa çıksın, bana yapılan terbiyesizlikleri herkes gördü”. Ki bu söylemeye %1000000 haklıyım. Nedenini de o gün o mekanda bulunan bizi seven ve sevmeyen herkes gerçekten şahit oldu! Ayrıca en kısa zamanda bu içeriği anlatan blog tasarlamaya başlamıştım zaten. Onu da yayınlayacağım.

Sonuç: Organizasyona atılan iftiralar, bu çirkin tutumlar, insanların birbirine düşmesi, kazananın geç açıklanması gibi durumların hiçbiri bizim hiphoplife Arda’yı arayıp bilgilendirmemizin ve araştırılması gerektiğini düşünüp söylememizle bir alakası yoktur. Sorumlusunun ben olmam için onun yayması gerekir bu durumu. Aklı başında ve gönlü temiz olan her birey hak verir ki biz yetkili kişiyi aramasak bile bu dedikodular yayılacaktı.

İspat: Ortak menajerimiz olan Sezai Özsezerin diğer çalıştığı MC arkadaşımız İndigo’nun bizle yada menajeriyle bile konuşmamış olmasına rağmen kişisel facebookunda Pazar saat: 20:41’de girdiği yazı şudur:

“bence Ais Ezhel’in Sehabe’ yle kapışırken daha önce ona yazmış olduu diss parçasından 2 bar ı okuması müthiş stil ve zekice 1 hareket, eğer ezber dedikleri buysa bıraksınlar bu işleri 1” İndigo (İndigo sana da birkaç sözüm var bunu yüz yüzeyken yapıcam) Bakın herkes nasıl inandırılmış? Benimle ne ilgisi var biri açıklasın bana???

Bence fazlasıyla yeterlidir bu anlattıklarım. Tek derdim, hedefin ve sorumlu kişinin benmişim gibi lanse edilmesidir. Son olarak internet durumuna bakalım.

Twitter: “Sehabe vs. YUHHHHHHHHH. şampiyon SEHABE!” Yeis Sensura. Bizim derdimiz MC arkadaşlar yada hiphoplife yönetimi falan değil, olmaz da zaten. Tepkimizin neye olduğu açık. Eğlenmeye gittik biz oraya

Facebook: “Freestyle King 2 hakkında, özellikle katılanlardan görüş alalım? Taraf tutmadan, dıştan bakarak nasıldı? (Atmosfer, Sehabe gibi …)” facebook.com/sehabe (resmi fan sayfamız). Burada da görüldüğü üzere insanları benim suçlandığım şekilde kışkırtacak tek bir bülten bile yayınlanmamıştır. Oysa diyip başka sayfalar … uzatabilirim ama gereği yok.

Twitter: “ insanları fişlemek kolaydır. eğer fk2’de ais hakkında yorum yapacaksanz hakkıydı diyin yada hakkı değildi diye eleştirin. “ezber” nedir?ayıp” Sehabe. Bunu ben bu bahsi geçen haber yayınlanmadan 35 yada 45 dakika önce yazdım. İyiki de yazmışım.Twitter bültenlerinde sıralamalar zaten var. Buna da kesin bakın.

Son olarak: Bu söylediklerim sorgulanabilir, yada bahsi geçen isimler tek tek aranabilir, en ufak bir yalan, konuyu çarptırma varsa her kim olursa olsun elinden geleni ardına koymasın ! Bugün burada başka konuların konuşuluyor olması gerekirdi. Mesela benim yuuhhlanmam. Ayrıca kayıtlarda duyulan yuhlama hiçbir şey. Bunu kimin yada kimlerin organize ettiği? Gerçekten turları hak edenlerin mi geçmiş olduğu? FK2’yi ben kazanmış olsaydım yapılacak karalamanın boyutu ve şekli. Müziğin içindeki politik oyunların amaçlarının ne olduğu? Gibi. Kendi adıma tartışılacak en gereksiz konu üzerine açıklama yaptım.

Bu ülkede Dj Crowl, gerçek yeraltı programı sunucularından Can gibi kişiler artmadıkça hiphop gelişmeyecektir. MC’lerde bitmiyor her şey. Çünkü öncelikli olarak müziğin değil, beyinlerin, kişiliklerin ve eğitimin gelişmesi gerekiyor. Hem dinleyicilerde, hem menajer ve yöneticilerde, hem de MC’lerde !

