Archive for July, 2011

Rap’in Tanımı

Posted: 27/07/2011 in İnceleme

Başlık sizi yanıltmasın. Elbette bu yazıda Rap’i tanımlamak gibi bir niyetle yola çıkmış değilim. Tupac ile Biggie’nin ölümlerinden sonra dünya üzerinde bu tanımı yapabilecek sayılı insan kaldı. Oysa kendi piyasamızda her gün böyle bir tanımlamaya kalkışanları, Rap nedir ve ne değildir konusu üzerine uzun uzun vaaz verenleri izliyor, ama onları susturmaya çalışmak yerine kafa sallayıp geçmeyi tercih ediyoruz. Tupac’ı ölümünün 15. yıldönümünde saygıyla anmayı akıl ediyoruz da niye bizlere bıraktığı mirası korumaya yanaşmıyoruz?

Bilgisayar ve internet tabii ki çağımızın en büyük teknolojik buluşlarından ikisi. İnsanlar arası etkileşimi, fikir alışverişini ve zaman zaman kopmaya yüz tutmuş iletişimi parmaklarımızın ucuna kadar getiren önemli hizmetlere sahibiz. Ancak bilindiği üzere, her olumlu gelişmenin bir de karanlık tarafı mevcut ve görüldüğü kadarıyla şu sıralar, Türkçe Rap piyasası bu karanlık tarafın sancısını fazlasıyla çekiyor. Nasıl ki teknolojik ilerleme savaşlarda etkili olup kılıçtan silaha geçişe sebebiyet verdiyse ve savaşta işaret parmağı olan her insanın herhangi bir fiziksel gelişim gerekmeksizin diğerleriyle eşit konuma erişimini sağladıysa, aynı şey o el üstünde  tuttuğumuz Rap müzik piyasamızda da yaşandı. Da Poet, Kör Dövüşü şarkısında şöyle der: “İnternet icat oldu, mertlik bozuldu.”

Okumuş olduğunuz iki paragraftaki düşünce ve önerilerin kesiştiği bir nokta var: Sevgili Türkçe sözlü Rap müzik dinleyicileri. İnternet kullanımının yaygınlaşması ve müziğimizde verilen ürünlere erişim süresinin haftalık, aylık dilimlerden saniyelere inmesi, birçok yeniliği de beraberinde getirdi. Olumlu düşünecek olursak; sanatçıların üretimlerine karşılık çok daha hızlı geri dönüş alabildiklerini ve dinleyicilerle yakından iletişim sağlayabildiklerini söyleyebiliriz. Olumsuz taraf ise Türkçe Rap dinleyicisinin büyük bölümünün –sayısız sanatçının dile getirdiği gibi- bilinçten çok uzak olması. Eğer Pop müziğe gönül vermiş iseniz ve o türdeki şarkılara hayranlık besliyorsanız, kimse sizden Pop müzik tarihini incelemenizi, verilmiş eski eserlere göz atmanızı veya Pop’un efsane isimleri hakkında bilgi sahibi olmanızı bekleyemez. Yapacağınız tek şey; hoşunuza giden melodileri dinlemek ve dört gözle yeni çalışmaları beklemektir. Rap müziğin diğer türlerden farklı olmasının önemli nedenlerinden birisi işte tam burada yatar. Pop dinleyen yeni nesil Mustafa Sandal’ı tanımadığında kimse garipsemezken, Rap dinlediğini öne süren gençler Tupac, The Notorious B.I.G., Nas gibi isimleri bilmiyor ise ayıplanır. Bu doğru bir yaklaşımdır. Buna “bilinçsiz olma durumu” denir. İnternet dünyayı odamıza kadar getirirken, bizim kendi müziğimiz hakkındaki bilgilerimiz koca bir sıfıra eşitse, burada görmezden gelinemeyecek büyüklükte bir sorun vardır. Türkçe Rap dinleyicisi için bu sorunun başka bir boyutu da problemin farkında olmamaktır.

Bir Türkçe Rap sanatçısı olduğunuzu farz edin. Bu işe yıllarınızı vermiş ve artık müziğinizde belirli bir olgunluğa ulaşmışsınız. Her zaman yaptığınız gibi salt dinleyici mutluluğu amacı güderek yeni bir şarkı kaydediyor, Hiphop portalları üzerinden insanlara sunuyorsunuz. Her sitede olduğu gibi, haberinizin altından insanların sadece insan oldukları için yorum yazma haklarının bulunduğu bir bölüm var. Buraya göz atmaya niyetleniyorsunuz. Yaz sıcağında stüdyoya kapanıp günlerinizi harcadığınız şarkınızın altında şöyle yorumlara rastlıyorsunuz: “Bu Rap değil”, “Mixler kötü”, “sen Rap yapma”. Yorum yapan insanların kim olduğunu merak ediyor ve ufak bir araştırma yapıyorsunuz. Araştırma sonucunda sizi gülmek ve ağlamak arasında ikilemde bırakan sonuçlarla karşılaşıyorsunuz. Çünkü yorumcuların yaşı, sizin müzik yaptığınız sene sayısından bile az. Bu durumda nasıl hissedersiniz? Bu kitleye tekrar bir şarkı veya albüm sunmak için tek bir sebep bulabilir misiniz? İşte Türkçe Rap’imizin nadide isimleri şu anda tam da bu hissiyatı yaşamaktalar. Ve hak ettikleri saygıyı görebilmeleri için bu örnekteki gibi hayatlarının yarısını bu müzikte bir yerlere gelmeye çalışmakla harcamış olmaları da gerekmiyor esasında. Yine de maalesef istisnasız her sanatçımız bu durumla karşılaşıyor, ister X tarz Rap yapsınlar, ister Y tarz. İster A yakasında otursunlar, ister B yakasında. İster bol pantolonla gezsinler, ister takım elbiseyle.

