Archive for October, 2011

Bana Masal Anlat

Posted: 14/10/2011 in İnceleme

Türkçe müzik yapan bir rapçi düşünün. Yaşıtlarına benzer olarak çocukluk ile gençlik arası döneminde bu müzikle ilk kez bir araya gelmiş, hızlı bir şekilde kaynaşmış ve hiç beklenmeyecek kadar kısa bir sürede müziği hayatının önemli noktalarından birine oturtmuş. Birkaç seneye yayılan dinleyicilik süreci sonrası gittikçe yükselen hevesiyle mikrofonun başına geçmeye ve insanlara buradan seslenmeye karar vermiş. Mütemadiyen bir değişimin içinde olan Türkçe sözlü Rap müziğin futbol teknik direktörleri gibi biri gelip biri giden modalarının kuşkusuz o da farkındaymış. Bununla beraber, her modaya uymayı kendine görev bilen yüzlerce maymun iştahlı şarkıcı müsveddesinin peydah olması, kendisini hiç etkilememiş. Türkçe Rap’te isyankarlık, sisteme karşı çıkış moda olmuş, o kendi bildiği yolda devam etmiş. “Diss” dediğimiz hicivli şarkılar gündeme gelmiş, tarzını bozmayı aklının ucundan bile geçirmemiş. Duygusal vokallerle sert çocuklar birbirine girmiş, bizim rapçi kendi doğrularına inanmaktan vazgeçmemiş. Aynı istikrar ve kararlılıkla sevgili sanatçımız bugünlere kadar gelmiş.

Tarzı ve inandıklarından asla ödün vermeyen bu kişi, şimdilerde Türkçe Rap piyasasının en gözde isimlerinden, en aranan seslerinden birisi. Müziğimize gönül vermiş herhangi bir insanın, az önce tasvir ettiğim kişiden haberdar olmaması ihtimal dahilinde bile değil. Bu müzisyene tüm piyasa; erkeğiyle kadınıyla, çocuğuyla yaşlısıyla saygı duyuyor ve destek veriyor. Aslına bakarsanız kabul edilmeli ki şu ana kadar anlatılanlar sözünü ettiğimiz Rap camiamız için pek de gerçekleşebilir gelmiyor kulağa. Sevilen tabirle bir “MC”; Türkçe Rap müzik icra ederken hiçbir kısa veya uzun vadeli modaya uymayacak, piyasanın isteklerinin önüne kendi ideallerini koyacak, başka sanatçılara hicvetmeyecek, diğerlerinden iyi olduğunu iddia etmeyecek, her hafta konserlerde bir semtin veya stüdyonun adını haykırmayacak, sanal ortamda hiç gözükmeyecek, sağa sola düet vererek kendi tanıtımını yapmaya çalışmayacak, tek bir yabancı rapçiye dahi özenmeyecek ve yine de en çok takdir edilen, yokluğunda en çok özlenen elit grubun arasına girecek. Bunların aynı anda yaşanması imkansız! Hayır, imkansız değil. Bu durum ülkemizde denenmiş ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bunu yapan kişinin adı ise Kayra’dır.

Sanıyorum –aslında umuyorum- bu yazıyı okumakta olan herkes bu kişinin adını duymuş, müziğini dinleme fırsatı bulmuştur. Biyografisi uzun uzadıya bahsedilebilir cinstendir, ancak burada bizim için en kritik olarak noktaya parmak basacağız. Kayra’nın Türkçe Rap dinleyen insanlar ile resmi anlamda tanışması, Bitap ile oluşturduğu Gına grubunun aktif projeleri sayesinde sağlanmıştır. Yollarını birleştirerek müzikal anlamda bir birliktelikte karar kılmaları, hem onlar hem de dinleyiciler açısından bir milat niteliğinde olmuştur denilebilir. Şimdilerde temcit pilavı gibi önümüze koyulan “sıra dışı” başlıklı çalışmalar aklıma geldikçe, Türkçe Rap müziğe gerçek anlamda yeni bir soluk getiren tek topluluğun Gına olduğunu düşünmeye başlıyorum. Çıkar amacı gütmeden, herhangi başka bir meslektaşlarının üzerinden rant sağlamaya çalışmadan yalnızca sevdikleri müziği yapmaya çalışan ve müziklerini her zaman kendilerinin üzerinde tutan bir grup hüviyetindedir Gına. İnsanlara tanıtmaya, anlatmaya çalıştıkları bir şey var ise; kendileri değil, müzikleridir. Kayra’nın bu grup bünyesinde ortaya çıkardığı çalışmalar kimi zaman sert, kimi zaman masalsı içeriklidir. Ama her zaman da özgür ve içtendir.