Ergenlerden feryat edenlerin ergenleri gaza getirmeleri çok ironiktir.

Yazının tamamını okuyanlara teşekkür ederim.

Sehabe

25 Mayıs 2011

Ais’in kural ihlali yapıp yapmadığı hakkında bir görüş dile getirmeyeceğim. Eğer bir karar verildiyse, elbette buna saygı duymak gerekir. Ve demin belirttiğim gibi, Ais bu yarışmadaki 4 kapışmasından 3 tanesini çok net bir şekilde hak ederek kazanmıştır. Hiphoplife sitesinin bu açıklamayı yaparak yarışmanın adaleti konusunda şüpheye yer bırakmama isteğini doğal karşılamakla beraber, açıklama içeriğinin Sehabe’nin de parmak bastığı bazı pek de doğru olmayan ifadelerle dolu olduğunu görmekteyiz. Yarışmanın başındaki yuhalamadan, kapışmalar sırasında aldığı haksız tepkilere kadar birden fazla konuda mağdur durumda bulunan Sehabe’nin sahip çıkılmak yerine bu açıklamayla “çekememiş” kişi konumuna düşürülmesini yanlış buluyorum. Bana göre yapılması gereken ilk açıklama ve konması gereken ilk tepki, defalarca kez bahsettiğim “yuhalama”lara karşı olmalıydı. Hiphoplife yetkililerinin bu açıklamada gereken değişiklik ile düzeltmeleri yapacağına ve Sehabe’ye hakkını teslim edeceğine inanıyorum. Sehabe’ye kendi açıklamasında bana karşı kullandığı övgü sözlerinden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

Can ÖLKEN


Bugün Hiphoplife tarafından düzenlenmiş ve ülkemizde bir eşi daha olmayan büyük bir yarışmaya tanık olduk. Birincisi 2007 senesinde yapılan ve Da Poet’in finalde İndigo’yu elemesiyle sonuçlanan Freestyle King’in ikincisi, bu kez 14’ü yeni olmak üzere 16 isimle İstanbul Live’da yapıldı. Gerçek Yeraltı ekibinden Mehmet Ali ve piyasanın gelecek vaat eden isimlerinden sevgili Berk İnkaya ile organizasyonu canlı izleme fırsatı buldum. Bu organizasyondan izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Hiphoplife ailesi gerçekten çok kaliteli bir işe imza atmış. Organizasyon boyunca hiçbir aksaklık olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Her konser veya yarışmada olduğu gibi burada da istenen ve istenmeyen bazı tablolar göze çarptı. Katılan herkesin organizasyondan zevk alması, yarışmacıların son derece centilmence davranışları, her kapışma sonrası samimi şekilde kucaklaşmaları ve birbirlerini tebrik etmeleri, bizleri çok memnun eden faktörlerdi. İlk FK’de bu açıdan bazı tatsızlıklar söz konusu olmuştu hatırlayacağınız gibi.

Tüm bunların dışında, bazı kesimlerin -beklendiği gibi- tutucu tavır sergilemeleri ve sevdikleri sanatçıyı izlemeye değil, desteklemeye gelmiş olmaları olumsuz bir görüntü oluşturdu. Bu bir freestyle yarışmasıdır, burada en baştan bir kişiyi seçip onu destekleyemezsiniz. Bu ne bir futbol maçı, ne de bir seçim arenasıdır. Daha performanslar başlamadan birinin adına tempo tutmak, tarafsız olunamadığını gösterir. Burada yapılması gereken hareket; kim daha başarılı bir şekilde doğaçlamasını yaparsa, ona alkış tutmaktır. Ne yazık ki bazı arkadaşlarımız bunu yapabilecek olgunlukta değillerdi. Yarışma öncesi “Sehabe hayranlarını getirir, Beta oraya kızları doldurup alkışlatır” gibi önyargılı yaklaşımlar vardı. Ancak bunlar gerçekleşmedi. Bunun yerine, Eskişehir’den Allâme ve Joker‘i desteklemeye gelenler ile Bursa’dan Arslantürk adına orada olanlar bu haksızlık şüphelerine yol açtı. Eminim bu üç yarışmacı da böyle bir şey amaçlamamış ve gayet iyi niyetli bir şekilde yarışmaya katılmışlardı. Ama bu kitleler, birçok insanın bu yönde düşünmesine yol açtı ve açıkçası, bu üç yarışmacının da freestyle performansı bu kitlelerin gölgesinde kaldı. Demin yazdığım anlamsız önyargıları dile getiren hayran topluluklarının aynı şekilde tutucu ve taraflı eylemlere kalkışması ise oldukça ironik oldu.