Hiphopçıların maruz kaldıkları “Rap bu değildir” başlıklı yorumun cehaletin sınırlarını zorlamasının teknik boyutu da incelenmeli. Bilincin “b”sine sahip olmamalarına karşın Hiphop konusunda doktora yapmış havalarına bürünen zeka küplerinin klişe haline getirdikleri bu cümle, dudak uçuklatan yanlışlıklar içermekte. Öncelikle Rap’in tanımına dair en ufak söylemi dahi ağzına almayı hak etmeyen kişilerin “Bu gerçek Rap’tir, bu değildir” diyebiliyor olması, önceden bahsetmiş olduğum teknolojinin karanlık yüzüyle açıklanabilir. İnternet kavramının dünya üzerindeki her insana eşit uzaklıkta davranmasının olumsuz etkisidir bu. İslamic Force ismini önce duymamış veya daha önce duymuş ancak araştırma gereği görmemiş ve kendisine “dinleyici” deme cesareti bulan insanların, sağda sola yapılan Rap’in gerçekçiliği, neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında ahkam kesebiliyor olması düşündürücü.

Değinilecek son nokta bahsedilen konu hakkında mantıklı fikir edinilebilmesi amacıyla sanatçı isimleri içerecek. Mutlaka farkındasınızdır, konusu ve kullanılan üslup açısından Rap müziği alt başlıklara ayırmak çoğu zaman mümkündür. Sorgu’nun son albümünde görebileceğimiz sosyal ve politik söylemlerin daha fazla olduğu şarkılar, Sansar’dan, Pit10’dan duymaya alıştığımız baş kaldırılmak istenen durumları dile getiren şarkılar, MT’nin aktif olduğu senelerde sıkça örneklerini verdiği özlem, sevgi, aşk konularıyla harmanlanmış yavaş tempoda şarkılar, İtaat, Yunus Emre, U.L.a.Ş gibi isimlerin tercih ettiği eğlenceli şarkılar bunlara örnek sayılabilir. Tüm bu başlıklar bir araya geldiğinde şu hayranlıkla dinlediğimiz Rap müziği oluşturuyor, ancak görüldüğü üzere, Rap’i parçalayıp bu tarzlardan bir tanesini Rap’in sözlükteki karşılığına eşitleyerek yola devam etmeye çalışanlar var. Böyle bir çaba kesinlikle kabul edilemez. Rap müzik asla tek türe indirgenerek tekdüzeleştirilebilecek bir müzik türü olmamıştır ve olmayacaktır. Bunu yaptığımız takdirde anlatılan konuların çeşitliliği ve özgür ifadeleriyle övdüğümüz Rap’in, tek konusu aşk olan Pop müzikten hiçbir farkı kalmayacaktır. Bu nedenle asla “Gangsta Rap” türünde bir şarkı “Rap budur” olarak yorumlanamaz veya duygusal bir Rap şarkısı gerçek Rap olmamakla suçlanamaz. Rap’in konusu dünyadır ve dünyada her duyguya, her olaya, her insana her vardır. Rahatsız edici şöyle bir durum da mevcut: Hayatının hiçbir bölümünde “gerçek Rap’i ben yaparım” demeyen sanatçılara “sen Rap yapmıyorsun” sözleri ile sataşıldığına rastlıyorum. Bu sataşmalar bilinçli insanları güldürmekten öteye gidemez. Bir buçuk sene önceki Gerçek Yeraltı programında “benim yaptığım müzik türü Rap değil” diyen Şanışer’i gerçek Rap’i icra etmemekle suçlamak, LeBron James’i halı sahaya davet edip gol kaçırdığında alaya almakla aynı şeydir.

İnanın bana, önünüzde tüm bu imkanlar varken dinlediğiniz müzik türünün geçmişi hakkında bilgi edinebilmek hiç de zor değil. Rap ve Hiphop’a dair hatırı sayılır bir dağarcığa sahip olmak, bu kültürün bir parçası olabilmek için gerekli. İndigo, “ben Rap’in içine doğdum” diyor ama emin olun o da bunu diyebilmek için uzun, yorucu, zahmetli ama bu işe gönül verdiğinizde bir o kadar keyifli hale gelen bir çaba sarf etti. Rap’in tanımını yapabilmeye hak kazanmak için senelerce uğraştı ve başardı. Peki siz bu tanımı yapma mertebesine erişebilmek için neler yaptınız?