Gına’dan dinlediğimiz son albüm olan “Doğum Lekesi” sonrası Farazi ile çalışmalarına hız veren Kayra’nın yeni projelerinin niteliği merak ediliyordu. Piyasanın gidiş yönüyle tam ters istikamette ilerleyen müzikal istekleri ve hedefleri, çoğunluk tarafından şaşkınlıkla karşılanmasına rağmen grubun yadsınamaz yükselişine dikkat çekiyordu. Kayra’nın sözlerinin, anlattıklarının tamamen orijinal ve bir o kadar da bu müziğin diğer üreticilerinden kopuk oluşunun müzikseverleri hayrete düşürmemesi mümkün değildi. Tüm piyasa kimin kime diss şarkı yaptığına, hangi stüdyonun hangisine savaş açtığına odaklanmışken Kayra kendi hayatını anlatıyordu ve insanlar onu can kulağıyla dinliyordu. Bu olacak iş miydi? Topluluklar dağılıyor, yeni oluşumlar gündeme geliyor, kısacası tüm düzen altüst oluyordu fakat Kayra nasıl oluyorsa aynı çizgide sendelemeden yürümeye devam ediyordu. Bunlar yetmezmiş gibi standart yüzlerde patlayan bir tokatmışçasına gelen Farazi & Kayra albümü, “geliyorum” diye bas bas bağıran devrimin son habercisi oldu. Kayra’nın o ana kadar yapmış olduğu tüm işlerin toplamından daha fazla ilgi çeken, onu kendi yolundan yürüyen mülayim bir insan statüsünden alıp birçoklarının tabiriyle üstatlığa ulaştıran bu albüm oldu. Albümde ne mi vardı? Sadece hikaye, hikaye ve hikaye… Çünkü Kayra, hikaye yazmayı ve onları kendi ağzından anlatmayı seviyordu. Bomba etkisi yaratan bu albümün üzerinden çok geçmeden ikincisi geldi, yine müzikal anlamda uzun olarak nitelendiremeyeceğimiz bir aranın ardından da üçüncüsü. Kayra artık kulaklara ve beyinlere kazınmıştı.

Kayra’nın bu sağlam duruşunu, ortamı allak bullak edip insanların aklını yitirmesine sebep olan albümlerini ve senelerdir üzerinde yürümekte olduğu ince çizgiyi dile getirmemin bir sebebi var elbette. Onun öyküsünün bu müziği hayatları boyu bıkmadan usanmadan üretmek isteyenler için çok önemli mesajlar içerdiğine inanıyorum. Örneğin; Türkçe Rap müziğin asla belirli kalıplarla sınırlı kalmak zorunda olmaması savı, X ya da Y türünün bu müziğin basamaklarının tırmanılması için tek çare olamayacağı düşüncesi. Şöyle özetlenebilir: Aynı kalıpla farklı şekiller oluşturmaya çalışmak yerine kalıbı parçalayarak yeni boyutlara erişen, hazır rotaları takip etmek yerine kendi rotasını çizebilen kişi hedeflenen noktaya ulaşabilir. Başka bir önemli nokta, ötekini aşağı çekmeye çalışmak yerine kendini adil yollardan yükseltmeye gayret etmektir. Kayra’nın geldiği konum ve kazandığı saygıya “rakip” olarak görülebilecek insanların işine burnunu sokarak değil, kendi müziğini geliştirmek adına hummalı çalışmalara girerek ulaşmış olması bu konunun önemini gösterir. Yine bir başka kilit konu olarak sanal ortamda 7 / 24 reklamın şart olmadığı öne sürülebilir. Kayra’nın bilgisayar kullanıp kullanmadığı bile kuşkuluyken şarkıları on binlere ulaşabiliyorsa, burada dikkat edilmesi, doğru gözlemlerle beslenmesi gereken hususlar mevcuttur. Son mesaj: Sizce modaya uyarak sadece bir takipçi olmak yerine Kayra gibi kendi modanızı yaratarak takip edilmek daha tercih edilesi değil midir?