İyi ve kötü performansları incelemeden önce son bir parantez daha açmak istiyorum. Yarışmaya katılan 16 kişinin isimleri kura çekimi öncesi tek tek okundu. Her isim coşkulu bir şekilde alkışlanırken, “Sehabe” adı okunduğunda yuhalandığını işittik. Bu son derece terbiyesizce bir hareketti. Eğer bir kişiyi beğenmiyorsanız -ki freestyle yarışmalarında bunun önemi yoktur, her şey sahnede belirlenir- yapacağınız tek şey susmaktır, alkışlamamaktır. Birini yuhalamak yalnızca sizin eğitimsiz biri olduğunuzu gösterir. Bu önyargılı arkadaşları bir daha hiçbir Hiphop organizasyonuna gelmemeye davet ediyorum. Oradaki herkes aynı takımın oyuncusu. Neredeyse hepsi birbirleriyle gayet içi geçinen, samimi arkadaşlar. Oysa bazı holiganlık yönü fazla gelişmiş “taraftarlar”, takımlarındaki kimi oyuncuya alkış tutarken kimisine gereken saygıyı bile göstermekten aciz durumda.

Beklentinin Altında Kalanlar

1. Joker: Yarışma anketlerinde adı en çok geçen isimlerden biriydi. Ancak yarışmada bu beklentiyi karşıladığını söylemek pek doğru olmayacaktır. Kaplan’ın düşük performansı sonrası ilk turu rahat geçti. Kamufle’yle çeyrek finaldeki kapışması ise beklendiğinden çok daha çekişmeli geçti. Benim düşüncem Kamufle’nin daha iyi olduğu yönündeydi. Seyirci etkeni burada devreye girdi ve yarı finale çıkmayı başardı. Yarı finalde ise Ais Ezhel‘ın gazabına uğradı ve yarışmaya veda etti.

2. Allâme: Evet, finale kadar çıkmayı başardı ve finalde Ais Ezhel‘i oldukça zorladı. Ama birçok insan kendisinin yarışmayı rahatlıkla kazanmasını bekliyordu. Oysa ilk turu bile şüpheli bir şekilde geçebildi. FlowArt ile karşılaştığı ilk kapışmasına oldukça iyi ve formda başladı, buna rağmen rakibinin hiç beklenmedik akıcı ve sağlam sözleri sonucu seyircilerle birlikte kendisi de hayli afalladı. İlk turun ikinci bölümünde performansının biraz düştüğünü gözlemledim ve bu tur sonunda benim oyum FlowArt‘tan yanaydı. Seyirci alkışının yaklaşık yüzde 55’ini alarak üst tura Allâme çıktı. Bana göre final dışında en iyi kapışma Allâme FlowArt oldu, ama bu kapışma FlowArt‘ın galibiyeti ile sonuçlanmalıydı. Laneth karşısında haklı bir zafer elde eden Allâme, Selim Muran‘a karşı ise yine tökezledi ve Eskişehir seyircisinin alkışlarına ihtiyaç duydu. Sonuç olarak, eminim ki hayranları kendisinden çok daha iyi bir performans bekliyorlardı ve bu beklentiyi tam anlamıyla karşılayamadı.

3. Knock Out: O da insanların çok yüksek performans beklediği isimlerden birisiydi. Selim Muran‘la kapıştığı ilk turun ilk bölümü sonucunda turu geçecek gibi görünüyordu. İkinci bölümde ise tam anlamıyla serbest düşüşe geçti ve bunun doğal bir sonucu olarak elenmekten kurtulamadı. Stili diğer isimlerden farklı görünüyordu, üst turlara kalsa eminim yarışmaya daha fazla renk katabilirdi, olmadı.

