Archive for August, 2011

Top 10: En Eglenceli İsimler

Posted: 25/08/2011 in Lists

“Eğlenceli” kelimesinin listeye uygun tanımını yapmak gerekli. Listeye gözetilen kriterlerde, sözü geçen kişilerin hareketli, tempolu, insanı dans etmeye teşvik eden şarkılardaki başarısı göz önüne alınmamıştır. Dikkat edilen nokta; sanatçının çalışmalarında mizahı, komediyi ne kadar ön planda tuttuğu, dinleyeni gülümsetmeyi becerip beceremediği ve bu konuda diğer isimlerin arasından ne denli başarıyla sıyrılabildiğidir. Denk örnek vermek gerekirse, dünyada şu sıralar bu türün en önemli temsilcisi olarak Eminem’i gösterebiliriz. “Brain Damage”, “Fack” ve “My Name Is” şarkıları bu yönde verilmiş gözde eserler olarak nitelendirilebilir.

Listenin sınırında kalanlar: Şehinşah, Ais Ezhel, FlowArt, Logic.

10. İtaat: Kendiyle özdeşleşen tarzı eğlence üzerine kurulu olmasa da, İtaat piyasanın güldürme konusundaki en başarılı isimlerinden birisi. Birkaç sene öncesinde Logic, daha sonra Zahr’iyan ve son zamanlarda Contra ile ortak projelerinde mizahın muhakkak bir yere sahip olduğu yadsınamaz. Şarkılarında kullandığı kelime sayısını genellikle yüksek tutan İtaat’in satır aralarına zekice tasarlanmış şakaları sıkıştırdığını görebilmek mümkün. 2007 çıkışlı “Çek Donu”, 2008 yapımı Contra düeti “Söyle Onlara Zenci” ve son albümünden “Masallar Alemi” şarkıları İtaat’in bu yeteneğinin kanıtları olarak sunulabilir.

9. A.P.O: Mizahi Rap dendiğinde belki de akla ilk gelen isimlerdendir A.P.O. Samimiyette sınır tanımayan tasvirleri ve çekinmeden kullandığı gülümseten küfürleriyle Türkçe Rap piyasası “komik bir adam” olarak tanımıştır kendisini. Şubatta katıldığı Gerçek Yeraltı programı da bu durumu destekleyen bir unsur olmuştur. Genellikle şarkılarında konudan konuya atlamayı seven ve bir cümleyi birden fazla anlam sığdırabilen bir söz dizilimini tercih ettiği görülebilir. “Abduryhme” albümünde dinleme şansı bulduğumuz “Lili Yar”, “Mülteci” ve “Otobüs” gibi yapımlar, bu söz diziniyle mizahın nasıl uyumlu bir biçimde birbirlerine eşlik ettiğini göstermiştir bizlere. A.P.O’yla en çok anılan kelimenin “Yaaarrr…” olması, camiamızın ne denli keyif verici bir insana sahip olduğunu çok iyi anlatıyor.

8. Zahr’iyan: Herkes onu “Elma Şekeri” isimli, dönemin en büyük kitlelerine ulaşan müthiş popüler şarkısıyla tanıdı. Aslında kendini bu şekilde tanıtarak, sonraki projelerinde insanları ters köşeye yatırmayı başarmış oldu. Çünkü Zahr’iyan’ın stili esprilerle ve yeri geldiğinde kahkahalarla doludur. “Elma Şekeri” ise bunun tam tersine duygusallığı baz alan ve dinleyeni gülmekten çok ağlamaya sevk eden bir yapımdı. Zahr’iyan’ın komedi konusundaki becerisi İtaat’le yaptığı parçalarda kendini daha iyi gösterme ve insanlara sunma şansı buldu dersek yanlış olmayacaktır. Bu konuda etkili işler olarak “Altı Üstü Yol” ve “Thanx 4 Add” şarkılarını gösterebiliriz. “Yürüyen biftek” söz öbeğinin kimden çıktığı unutulmasın.