Alıntılandığı adres: Doktor Hiphop – Rap’in Tanımı



Bu incelemede nisan, mayıs ve haziran aylarına müzikal ve magazinsel açıdan damgasını vuran MC’ler, bir bütün olarak en başarılı, en takdir edilesi albümler ve son olarak bu üç ayın en kayda değer şarkıları ele alınmıştır. Genel bilgi vermek gerekirse; MC sıralamasında dinleyici gözlemi yapılmış ve kişisel görüş arka planda bırakılarak en çok gündemde kalan isimler sıralanmıştır. Albüm sıralamasında hem kişisel beğeniler, hem de dinleyiciden alınan tepkiler bir araya getirilerek liste oluşturulmuştur. Son üç ayın en iyi 10 şarkısının listelendirilmesinde ise şahsi zevk ve düşünceler bir numaralı etken durumundadır.

Basınımızda kendisine en çok yer edinen 10 MC ile başlıyor panorama:

Top 10 MC

10. Red: Birkaç ay öncesine kadar ismi çok duyulmuş değildi. Daha çok işlerin prodüksiyon kısmındaki başarısı ile göz dolduran, ama aynı zamanda gelecek vaat ettiği gözlerden kaçmayan bir isimdi. Kamufle ile tamamladıkları albüm çalışması; belki de ilk kez adının gerçek anlamda zikredilmesini sağladı. Albümün prodüksiyonunu neredeyse tek başına üstlenen Red, hem altyapılarda, hem de vokallerinde vasatın çok üzerine çıkmayı başardı. Gelecek aylarda daha sık karşılaşacağımız isimlerden birisi.

9. Yunus Emre: Genelde insanlar kendisini Frekans’la yaptığı çalışmalar ile anmayı tercih ediyor. Oysa Yunus Emre, solo olarak da en az ortak çalışmalarda olduğu kadar yüksek performans verebilen bir isim. Birkaç yıl öncesinde startını verdiği Süper Kahraman projesini “Final” albümüyle bitiren Yunus Emre, yine dinleyicilerini yanıltmadı ve kalitesini koruduğunu, müzikalitesini bir seviye yukarı taşıyabildiğini gösterdi bu kısa ama etkili albümüyle.

8. İndigo: Esasında o da Ais Ezhel gibi son aylarda müzikal açıdan çok üretken bir görüntü içinde değildi. DJ Artz ile hazırlamakta olduğu albümün müjdesini çektiği tanıtım videolarıyla vermesi, İndigo’nun dinleyicilerle şarkı paylaşmadığında bile ne kadar aktif olduğunun bir kanıtı gibiydi. Bu tanıtım videoları olağanüstü ilgi topladı. İndigo’nun samimi tavırları, kendinden emin duruşu ve olaylara mantıklı yaklaşımları, insanların kendilerini İndigo’ya daha yakın hissetmelerini sağladı. Geçtiğimiz haftalarda piyasaya sunmaya karar verdiği “Vicdani Redci” ise Türk Rap piyasasının bir anlamda doruk noktalarından birine taşıdı kendisini. Olumlu ve olumsuz tonlarca geri dönüş aldı bu şarkı. Son derece cüretkar bir girişim olan bu çalışma, müzikal açıdan bakıldığında müthiş bir seviyedeydi kesinlikle.

7. Santi aka Universe: Son albümüyle piyasa kendisini daha yakından tanıma şansı bulmuştu. Kimisi onu başarılı bulurken, kimisi “taklit, yapmacık” yakıştırmalarını uygun görmüştü. Bu tür yakıştırmalar, kendisini daha da kamçılamış ve kalitesini daha yukarı çekmesine yardımcı olmuş göründü. 2011’in ikinci üç aylık diliminde adını sürekli duyduğumuz bir isim oldu Santi. Video klibi, zaman zaman dinleyicilerine sunduğu videolar, müzikal anlamda durmak bilmeyen üretkenliği ve yeni saç stili ile seven sevmeyen herkesin tanıdığı bir isim haline geldi. Sene bitmeden adını yine duyacağımızdan şüphe duymamalıyız.

6. Kamufle: S.O.N. albümü ve yer aldığı projelerle 2010’un son ayları ve 2011’in başında beri yükselişte olan Kamufle, Red ile ortak yapım olan “Gravür” albümü ile yeraltındaki yerini daha da sağlamlaştırdı. Zaman zaman “ergen şarkıcısı” yorumlarına maruz kalan sanatçı, bu albümün yardımıyla kendisini eleştirenlere net cevaplar gönderdi. Kendisini pek de yakından tanımayanların kafalarında oluşmuş hatalı Kamufle imajını yerle bir edip yerine olması gereken görüntüleri yerleştirdi. Tepki’nin durumuna benzer olarak, onun da ilerleyen dönemlerde göreceği saygının artacağını söyleyebiliriz. Freestyle King’de de beklenmedik derecede başarılıydı.