Beklentinin Üzerine Çıkanlar

1. FlowArt: Kendisine kimse şans vermiyordu. Diyeceksiniz ki “e zaten ilk turda elenmedi mi?”. Elendi, ama bana göre elenmemeliydi. İlk turda Allâme ile eşleşti ve tur boyunca -sanıyorum bütün salon şok içerisindeydi- Allâme‘yi sürklase etti. Şarkılarında dinlemeye alıştığımız eğlenceli kimliğinden eser yoktu sahnedeyken. Sonuna kadar sert, sonuna kadar battle bir tarz benimsemişti ve bu stilde şaşılacak derecede başarılıydı. Gitmemiş olanlar DVD’yi alınca görecekler, gitmiş olanlar zaten gördü ki o deyim yerindeyse “dalga konusu” olan FlowArt, aslında standardın çok üstünde ve Allâme‘yi dahi yarışmanın dışında itebilecek kapasitede bir freestyle yeteneğine sahip. Ben ne büyük bir Allâme dinleyicisiyim, ne de FlowArt dinlerim. Ama bu kapışmayı izledikten sonra oyumu hiç düşünmeden FlowArt‘tan yana kullandım. Ne yazık ki seyirciler aynı objektiflikte olamadılar.

2. Sehabe: Aslında benim değil, genel beklentinin üzerine çıktı demek daha doğru olacaktır. Ben Sehabe‘nin müziğini çoğu kişiden daha iyi bildiğim için, battle konusunda ne kadar iyi olabileceğini, ne kadar zekice sözler seçebileceğini biliyordum. O nedenle kendisinin bu yarışmada gayet başarılı olacağından emindim. Her ne kadar önyargılı seyirciler çoğunlukta olsa da, Sehabe bunları susturmayı başardı ilk kapışma sonrası. Beni iyi tanıyanlar, Türkçe Rap’te en çok dinlediğim ismin No.1 olduğunu bilir. Ama bu bir freestyle yarışma ve gerçekçi olunmalı: Sehabe, No.1‘e çok büyük üstünlük sağladı ilk turda ve haklı bir şekilde üst tura yükseldi. No.1 de kendisine hakkını teslim etti kapışma sonrasında. İnanıyorum ki bu yarışma, Sehabe‘nin birçok kendini bilmez kişinin öne sürdüğü gibi “karı-kız müziği” yapmadığını kanıtladı (bu cümleyi Berk İnkaya bizzat bana aktardı, “bu adam karı-kız müziği yapmadığınu şu anda kanıtlamıştır bana” diyerek) ve umuyorum ki bu yarışma sonrası Sehabe, hak ettiği saygıyı görebilecek yeraltı piyasası tarafından. Yarışma öncesi onu yuhalayanların kendilerini yuhalama zamanı geldi artık.

3. Selim Muran: Rap’i çok eleştirilen bir isimdi ve yarışmada başarılı olacağına olan inanç son derece azdı. İlk turda K.O. ile eşleşince, K.O. hayranları çok mutlu olmuştur sanıyorum. Çeyrek finalin cepte olduğunu düşünmüşlerdir. Hiç de öyle olmadı. Sonuna kadar kazanmayı hak ettiği iki turu kazanarak önce çeyrek, sonra da yarı finale çıkmayı başardı Selim Muran. Demin bahsettiğim üzere Allâme karşısında da bana ve birçoklarına göre az bir farkla üstün olan taraftı, şahsına özel seyircisi olmamasının sonuçlarına katlanmak zorunda kaldı.

Benim görüşüme göre -kesinlikle tarafsız bir görüştür- iki eşleşme dışında hak edenlerin kazandığı bir yarışma oldu (Allâme Selim Muran kapışması dışarıda tutulabilir. Selim Muran bir adım önde gözükse de arada çok fark yoktu ve Allâme‘nin kazanması büyük bir haksızlık sayılamazdı). Bunlardan birincisi demin bahsettiğim Allâme FlowArt kapışması, diğeri ise yine ilk tur kapışmalarından Taha Player Arslantürk eşleşmesi. Taha Player‘ın çok daha üst düzey bir performans sergilediğine salonun tamamı şahit olurken, bu duruma fiziksel bir şekilde tepki verebilenlerin sayısının bir hayli az olması üzücüydü. Yarışmanın galibi Ais Ezhel ise ilk turdan itibaren bu ünvanı hak ettiğini gözler önüne serdi. Daha önce müzikal açıdan kendisini pek takip etmemiş olan beni yarışmayı kazanması gerektiğine bu kadar güçlü bir şekilde ikna edebiliyorsa, bu adam işini iyi yapıyor demektir. Kendisine tebriklerimi sunuyorum. FK3 ne zaman yahu? Beklemeye başlayalım şimdiden.