7. Beta: Yeni neslin “Eğlence” başlığı altındaki her listenin ilk sırasına hiç düşünmeden aday gösterebileceği bir MC’dir Beta. Zirve için benim de düşündüğüm isimler arasındaydı, ileride bu tahtı devralma şansını da oldukça yüksek görüyorum. Sesini ilk kez duyurmaya başladığı vakitlerde kendisine “Eminem özentisi” yakıştırılması yapılmıştı. Bu damgalama bile Beta’nın Rap’e komedi anlayışını başarılı bir şekilde sokabildiğini ifade eder. Yaşı genç olmasına rağmen birkaç sene önce imza attığı “Pişti” ve “Dokuz” gibi parçalar ve bunların klipleri, şimdiden Türkçe Rap’in klasikleri arasında yerini almıştır. Bu çalışmaların ortak özelliği ise elbette ki olağanüstü derecede eğlenceli olmalarıdır. Bu duruşundan ödün vermediği sürece Beta’nın yeni neslin öncü isimlerinden olacağına hiç şüphem yok.

6. Frekans: Ona gülmemek zor, hele ki Yunus Emre’yle bir araya geldiyse. Kendisinin de bir üyesi olduğu 3406 Project’in bir nevi startını verdiği Rap’te güldürüyü ön plana çıkarma akımını en iyi temsil eden sanatçılarımızdan birisi. Aslında Frekans yılların tiyatro tecrübesinin de yarattığı etkiyle her albümünde eğlenceli şarkılara yer veriyordu, ama insanların bu durumun farkına varmasına en iyi sağlayan şarkı şüphesiz “Adım Evliya” oldu. Eleştiri yapılırken aynı zamanda nasıl olup da keyif alınabileceğini, sinir, kızgınlık veya hoşnutsuzluk durumlarının nasıl eğlenceyle harmanlanabileceğini müthiş bir biçimde gözler önüne serdi o çalışma. Yunus Emre’yle bir video röportajlarında neden albümlerinde bir aşk şarkısı yaptıkları sorusuna şöyle bir cevap verdiğini hatırlıyorum: “E ikimiz de erkeğiz… ve sevgililerimiz oluyor.”

5. U.L.a.Ş: Onun tamamen kendine özgü bir tarzı, diğer isimlerden ayrılan bir bakış açışı ve sürekli genişleyen bir vizyonu var. Toplumsal sorunlara değinirken süper kahramanlar yaratabiliyor veya sıradan bir öğrenci profilini bir kitapmışçasına bize sunabiliyor. Listeye kendisini yazarken ilk olarak “sperMan” ve kahramanımızın başından geçen maceralar geldi aklıma. Hem yüksek dozda yaratıcılık, hem de bunalımdan çıkaracak büyüklükte gülümseler içeriyordu bu çalışma. Daha sonra öğretmen katili 8F’den Ozi geldi, markalaşmış Mark.A geldi, Akdeniz Akşamları’nı söyleyen Timuçin Kerimcan geldi. Ama değişmeyen şeyler vardı: U.L.a.Ş’ın  üreticilikte sınır tanımayan ruhu ve ortaya çıkardığı mizahi mizansen. Spider-Man öldü diye üzülmeyin, aldığım duyumlara göre sperMan hala yaşıyormuş ve yardıma ihtiyaç duyanların yanına koşmaya hazırmış.

4. Yunus Emre: U.L.a.Ş yepyeni süper kahramanları bize sunarken, Yunus Emre kendini bir süper kahramana dönüştürerek takipçilerini eğlendirmeyi amaçlıyor. Tam üç albüm boyu devam eden Süper Kahraman serisi, sanatçının bu yöndeki çabalarını boşa çıkarmayan kaliteli çalışmalardı. Albüm kapaklarından şarkı sözlerine, video röportajlarından kıyafetlerine kadar kesinlikle üzerinden eğlence akan bir adam görüntüsü çiziyor Yunus Emre. “Süper Kahraman”, “Küçük Piç”, “Bana Ne Yapacağımı Söyleme” ve daha tonla Yunus Emre şarkısı üzerine sayfalarca yazı yazılmasını hak edecek nitelikte. Yunus Emre ve Frekans’ın yeni kuracakları grup ile kaydedecekleri eserlerin temalarından birinin eğlence olacağından emin olabiliriz.