5. Taha Player: İlk çeyreğin yıldızı olmuştu, bu çeyrekte de üretkenliğinden bir şey kaybetmemiş gibi gözüküyor. Tamamen sıfırdan üretilmiş bir albüm olmasa da, oldukça ses getiren bir çalışma oldu “Mixtape Shit”. Her yeni çalışmasında Rap’ten uzaklaşmamasını dileyen insanların sayısı artıyor. Bana kalırsa Taha’nın Rap’i bırakma şansı, Lionel Messi’nin Real Madrid’e gitme şansıyla eşit. Bu üç aylık periyotta Taha Player’ı gözlemleyebildiğimiz bir diğer proje ise Freestyle King oldu. İlk turda elenmesine rağmen çoğunluğun hafızasına 16 yarışmacının en yaratıcı ve başarılı 3-4 freestyle performansçısından biri olarak kazındı.

4. Tepki: Bandrollü albümü hala bekleniyor, ancak gözlemlediğim kadarıyla uzun yıllar sonrası ilk kez dinleyiciler kendisini tanımaya, amacını anlamaya başladı. “Amerikan özentisi” diyenler azalırken takdir edenler artıyor son süratle. Hiphoplife’ta yayımlanan video röportajı ve 8 Nisan’daki Gerçek Yeraltı programı da kendisini ifade edebilme açısından önemli şanslar oldu ve sanırım Tepki, uzun zamandır hak ettiği saygıyı geç de olsa görebilecek konuma geldi. Ha “Diktatör” albümünü mü soruyorsunuz, yeni çalışmalara göz kırpmış Tepki. Bandrollü albüm hakkında büyük beklentiler içerisinde olmalıyız. Colin Kazım hariç.

3. Allâme: 2011 onun yılı olacak gibi görünüyor. Daha senenin ilk aylarında, Freestyle King ve Manik Depresif öncesi bile sıkça gündemde olan ve oluşturduğu kemik dinleyici kitlesi ile dikkat çeken bir isimdi. Üretkenliği ve bir kısım Rap dinleyicisinin özlemini çektiği “battle” tarzındaki üstün başarısı, onu yeni neslin önderlerinden biri haline getirdi. FK2 öncesi favori gösterilen isimlerden olması, sevildiği ve takdir edildiğinin bir göstergesiydi. Finale kadar kalarak dinleyicilerini mahcup etmedi, hemen bir ay sonrasında ise beklenen albümünü piyasaya sürerek son iki aya adeta damgasını vurdu.

2. Ais Ezhel: Nisan, mayıs ve haziran aylarından oluşan çeyrek yıl içerisinde kendisini müzikal açıdan büyük bir üretkenlik içerisinde göremedik. Kamufle ve Red’in albümündeki “Sekiz” isimli şarkı ve şarkıya çekilen klip haricinde dinleyicilerine yeni bir çalışma sunmadı. Aslında bunun nedeni de aşikardı: Hiphoplife Freestyle King 2. Tam dört sene sonra düzenlenen Freestyle King serisinin ikincisine katılan Ais, rakiplerini birer birer ekarte ederek zafere ulaşmasını bildi. Renkli kişiliği ve samimi tavırları ile taraflı tarafsız herkesin ilgisini çeken bir sima görüntüsü çizen Ais Ezhel, dinleyicilerin adını en çok telaffuz ettiği isimlerden biri oldu son üç ayda.

1. Da Poet: Bu kez MC sıralamasının ilk basamağı için hiç çekişme yaşamadım listeyi hazırlarken. Da Poet’in albüm öncesi röportajında da bahsettiği gibi, Poetika albüm çok uzun ve hummalı bir çalışmanın ürünü olarak sürüldü piyasaya. Albüm satışlarına başlanan hafta Da Poet, aynı tarihlerde Tech N9ne’la düeti dinleyicilere sunulan Ceza kadar çok konuşulan bir isim oldu. Bu da DP’nin Türk Rap dinleyicileri tarafından ne kadar ön planda tutulan, ne kadar değer verilen bir isim olduğunu kanıtladı bizlere. Albümün çıkışından sonra düzenlediği lansman partisi de en az albüm kadar renkli geçen, son derece iyi düşünülüp organize edilmiş bir etkinlik olarak akıllarda kaldı. Sonuç olarak; 2011’in ikinci üç aylık bölümünün en aktif ve göz önünde bulunan ismi Da Poet oldu ve basında gerçekleşmeyen Diego Forlán transferi kadar yer buldu kendisine.

Nisan, mayıs ve haziran ayları, Türkçe Rap’te albüm açısından çok zengin bir biçimde geçirilmedi. Artan gece organizasyonları, uzun süredir merakla beklenen Hiphoplife Freestyle King gibi etkenler, birçok ismin müzikal açıdan daha az üretken bir görünümde olmasına sebebiyet verdi. Bir bakıma “az ama öz” üretim görüldü denebilir. En büyük övünç noktası ise; yeraltının iki değerli isminin yeraltında verdikleri -birçok dinleyicilerinin yaşına eşit senelik- mücadelelerinin sonucunu aldıkları bandrollü albümleriyle bu çeyrek senelik bölümde müzik piyasasında kendilerine yer bulmuş olması oldu.