Can ÖLKEN



1- Sercan Tunçtan (SEC) – Fade Out (Beat 2)

2- Utku Gürgen – Değişime Faktör (Beat 5)

3- Mert Umul – CommerGround (Beat 5)

4- Fatih Uslu (Hidra) – Hiphop Zindanı (Beat 2)

5- Ezgi Okşaş (Rapez) – Şüphe Yok (Beat 3)

6- Tamer Dağaş (Mikro-T) – Kabasakal (Beat 2)

7- Ozan Bilen (Özgür Ozan) – Her Yanımda Yansın (Beat 2)

8- Nisan Metin (Gümüşpalalı) – Yeraltında Kanayan Bir Şey Var (Beat 6)

9- Nurçin Çelik – Dört Duvar (Beat 1)

10- Ahmet Toygar (Kösty) – Durma Orda (Beat 5)

11- Burak Yolaçan (Pinhan) – Bu Kaçıncı Korkum (Beat 6)

12- Sefa Çıracı – Hip Hop Değil Bu (Beat 1)

13- Efecan Doğan – Yalan (Beat 3)

14- Melih James Kenneth Godkin (Tasfir) – Yolu Yok (Beat 1)

15- Bilâl Kır (Sâika Efgân) – Yüksek Hızda Yalnız Kalmak (Beat 3)

GYRY Final Albümü: http://www.mediafire.com/?h1a5dindpjdhyl4

GYRY Final Albümü Snippet: http://www.mediafire.com/?8pa2ip0t8z7mver


Başlıktan anlayabileceğiniz gibi, bu incelemede Türkçe Rap’in ayrılmaz ikililerine göz attım. Liste için araştırma yaparken, Türkçe Rap’te çoğu ismin grup olarak bir araya gelmek yerine tek başına iş yapmayı tercih ettiğini gördüm. Bu açıdan müziğimizde bir grup eksikliği olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. MC’ler, ortak albüm yaptıklarında dahi bir grup olarak anılmak yerine isimlerini tek tek yazarak (örnek: X ve Y) albümü o şekilde çıkarmayı yeğliyor. Bu sebeplerle seçim yapmam bir hayli zor oldu.

Önce bir iki konuya açıklık getirmek isterim. Şu an faal bir grup olan veya kariyerlerinin herhangi bir bölümünde bir grup adı altında toplanmış ikilileri listeye dahil etmedim. Buna örnek olarak Sorgu ve Kodes’i, No.1 ve İzah’ı, Narkoz ve Fersah’ı, Başar ve LT’yi verebiliriz. Grupları iki ayrı kişi olarak değil, bir bütün gibi görmenin daha doğru olacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra, zamanında ortak çalışmaya imza atıp şu sıralar yollarını ayırmış isimleri de listeye almadım. Ema ve Mirza, Bela ve Şanışer, Savlet ve Xir Gökdeniz ikilileri bu duruma örnek sayılabilirler.

Sıralama yaparken en çok dikkat ettiğim şey ise; bahsedilen ikilinin birbiriyle uyumuydu. İki büyük ismin ortak bir çalışma yaptıklarında üst düzey bir iş çıkma garantisi olmadığı gibi, pek de ünlü olmayan iki ismin bir araya gelerek önemli işlere imza atma şansı vardır. Bu açıdan ikilideki isimleri değil, ortaya çıkan müziğin kalitesini ve birbirlerine uyumlarını ön planda tutmayı daha doğru buldum.

10- Pit10 ve Beta: Ayrı ayrı kendilerini yüzlerce kişiye dinletebilen iki isim. Ortak yaptıkları çalışmaların sayısı da oldukça fazla. Elbette uyumsuz oldukları söylenemez, ancak tarzlarının birbirlerinden çok farklı ve belki de kopuk denebilecek seviyede olduğu da su götürmez bir gerçek. Pit10 kimi zaman sert, kimi zaman ağır tempolu şarkıları tercih ederken, Beta‘nın tercihi eğlenceli çalışmalardan yana oluyor genellikle. Listede onuncu sıradalar.