3. Kerim [Mic Rap]: Listenin önceki sıralarında karşımıza çıkan Yunus Emre ve Frekans gibi o da 3406 Project ekibinin altıda birini oluşturuyordu. Ekibin birlikte imza attığı albümün içerik olarak eğlenceyi baz alması gözden kaçmazken, Kerim bu isimlerin arasında en çok göze batan kişi durumundaydı. Cüretkar ve çoğu zaman küfürlü bir biçimde dile getirdiği trajikomik durumlar, kendisinin “komedyen Rapçi Kerim” unvanını kazanmasını sağlamıştı. Özellikle “Tren Garında Macera” şarkısındaki Kerim bölümü unutulmayacak cinstendi. Sonraki yıllarda yaptığı her albümde de en az bir eğlenceli şarkıyla kulaklarımıza hitap etmeye devam etti Kerim. Rap müziğin yalnızca isyana veya öfkeye dayalı olmadığını, bunun yanında insanların yüzünde bir gülümsemeye sebep olabilecek özelliklere de fazlasıyla sahip olduğunu Türk insanına en iyi anlatan ve bunu kanıtlayan isimlerden biri kesinlikle Kerim Erduran’dır.

2. Kurşun: Sadık Kurşun dinleyicileri, onun her tarz ve ruh haline göre Rap yapabildiğini iyi bilirler. Aşk şarkılarından politik şarkılara, yaşam mücadelesine değindiği şarkılardan deneysel türlere kadar her alanda eser vermiştir Deli Kadir. Tüm bunlara rağmen Kurşun’u diğerlerinden ayıran ve ilk etapta yeraltı piyasasında üne kavuşturan; yapmış olduğu eğlenceye dayalı, diğer ve belki daha yerinde bir deyişle komik şarkılardır. Az önce bahsettiğim Kurşun hayranları “Kapak Olsun” albümünü hemen hatırlayacaklardır. Bu albümün hemen her şarkısında bu listenin ana maddesini oluşturan mizahi söylemlere rastlamak mümkündür. “Gangsta Nalbura Gitti”, “Ekmek Arası Rap” gibi ismiyle bile güldüren eserler üreten Kurşun; bir şarkısının başına Şahin K.’nın bir filminden skit koyacak kadar cesur, “topunuzu .ikeyim de maçınız bitsin” diyecek kadar yaratıcıdır konu mizah olduğunda. Konu müzikle güldürme olduğunda bu Romantik Terörist’le rekabete girilmesini hiç tavsiye etmem.

1. MT: Birçokları tarafından Türkiye’deki yeraltı Rap piyasasının gelmiş geçmiş en iyi ismi olarak değerlendirilir. Ülkedeki müzik sektörünün içler acısı durumu karşısında müzikten kopma kararı alana kadar yaptıkları ve yapmadıklarıyla her daim diğer sanatçılardan farklı bir duruş ortaya koymuştur. Duygusal içerikli, kimi zaman memleket özlemi, vatan sevgisi gibi kavramlarla bezeli çalışmalarıyla biliniyor olsa da eğlenceli Rap, MT’nin uzmanlık alanıdır. İçerisinde yer aldığı piyasayı eleştirmekten, hoşuna gitmeyen, yanlış bulduğu durum ve olaylara sert göndermeler yapmaktan hiçbir zaman çekinmemiş olan Murat Çam’ın bu tür çalışmalarda başvurduğu en göze batan yöntem mizahtır. Halk arasında “dalga geçen” olarak tabir ettiğimiz ağır tariz, eleştiri ve yergi içerikli, sözü geçen kişi ve kişileri alaya alan parçalar, MT’nin kendi tabiriyle “eMpTy” yani boş olma durumundan çıkarak müzikal açıdan tamamen dolmasını sağlayan etkenlerdir. Bir kez dinlediğinizde asla bırakamayacağınız, kendisinden aldığınız tadı kesinlikle başka bir müzisyenden alamayacağınız büyük bir ustadır MT. Listeyi de bu ustadan bir şarkıyı sizlerle paylaşarak kapamak istiyorum.

Advertisements

Lidyalılar Rap Dinlemezdi

Posted: 21/08/2011 in İnceleme

Lidyalıların milat öncesi yıllarda parayı icat etmeleri, dünya üzerindeki dengeleri büyük oranda değiştirmiştir. Bu buluş öncesi ekonomik aktivitelerini takas üzerinden yürütmekte olan insanoğlu, paranın hayatına girmesiyle dünyayı bu küçük madeni araçlarla yönetmeye yeltenmiş ve bunu da başarmıştır. İlginç ve ironik olan ise; insanların kendilerinden düşük ekonomik seviyede olanları emri altında tutmada kullandıkları paranın, zaman geçtikçe durumu tam tersine döndürerek insanları buyruğu altına almış ve dünya üzerindeki en zeki canlıları kölesi haline dönüştürmüş olmasıdır. Günümüzde de bahsedilen bu durumun acısı çekilmeye devam etmektedir. Paranın icadının yan etkileri her endüstride, her ekonomide ve her ilişkide karşımıza çıkmaktadır. Türkçe Rap piyasamız için paranın negatif etkilerini en aza indirgemek ise bizlerin elindedir.