Top 10 Albüm

10. Gri Terminal: İlk çıkışını yaptığı 2009’dan beri çizgisini koruyarak devam eden bir grup No Call “Recently”. Ağaçkakan ve I’mpty’den oluşan grup, mayıs ayında piyasaya hediye ettikleri yeni albümleriyle formlarının zirvresinde olduklarını gösterdiler. Yavaş yavaş kemik kitlesi oturmaya başlayan nadir topluluklardan olan ikili, tamamen sıradışı diyebileceğimiz sound’lar üzerine yaptıkları storytelling bazlı konsept şarkılar ile etkileyici işlerle karşımıza çıkmışlar yine. Geleceği parlak görünen gruplardan biriler kesinlikle.

En dinlenesiler: Yusuf Atılgan Benim Hakkımda Ne Biliyor?, Duende

9. En İyi Rok: Neden ününün bu kadar yayıldığına ve Antakya sınırlarını aşıp ülkenin her tarafına ulaştığına şaşmamak gerek. Knock Out’ın son albümü, bugüne kadar yaptığı işleri özetler nitelikte. Kendine has tarzıyla süslediği 15 şarkılık nefis bir albümle çıkmış yine karşımıza. Albümün tekdüze olmaması, birçok farklı tür ve stilde melodi ile harmanlanmış şarkılarla oluşturulması en büyük artısı olarak çarpıyor gözlere. Fuat Ergin’den hafif modifiye edilmiş bir sözle bitirelim: “Benim sana verdiğim sıra dokuz kanka”.

En dinlenesiler: Harbiden de Harbiyiz, İz Bırakma

8. Gravür: Uzun süredir beklenen albümlerden birisiydi Kamufle ve Red’in ortak albümü. Red’in ustalıkla hazırladığı altyapılar, Kamufle ve yine Red’in başarılı vokalleriyle birleşince ortaya yaratıcı işler çıkmış. Albümde yalnızca bir şarkda düet alınması, bu ikilinin avantajına olmuş. Ortak albümlerde ikilinin düetsiz çalışmaları, birbirleriyle daha iyi kaynaşmalarına ve sonuç olarak birbirlerini tamamlamalarına yardımcı olan bir durum. Albümde bazı şarkıların isimlerinin Türkçe kurallarının hiçe sayması ve uygunsuz kelimeler içermesi; albümün tek negatif noktası diyebilirim. Albüm kapağını müzikalitenin dışında tutmak gerek elbette.

En dinlenesiler: Noolur, Sekiz

7. Final: Süper Kahraman serisinin bitişinde hüzün ve eğlence bir arada yaşandı. Yunus Emre, 2008 senesinde başlattığı seriyi sorunsuz ve başarılı bir şekilde bitirirken takipçilerini hem eğlendirdi, hem de Örümcek Adam’ın ölümü gibi bir final etkisi oluşturdu üstümüzde. Bu serinin bitişi; Yunus Emre’nin yeni, taptaze projeleri olduğunun da bir göstergesi aynı zamanda. Yeni kahramanlar, yeni maceralar, yeni çılgınlıklar bekleyebiliriz kendisinden. Umarız bu sefer albümler daha çok şarkı, şarkılar daha çok saniye içerir.

En dinlenesiler: Küçük Piç, Vaktim Yok, Katliam Zamanı (Remix)

6. Mixtape Shit: Bu adam Rap’i bırakacağım diye bizi mi kandırıyor? Verilmiş sözlerini yerine getirdiğini söylüyor ama her albümde, her şarkıda daha leziz tatlar bırakıyor damağımızda. Bu albümün Türkçe Rap’in en önemli mixtape’lerinden olduğunu söyleyenlerin sayısı hiç de az değil. Taha Player’ı daha önceden dinlememiş olanlar, eski albümlerini karıştırmakla meşgullerdir şu sıralar sanırım. Çok şey kaçırdıklarını düşünüyor olabilirler, haklılar da.

En dinlenesiler: İşimiz Bu, Mezarlık Çalışanı, Mixtape Shit

5. Manik Depresif: Son zamanlarda piyasanın dikkatini çeken birisiydi Allâme. Yaptığı albümler, önemli isimlerle çalışmalar, klipler ve Freestyle King 2, yeni albüm hakkındaki beklentileri çok yukarı çekti. Önceki çalışmalarında daha çok “battle” tarzını tercih ettiği gözlemleniyordu, ancak bu albümde farklı tarzlar da denediğine şahit olundu. Kimileri albümün battle Rap ve alışıldık Allâme sound’unun yoğunluğundaki düşüş sebebiyle yeterli olmadığı savundu. Bana göre yeni tarzlar denenmesi her zaman MC’ye bir şeyler katmıştır ve Allâme de bu konuda başarılı bir iş çıkarmış. Vokalini monotonlaştırmak yerine repertuarına önemli parçalar eklemesi doğru bir tercih.