9- Sahtiyan ve Buura: Birkaç şarkılık 81 albümünü saymazsak (albüme Bora da dahildi), yalnızca bir adet (Senden İyi) ortak albümleri olmasına rağmen çok uzun zamandır beraber iş yaptıklarını söyleyebiliriz. Uyumları gerçekten üst düzey, tarzlarının birbirine yaklaştığı da kesin, yine de müzikal seviyeyi biraz daha yukarı çekmeleri bekleniyor dinleyiciler tarafından.

8- İtaat ve Contra: Onların da yalnızca bir ortak albümü var. Ama birbirlerinin her albümünde en az 1 düetlerinin bulunduğunu görebiliyoruz. Tarzları bambaşka olan iki şarkı “Flowlarım Çok Zengin” ve “Son Gibi” bizlere gösterdi ki; bu ikili her stilde birbirlerini tamamlamayı başarabiliyor. İlerleyen zamanlarda kendilerinin bu listenin daha üst sıralarına tırmanacağını tahmin ediyorum.

7- Rahdan Vandal ve Kerim [Mic Rap]: Keşke daha çok ortak iş yapsalar. Birbirlerini çok iyi tanımaları ve ne istediklerini bilmelerinden dolayı uyumları mükemmele yakın. Her tarzda şarkı çıkarıp kendilerini dinletebiliyorlar. Tek sıkıntı; üretkenliğin dinleyicilerin beklediği düzeyde olmaması. Son zamanlardaki çalışmalarıyla Rahdan olumlu sinyaller verdi bize üretim konusunda, Kerim‘in de ona uyup tekrar mikrofon başına geçmesini diliyoruz. Verdikleri ara fazla uzun oldu.

6- Da Poet ve Patron: Aksi İstikamet albümünün tadı hepimizin damağında kaldı. 2007 senesinin en çok konuşulan albümlerinden biriydi. O albüm sonrası herkes Aksi İstikamet’in bir seri olacağını ve devamının mutlaka geleceğini düşünüyordu. Ancak böyle olmadı ve yapılan açıklamalar sonrası, Aksi İstikamet 2’nin belki de hiç gelmeyeceğini öğrendik. Bu durum kendilerini listede altıncı sıraya düşürmüş olabilir, ama iki ismin toplamda 3 adet yasal albümünün olması, Aksi İstikamet 2’den çok daha değerli.

5- Mozole Mirach ve Sitem Depresif: Yılların birlikteliği sonucunda gelen unutulmayacak albümlere imza attılar. 2006 senesindeki “Sitemin Duan Olsun” albümünden 2010’daki “Geri Çekil”e uyumlarından hiçbir şey kaybetmeden geldiler. Mozz’un karakteristik sesi ve nakaratları, Sitem’in kaliteli verse’leriyle birleşiyor ve ortaya leziz işler çıkıyor. Eminiz bu birliktelik daha uzun yıllar devam edecek ve gelecekte yine yepyeni şarkılar ve albümlerle karşımızda olacaklar.

4- Farazi ve Kayra: Listemizin bir MC ve bir beatmaker’dan oluşan tek ikilisi. Yaptıkları albümlerle Türkçe Rap’e yeni bir soluk getirdiler. Farazi harika sample’lar ile sıradışı altyapılara imza atarken, Kayra da adeta “Storytelling nasıl yapılır?” dersi verdi dinleyenlere. Storytelling tarzını yapmak isteyen bir kişinin dinlemesi gereken ilk isim Kayra, dinlemesi gereken ilk albümler ise Farazi ve Kayra’nın ortak albümleridir. “Tortu” hala hepimizin kulaklarında…

3- Saian ve Karaçalı: Kimilerine göre bu listenin ilk sırasına yazılmalıydı bu ikili. Birlikte muhteşem oldukları doğru, birbirlerini tamamlayıcı özelliklere sahip oldukları doğru, bir araya geldikleri şarkıları dinlemeden bile insanda bir heyecan uyandığı da doğru. Ama ben yine de onları bir iki sıra yukarı kaydırmadan önce “Battle Royale 2” gibi bir şey bekliyorum. Karaçalı‘nın Rap’ten kopacağı haberleri arasında bu ne kadar mümkündür, o da ayrı bir konu. Umuyorum -ve benden başka bir ton insanın aynı hislerde olduğuna eminim- böyle bir şey gerçekleşmez ve bu ikili kulağımızın pasını silmeye devam eder.