Yasal albüm girişimleri, bandrol belirsizliği ve finansal olanaksızlıklar, Türkçe sözlü Rap müziğe gönül veren insanların dilinden düşmeyen ve sıcaklığını hiçbir zaman kaybetmeyen tartışma konularıdır. Bu müziğin kültürümüze girdiği günden bu yana yasal piyasa albümlerinin müziğe katkı sağlayıp sağlayamayacağı, bandrollü çalışmaların yeraltı ruhuna zarar verip vermediği, ekonomik anlamda yetersizliğin yapılan işlerin kalite ve seviyesine ne şekilde darbe vuracağı mütemadiyen dillendirilir de durur. Ateşi dinmeyen bu tartışmalar, dönüp dolaşıp tek bir aracı işaret ederler: Para. Tartışmada yer alıp görüş beyan eden insanların büyük bölümü de aynı ifadelere başvururlar. Para varsa yasal albümlere imza atmak daha kolaydır, para varsa bandrollü albümlerde “commercial” dediğimiz reklama dayalı müziği icra etmeden, müzikten ve müzikal inançlardan ödün verilmeden üretimler yapılabilir, para varsa tüm finansal problemler ortadan kaldırılarak kalitede tavan yapmış stüdyolar ve ekipmanlar ile piyasa değeri çok yukarılara çekilebilir. Dinleyiciler ve sanatçılar genellikle anlaşamıyor olsalar da son zamanlarda bu görüşler üzerinde hemfikir hale gelmiş durumdalar.

Piyasamıza bir göz atalım. Son zamanlarda nitelik olarak düşen, ancak nicelik olarak keskin bir artış içinde olan Hiphop organizasyonlarına tanıklık etmekteyiz. Artık “Şu Rap Partisi Vol. Bilmemkaç”, “Bu Hiphop Festivali Bilmemne” isimleriyle sayısız etkinlik, sadece hafta sonu değil, haftanın her günü bir iki “headline” isim ve düzinelerce alt grup ile 10 – 15 TL arasında değişen fiyatlardan dinleyicilere sunuluyor. Bu tip Rap buluşmalarına 100 kişiden fazlasının katılmadığını düşündüğümüzde -100 bile iyi niyetli bir tahmindir- organizatörler ve sanatçılar açısından durum pek iç açıcı görünmüyor. Buna bir de etkinliğe biletsiz katılanları hesaba kattığımızda daha da vahim bir tablo seriliyor gözler önüne. Hiphoplife organizasyonlarının başını çektiği bir avuç üst kalite etkinliğin varlığını da göz ardı etmemek gerekiyor elbette, ancak ne yazık ki henüz bu özlenen seviyedeki aktivitelerde de yeterli katılım gözlenmiyor.

Albüm satışları mevzusu da ekonomik açıdan içimizi rahatlatacak gelişmelerle karşımıza çıkamıyor. Bilineceği üzere Türkçe Rap adına üretilen albüm çalışmalarının yaklaşık olarak yüzde doksanlık bölümü CD olarak herhangi bir basım işlemine dahil edilmeden Internet üzerinden dinleyicilere sunuluyor. Bu durum her ne kadar takipçiler açısından zahmetsiz, tasasız ve ideal bir sunuş olarak gözükse de, albümde emeği geçen insanların maddi olarak önemli bir kayba uğradığı yadırganamaz. Parasal yönden kendilerini sıkıntıya sokan bu düzen hakkında sanatçıların tamamı adına konuşup gidişatta mutsuz olduklarını iddia edemem. Belki de işin manevi boyutunda ulaştıkları tatmin duygusu, maddi eksikliklerinin üstünü örtmeleri için yeterli oluyor ve kendilerini finansal bir boşlukta hissetmiyorlardır. Ancak ortada reddedilmesi mümkün olmayan bir gerçek var: Rap müzik üreten insanların birçoğu şu anda ellerine geçenlerden kat be kat fazlasını hak ediyorlar.