En dinlenesiler: Booom, Haram, Zor

4. Vokal Anestezi: 10 seneyi aşkın süredir yeraltına altyapı, şarkı ve bilimum türde katkılar sağlamakta olan Rapozof, çok önceden çıkarmış olması gereken yasal albümünü henüz geçtiğimiz ay bizlerle buluşturdu. İçinde klasik Rapozof tarzı diyebileceğimiz şarkıların yanında eski bazı şarkıların yeni versiyonlarına da yer vermesi, uzun süreli takipçilerini eminim mutlu etmiş ve duygulandırmıştır. Albüm, Rapozof’un prodüksiyon işinde ne kadar ustalaştığını da gözler önüne serdi.

En dinlenesiler: Beni Götürün Buradan, At Maskeni, Sonu Yok, Kötü Adam

3. Diktatör: Eğer sıradan Rap soundlarından sıkıldaysanız, bu albüm tam size göre. Çizgisini bozmadan üretkenliğe son sürat devam eden Tepki, alışıldık tarzları bir yana bırakıp kendine özgü işlerle karşımıza çıkıyor yine. Yeraltı piyasasının kimi kesimleri tarafından bir türlü kabul görmemiş oluşuna da albümden bir şarkıyla zekice cevaplar veriyor (bkz. İstediğin). Bandrollü albümünü düşündükçe heyecanlanmamak elde değil.

En dinlenesiler: Bunu Duy, Kumpas, Dünya Dönsün Dursun, Beni Bekledin

2. Dejavu: Evet, beat bazlı albümler de bu sıralamaya girebiliyormuş. CanBeatz’in Rap türündeki son albüm çalışması bunu anlamamıza yardımcı oldu. Hepsi üzerine kafa yorulmuş, detaylıca araştırılmış parmak ısırtancinsten işler. Sözsüz Rap altyapıları dinlemek piyasamızın huyu değildir, ama bu tür albümler sunuldukça huyumuz da değişeceğe benziyor. Müthiş bir sound, insanı sürükleyen tınılar ve CanBeatz imzalı bir başyapıt.

En dinlenesiler: Ceylin, Kan ve Kuruboya, Sonradan Elveda, Madeni, CanBeatz Effect!

1. Poetika: Aslında Da Poet anlattı bu albüme ne emekler verdiğini, ne kadar uzun zamanlar ayırdığını, ne büyük yatırımlar yaptığını. Bizim üstüne çok da bir şey eklememize gerek yok bu nedenle. Yılların emeğinin, yeraltında geçirilen senelerin, sayısız şarkının, albümün, prodüksiyonun somutlaştığı ve toplumun beğenisine sunulduğu bir çalışmadır bu. Bizlere düşen tek şey; üç beş kuruşu fazla görmeyip destek olmak. Artık birilerinin emeklerinin karşılığını alma vakti geldi.

En dinlenesiler: Taş Kağıt Makas, Kör Düğüm, Dur Dünya, Düğüm ve Düğüm, Hiphop

 Albüm konusunda “kısır” diyebileceğimiz bir üç aylık periyodun kaliteli şarkılar açısından tam tersi bir görüntü sergilediği görülebilir. Az ama öz çıkan albümler ve müzikal seviyeyi üst düzeylere taşımayı amaçlayan sanatçılar, üç ayın en iyi 10 şarkısının seçiminde hayli zorlanmama neden oldu. Bu listeye girebilecek olan çok sayıda şarkı, bu nedenle dışarıda kaldı (örnek: Bin Parça, DropShit, Kördüğüm). Aynı albümden çok sayıda şarkı almamaya dikkat etsem de, Poetika’nın büyüsü buna bir bakıma engel oldu bu seferlik.

Top 10 Şarkı

10. Rap Tozu – Yeis Sensura

9. Sekiz – Kamufle & Red feat. Ais Ezhel, Anıl Piyancı, Keişan, Grogi, Nomad & İndigo

8. Bunu Duy – Tepki

7. Taş Kağıt Makas – Da Poet

6. Küçük Piç – Yunus Emre

5. Hiphop – Da Poet feat. Hayki

4. Kan ve Kuruboya – CanBeatz feat. Kayra (of Gına)

3. Vicdani Redci – İndigo

2. Özgürlüğe Darbe – Pit10

1. Dur Dünya – Da Poet

Alıntılandığı adres: Doktor Hiphop – 2011 İkinci Çeyrek Panoraması


24 Haziran Cuma akşamı, Türkçe Rap piyasasının pek alışık olmadığı bir organizasyona sahne oldu. Hiphoplife tarafından son zamanların gözde mekanı İstanbul Live’da düzenlenen “İstanbul Hip Hop Night”, adından da anlaşılacağı gibi saati, konsepti ve uygulamalarıyla sıradışı özelliklere bürünmüş bir Rap partisi niteliğindeydi. Diğer müzik türlerinde sıklıkla gördüğümüz bu gece partisi kavramının nihayet kendi müziğimiz içine girebildiğini görmek beni ve inanıyorum ki daha birçok kişiyi son derece mutlu etmiştir.