2- Defkhan ve Fırtına: Önce Defkhan bizlere sesini duyurdu Almanya’dan. Hafif bozuk Türkçe’siyle kendini yeraltı piyasasına tanıttı ve “bu işte ben de varım” dedi. Ardından Fırtına ile ortak albümleri “All Elementz” geldi. Bir anda herkesin gözdesi oluverdiler. Öylesine bir uyum, öylesine kaliteli müzik tüm piyasanın takdirini kazandı. Yeraltındaki yerlerini bir sene sonra çıkardıkları “Git Gel Amerika 6 Saat” albümüyle pekiştirdiler. Her ne kadar solo olarak başarılı olabilecek potansiyele sahip olsalar da, bir araya geldiklerinde çok daha olağanüstü işler çıkıyor ortaya. Listede ikinci olmayı sonuna kadar hak ediyorlar. Almanya’ya selamlar.

1- Yunus Emre ve Frekans: Yalan söylemeyeceğim, ilk sırayı kime vereceğime karar verirken bu kez sıkıntı yaşadım. Rakipleri gerçekten çok iddialıydı ve onları öne geçiren bir özellik bulmam gerekiyordu. “Insomnia”yı tekrar dinleyince fark ettim, bu listenin birincisi Yunus Emre ile Frekans olmalı. Yaptıkları ilk ortak çalışmadan beri her şarkıda, her albümde kendilerini geliştirdiler ve daha yüksek kaliteleri yakaladılar. Uyum mu? Herhangi bir video röportajlarını izlemeniz bu konuda fazlasıyla ikna olmanız için yeterli olacaktır. Birinin başladığı cümleyi diğeri bitirecek kadar iyi tanıyorlar birbirlerini. Müzikal istekleri ve zevkleri de oldukça benzer. E daha ne olsun? Listenin haklı birincisi oldular.

Can ÖLKEN


 Bilindiği üzere Da Poet, “Poetika” isimli ilk yasal albümünü 6 Mayıs 2011 tarihinde piyasaya sürdü. Her albümde olduğu gibi dağıtım sürecinde ufak gecikmeler yaşanmış olsa da, nihayet herkes bu arşivlik denebilecek albümü dinleme fırsatını elde etti. Korsanın ne kadar önüne geçilebilir bilinmez, ama sadık Rap dinleyicisinin bu albümün satış rakamlarını hak ettiği seviyeye doğru çekeceğine olan inancım tam. Albüm hayırlı olsun diyelim.

Dün akşam, yani 13 Mayıs Cuma günü düzenlenen Poetika Albüm Tanıtım Konseri’ne Gerçek Yeraltı ekibi olarak katılma fırsatı bulduk. Konserin her açıdan çok olumlu geçtiğini söylersem yalan olmaz. Konsere her gelenin en az benim kadar keyif aldığına ve evlerine dönerken kafalarında hala konserle ilgili görüntülerin döndüğüne eminim. Mekana girişteki damgalama olayından Live Band‘in sunduğu benzersiz canlı müziğe kadar her şeyin profesyonelce hazırlanmış olduğu söyleyebilirim. Bu kusursuza yakın ve haliyle standart Rap partilerinden oldukça üstün organizasyonu yapanları da kutlamak gerekiyor mutlaka.

Konserin bu denli pozitif bir atmosfer içinde geçmesinin başlıca iki sebebi olduğu kanısındayım:

1- 18 Yaş Sınırı: Şu zamana kadar çok sık denenmiş bir durum değildi esasında bu. Patron, Professional albümlerinin lansmanında böyle bir uygulamayı tercih etmiş, ancak katılımın yeterli düzeyde olmadığı görülmüştü. Bu yüzden konser öncesinde insanların aklında bu tarz soru işaretleri vardı. İnsanlar, endişelerinin boşa olduğunu “Dogz Star” isimli mekana ilk adım attıkları anda fark etmiştir sanıyorum. Mekanın -ikisinden sahneyi görebildiğiniz- üç katı olmasına rağmen, iğne atsanız yere düşmeyecek yoğunlukta bir insan kalabalığı söz konusuydu. Dinleyici yaşının çok düştüğü ve kitlenin kalitesizleştiğinin iddia edildiği bir ortamda, 18 yaş sınırı olan bir partide böyle manzaralar görebilmek çok sevindirici doğal olarak.