Bir parantez de CD halinde basılıp elden satılan veya bandrollü olarak piyasaya çıkan albümlere ve bu işlere imza atanların durumlarına açalım. Elden satılması amaçlanan albümlerin satış fiyatı çok önemli bir farklılık olmadıkça 5 TL olarak belirleniyor. Bu albümlerin kayıt işlemleri dışında basımları da maddi sorumlulukları beraberinde getiriyor, bu nedenle yasal olarak çıkmayan albümlerin basım sayısı çok kısıtlı olmak zorunluluğu taşıyor. Herhangi bir müzik şirketinin etiketiyle piyasaya sunulan albümler ise –yılda ortalama 4-5 Türkçe Rap albümü bu kategoride kendisine yer bulabiliyor- 10 ile 20 TL arasında değişen fiyatlarla beğeniye sunuluyor. Dinleyici penceresinden değerlendirdiğimizde bir senelik albüm harcamasının 150 TL’yi kolay kolay geçmeyeceğini görebiliriz. Üzülerek söylemeliyim ki; sanatçılarımız bu ufak kazançlara da ulaşamıyorlar. Ne istenen albüm satış rakamları ellerine geçiyor, ne de Geminio büyüsü yapılmışçasına her temas edildiğinde kendisini akıl almaz bir hızla kopyalayarak her tarafa yayılan korsan sektörünün önüne geçilebiliyor. Böylelikle bizlere bin bir uğraşla müzik ziyafeti çektiren Rap müzisyenlerimizin müzik camiasında açık hiçbir ekmek kapısı kalmamış oluyor.

Eğer piyasamız parasal açıdan bu kadar sıkıntılı bir konumda ise; bunda biz müzikseverlerin de olumsuz katkısı vardır. Ne yapılmalı? Öncelikle tartışma payı bırakılmadan her dinleyici elini cebine atmalı ve piyasaya sürülen bandrollü / bandrolsüz tüm albümleri satın almalıdır. Tutuculuk ve seçicilik yapılmadan, salt destek amaçlı yardımlara ihtiyacı var Türkçe Rap müzik üreten insanların. Bugüne kadar kutuplaşmalardan, kavgalardan, kıskançlıklardan çok çekti müziğimiz, buna bir son vererek bir bütün halinde ileri adım atmaya başlamamızın vaktidir. Çıkan albümün içeriğini beğenmeseniz de, albümü çıkaran şarkıcı sizin favori şarkıcınızın ezeli rakibi de olsa gidin ve o çalışmayı satın alın. Çünkü sizin verdiğiniz bu destek, size dinlediğinizden çok daha kaliteli müzik olarak geri dönecektir. Düzenlenen bir organizasyonda beğendiğiniz isimler yer alıyor, ancak ücreti fazla mı buluyorsunuz? Hiphop etkinliklerinin hepsi haftalar öncesinden duyurulur. O konseri duyduğunuz anda paranızı biriktirmeye başlayın. Bedava bilet peşinde koşmak yerine 1-2 haftalığına bazı giderlerinizi kısın ve o etkinlikte yer alın. Bunlar kesinlikle hayalci yaklaşımlar olarak algılanmamalı, bunu uygulayan çok sayıda insan var. İnanın imkansız değil.

Lidyalılar parayı bulduklarında, bir gün Rap adında bir müziğin ortaya çıkacağından ve sadece bir müzik türü olmakla kalmayarak geniş kitleleri peşinde sürükleyen bir olguya dönüşeceğinden elbette haberleri yoktu. Nereden bileceklerdi ki, Lidyalılar Rap dinlemezdi. Ama dünya tarihine isimlerinin kazınmasına neden olan buluşlarını yaparak istemeden de olsa bu müziğin geçmişi, bugünü ve geleceği adına kritik etkilere imza attılar. Lidya toplumu dünyanın kaderine sihirli bir değnekle dokundu ve paraya hizmet edecek sayısız köle yarattı. Gelin biz, yani Türkçe Rap hayranları ve takipçileri, bu hizmetkarlardan olmayalım. Kaderimizi kendi ellerimize alalım ve paradan emir almak yerine parayı yönetmeyi seçelim. Hayatımıza yön veren değerli müziğimizi paraya bağımlı olmaktan kurtarıp, paranın efendisi haline getirelim. Üstelik kişi başına düşen sorumluluk oldukça ufak boyutlarda. Ne demişler: “Herkes evinin önünü süpürse, şehir tertemiz olur.”