Gece partisi esasında Rap müziğe çok da uzak bir kavram değil. Yurtdışında neredeyse her ülkede bunun çeşitli örneklerini görebilmeniz mümkün. Türkçe Rap’in dünya üzerindeki amaçlanan konumunu sağlamak için, bu gece partilerine kesinlikle ihtiyaç var. Bu açıdan Patron ve Da Poet’in albüm lansman konserleri ile start verilen bu tür organizasyonların devamının gelmesi gerekliydi. İstanbul Hip Hop Night, bu durumun bu şekilde gelişeceğinin bir göstergesi sayılabilir. Organizasyonun birkaç özelliği bakımından Da Poet’in konseriyle benzerlik gösterdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Konser öncesi 18 yaş sınırı koyulması, etkinliğin saat 21’de başlayıp geç saatlere kadar devam etmesinin tasarlanması gibi özellikler iki etkinlikte de mevcuttu. Aradaki fark; İstanbul Hip Hop Night’ta amaçlanan kural ve uygulamaların çok daha sorunsuz bir şekilde işleme koyulmasıydı. 18 yaş sınırı başarılı bir şekilde uygulandı ve yanında velisi olsun olmasın, 18 yaş altı gençlerin mekana girişine izin verilmedi. Birçok genç arkadaşımızın bu tarz organizasyonlarda yer almak için bekleyemediği ortada, ancak biraz daha sabırlı ve anlayışlı olmalılar. O partiye 18 yaşın altındaki insanların alınması demek; hem mekan sahiplerinin, hem de organizasyonu düzenleyen kişilerin tehlikeye atılması demekti. Arzu edilen bir durum değildi bu, elbette.

Gelelim mekana girişten sonraki tabloya. Tamamen sorunsuz yapılabilen girişler, etkinliğin de olumlu geçeceğine işaretti. Mekana girişin ilk dakikasından itibaren, geceye dinleyici olarak katılan insanların Rap organizasyonlarındaki özlenen kitle olduğu görüldü. Büyük oranda bilinçli, sanatçı değil müzik odaklı ve nasıl davranacağını bilen insanlardan oluşan bir toplulukla karşılaşıldı. Böylesine pozitif bir dinleyici kitlesinin sonucu olarak; sahne alan isimler ve geceye katılmış olan diğer sanatçılar da kendilerini daha rahat hissettiler ve konserlerin yüzde doksanında yapıldığı gibi kuliste oturup sonu gelmez hayran isteklerinden kaçınmak yerine, dinleyicilerin arasına karışarak gecenin keyfini çıkarttılar. İlk bakışta kayda değer gözükmese de, bu; çok önemli bir gelişimdir. Bu konuları dile getirmekteki amacım asla 18 yaş altındaki dinleyicileri “kalitesiz” olarak nitelendirmek değil. Ama küçük yaştaki arkadaşların çoğunluğunun sınırlarını bilemediği, sanatçıya ulaşmak amaçlı hareket ettiği ve daha yaşlı arkadaşları bu tür etkinliklerden uzaklaştırıcı davranışlar sergilediği de bir gerçek. Bu aksaklıkların yaşanmadığı bir gece ise; ideal bir gece demektir ve o gece İstanbul Hip Hop Night’tı kesinlikle. Burada Hiphoplife’ı da tebrik etmek gerekiyor. Neredeyse sıfır sıkıntı ve müthiş başarılı bir düzenlemeyle gece partileri konusunda geleceğe daha umutla bakmamızı sağlayan bir müzik şölenine imza attılar.

Son birkaç cümlemi kurup “Gecenin ‘En’leri” kısmına geçeceğim. Rahatsız olduğum tek durumu dile getirmek istiyorum. Organizasyonun saat aralığı 21:00 – 04:00 olarak çok öncesinden duyurulmuştu. Buna rağmen bazı arkadaşların “geç olduğu” gerekçesiyle mekanı terk ettiklerine şahit olundu. Tabii ki kendi tercihleridir, ancak alt grubun olmadığı, sahneye çıkan tüm isimlerin Türkçe Rap’in demirbaşlarından olduğu bir “gece” etkinliğinde erken çıkılmasını veya sadece bazı isimler için geceye katılınmasını çok doğru bulmadığımı söylemeliyim. En son sahne alacak isimler Pit10, FlowArt ve ModdA grubuydu ve bu isimler sahneye çıktıklarında, mekanın bir bölümünün boşalmış olduğu gördüler. Eminim kendileri için de büyük hayal kırıklığı yaratan bu durumu kalan seyircilere yansıtmamak için çok çaba göstermişlerdir. Sonuçta bu bir gece partisiyse, gecenin geç saatlerine kadar sürecek demektir. Ne Pit10, ne Da Poet, ne de o konserde sahne alan bir başkası, sahneye çıktıklarında yarısı mekanı terk etmiş bir seyirci kitlesiyle karşı karşıya kalmayı hak etmiyorlar. Gelecek organizasyonlarda bu konuda daha dikkatli ve hassas olunması gerekiyor. Empati kurmayı deneyelim.