Benim için en kritik nokta ise şuydu: İnsanlar bu konsere gelirken X veya Y kişisini görebilmey,, o kişiye yakın olabilmeyi değil, X veya Y kişisinin müziğini dinlemek amacını gütmüşlerdi. Müzisyenlerin istediği durum, doğru olan da buydu zaten. Bu durumda 18 yaş sınırının çok büyük payı olduğuna inanıyorum. Diyeceksiniz, “18 yaş altındaki kitlelerde hiç mi bilinçli insan yok?”. Elbette var, hatta bu tanımlamaya uygun kişilerle bizzat tanışmışlığım da var, ama bu bilinçli 18 yaş altı kişilerin azınlıkta olduğu da bir gerçektir ne yazık ki. Bilinçsiz kitleden bahsederken herkesin örnek gösterdiği, “çığlık atan kızlar”, “şarkıyı kelimesi kelimesine bilen çocuklar” gibi kitleler değil benim karşı çıktıklarım. Kızlar çığlık atabilir, kendini parçalayabilir, sahneye çıkmaya da çalışabilir. Bırakın 18 yaş üstünü, 40 yaşında bunu yapanlar da var. Ama en azından Hiphop nedir, Rap nedir, şu karşınızdaki adam yıllardır neyin savaşını veriyor onu bilin de çığlığınızı öyle atın bari.

2- Rap Camiasının Desteği: Beni gerçekten de etkileyen bir olaydı dün geceki tablo. Türk Rap piyasasının birçok önemli ismi, yalnızca Da Poet’e destek olmak ve onun şarkılarına eşlik etmek için Dogz Star’daydı. Başta Ceza olmak üzere Fuat Ergin, Patron, Hayki, Ema, Elçin Orçun, Taha Player, Crowl, Kayra, Sorgu, Sehabe, Ados Mekanize, DJ Fonetik, Firar, Sansar Salvo, Pit10, Beta, Selim Muran benim gözlemleyebildiğim isimlerdi. Bu isimlerin çoğunun sahneye çıkmadığını ve sıradan bir dinleyici olarak organizasyona katıldığını da belirtmek durundayım, daha etkileyici olan buydu sanırım. Hiphoplife ailesini de oradaydı her zamanki gibi. Eminim çok daha fazla isim mekanda bulunuyordu ve desteklerini esirgemiyorlardı.

Bu durum; Türkçe Rap’te birlik olmanın imkansız olmadığını gösterdi bizlere. Her ne kadar zaman zaman (aslında sıkça) birbirimize giriyor, kendi içimizde kavgalar ve kopukluklar yaşıyor olsak da, aslında göremediğimiz bir şey var: Türkçe Rap bir bütündür. Eğer farklı tarzlardan ve -en önemlisi- farklı şehirlerden bu kadar sanatçı bir albüm tanıtım partisi için bir araya gelip desteklerini birleştirebiliyorsa; bunu dinleyiciler de yapabilir. Eminim ki oradaki herkes birbirine bayılmıyordu, hatta yine eminim ki araları bozuk olan insanlar da vardı orada dün akşam. Ancak bu durum, aynı mekana gidip Da Poet‘i dinlemelerini ve yeni albümün şarkılarını hep bir ağızdan söylemelerini engellemedi.

Bir kişinin müziğini beğenmiyor olmanız, o kişiden nefret etmenizi gerektirmez. Sevdiğiniz bir sanatçının bir başkasını sevmiyor olması, o sevilmeyen kişiye kin duyma zorunluluğunu getirmez size. Bunların yapmanız ne sizi bir başkasının gözünde yüceltecektir, ne de o beğenmediğiniz ismin -sizin dilediğiniz gibi- piyasadan silinmesine yol açacaktır. Bunlar yalnızca müziğimizi geriye götürecektir. Sevilen ve sevilmeyeniyle, dinlenen ve dinlenmeyeniyle, yeraltı ve yerüstüyle bir bütün olmayı başarabilmeliyiz. Ceza‘nın Sagopa ile tartışmalarının ilk başladığı dönemdeki söylemlerini hatırlayın: “Biz Sagopa’yla kavgalı olabiliriz. Ama siz bu kavgada bir taraf seçmek zorunda değilsiniz, Ceza’cı ya da Sagopa’cı olmak zorunda değilsiniz. Türkçe Rap adına birlik olun.

Can ÖLKEN

Anket: Flex Ustaları

Posted: 09/05/2011 in Anketler