GECENİN “EN”LERİ

  • En Şık: Teoman “CrowL” Karadeniz

Sıkça düzenlediği sohbet günlerinden kalma fotoğraflarıyla karşılaşmışsınızdır. Bu fotoğrafların neredeyse tamamında aynı kıyafetlerle görürsünüz kendisini. Kırmızı eşofman altı, beyaz uzun kollu sweatshirt ve bazen giydiği, bazense elinde tuttuğu turuncu montla akıllardadır ünlü yazar. Ancak İstanbul Hip Hop Night’a gelenler, hiç ummadıkları bir manzarayla karşı karşıya kaldılar: Eşofmansız, montsuz CrowL! Yanlış anlamayın, çıplak gelmedi partiye. Her zamanki kıyafet seçimleri yerine bu kez gömlek, pantalon ve kravat üçlüsünü tercih ederek göz kamaştırıcı bir biçimde karşımızdaydı. (Biliyorum, bu konuda ikna olmak için fotoğraflı kanıtlara ihtiyacınız var) Da Poet’in sahnesinde, şarkılar arasında sürekli “kravatlı adam” diye seslendiği Teoman Karadeniz, gecenin en şık ismi olmaya hak kazandı.

  • En İyi Performans: Pit10, FlowArt ve ModdA

Son zamanlarda Pit10’un adının yanında sıkça duymaya başladığımız ModdA grubu, İstanbul Hip Hop Night’ta da yıldızımızla birlikte sahne aldı. Pit10’a eşlik eden bir diğer isim ise; Freestyle King’deki yüksek performansıyla hala akıllarda olan FlowArt idi. Bu üçlü bir araya geldi ve ortaya Nescafé’den bile daha leziz bir karışım çıktı. Gecenin son performansı ve saatin oldukça ilerlemiş olmasına rağmen müthiş enerjik bir biçimde çıktılar sahneye, inene kadar da enerjilerinden hiçbir şey kaybetmemiş gözüktüler. Patron ile Da Poet ve Live Band de bu kategorinin önemli adaylarıydılar, ama Pit10’un uygun şarkı seçimleri, ModdA solistinin hayran bırakan vokalleri, FlowArt’ın sempatik tavırları ve bu isimlerin birbirleriyle olağanüstü bir uyum yakalamış olması, bu ödülün kendilerine gitmesini sağladı.

  • En Büyük Sürpriz: Xir Gökdeniz

Herkesin aklında sahneye çıkacak sürpriz isimler hakkında birkaç fikir dolaşıyordu. Belki Xir Gökdeniz de bunlardan biriydi. Burada sürpriz olan Gökdeniz’in sahneye çıkıp birkaç şarkı okuması değil zaten. Sahneye çıkışı, arkasında Firar’ın “back vocalist” olarak bulunması – Firar da durumun kendisi adına sürpriz olduğunu belirtti- ve yeni albümünden şarkıları bize sunması da yabana atılmayacak şeylerdi, ama benim için daha şaşırtıcı olan, Xir Gökdeniz’in kendisiydi. Son görülüşünden beri daha da uzamış, saçlarını uzatma, sakalını ise kesme kararlarını almış görüntüsüyle sahneye adımını ilk attığında herkese “Gökdeniz mi bu yahu?” dedirtti. Fiziksel özellikler dışında yorum yapacak olursak; yeni şarkılarından anladığımız kadarıyla son albümü bazı eleştirilere maruz kalan sanatçı, bize özlenen Gökdeniz’i yakın zamanda dinletecek.

  • En Sevindirici Tablo: Deniz Gürzumar

Pit10, geçen senenin nisan ayında katıldığı Gerçek Yeraltı programında, Deniz’in müziği bıraktığını ve oyunculuğa başladığını söylemişti. 2011’in ilk aylarına kadar da böyle bir görüntü verdi Deniz Gürzumar bizlere. Dönüş yapacağı haberini ise geçtiğimiz haftalarda almıştık. İstanbul Hip Hop Night’a katılması ise durumu resmileştirdi diyebiliriz. Büyük kısmını dinleyici olarak sürdürdüğü konserin son şarkısı olan “Ortam Kızı”nda Pit10’a eşlik edişi görülmeye değerdi. Deniz Gürzumar, feci şekilde yanılmıyorsak müziğe geri dönüyor.

Özetlemek gerekirse; İstanbul Hip Hop Night, benden tam not aldı. Böyle organizasyonların Rap dinlemeyen kesime de bu müziği doğru şekilde tanıtabileceği kanısındayım. Bu etkinliklere katılan erkek ve kadın sayısındaki uçurumsal farkı da kapatabildiğimiz takdirde, bu müzik ve bu kültürü bir kademe yukarı çektiğimize emin olabiliriz.

Alıntılandığı adres: Doktor Hiphop – İstanbul Hip Hop Night’tan İzlenimler.