Yukarıda bahsedilenler başarılı olmanın formülü, bu piyasada tutunmanın reçetesi veya buna benzer olarak tanımlanabilecek bir durumu ifade etmemektedir. Kayra, bu müzikal ortam içerisinde müthiş başarılara ulaşarak olağanüstü seviyelere çıkmış bir örnektir yalnızca. Ancak aynı zamanda kuvvetli ve takdir edilesi bir örnektir. Ona feyz alınabilecek birisi olarak bakarsınız veya yaptıkları umurunuzda olmaz, bu sizin seçiminizdir. Kim ne derse desin, ortada tek saniye düşünmeksizin kabul edilebilecek bir şey varsa; bu piyasadaki “Kayra gerçeği”nin değişmeyeceğidir.

Advertisements


Bu inceleme temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsamaktadır. Önceki incelemelerde olduğu gibi bu üç ayda en çok konuşulan MC’lerin, birbirinden kaliteli albümlerin ve kulakların pasını silen nefis şarkıların sıralamasını görebileceksiniz. Yazı bitirip sonbahara adım attığımız bu aylar içerisinde dikkatimi çeken iki ana konu oldu. Birincisi yıllardır Türkçe Rap’in bir numaralı destekçi sitesi durumunda bulunan Hiphoplife’ın dört gözle beklenen çıkışını muazzam bir biçimde gerçekleştirmesiydi. Organize Oluyoruz albümünün yanı sıra Pasaj Müzik ile yapılan yeni işbirliği de bu müzikte devrim yaratacak nitelikteydi. Gözlerden kaçmayan diğer gelişme ise Türk beatmaker’ların aktifliklerini artırarak çıkan enstrümantal albümlerin sayısının katlanmasıydı. Tales, Tush, Tahribat, Yusuf Taş, Radansa, Red ve daha birçok isim, bu dönem içerisinde altyapılardan oluşan albümlerini dinleyicilerin beğenisine sundular. İlk günlerinden itibaren boşluğu fazlasıyla hissedilen beatmaker pozisyonu adına verilen bunca albüm ve emek küçümsenmemeli.

Top 10 MC

10. İhtiram: Kullandığı vokal tekniği –bu Rap türü horrorcore olarak adlandırılıyor- kimileri tarafından orijinal ve yaratıcı bulunurken, kimileri bu stile katı bir şekilde karşı çıkarak Türkçe Rap’in doğasına zarar verdiğini savunuyor. Ancak iki durumda da ortak olan bir nokta var: Bu da İhtiram’ın sahip olduğu ses ve uyguladığı yöntemler ile insanlar üzerinde büyük ilgi ve merak uyandırdığı. Her geçen gün dinleyici kitlesini katlıyor, bu da piyasanın şu karmaşık zamanlarında çok kolay elde edilemeyecek bir başarı. Ohmhan ile yaptığı çalışmalarla karşımıza çıktı İhtiram bu üç ay içerisinde. Bu çalışmaların neredeyse tümünde Ohmhan’dan daha başarılı bulunduğu gözlemlendi.

9. Tush: Geçtiğimiz aylara kadar çoğu dinleyicinin bihaber olduğu, ismini gördüğünde yabancılık çekeceği bir oluşumdu Safra Yeraltı. Temmuz başından itibaren tam anlamıyla atağa geçen ekibin neredeyse tüm çalışmaları ses getirecek cinsten oldu. Savaş, Parola Nevakâr, İhtiram, Radansa gibi son dönemin yükselen isimlerini bünyesinde barındıran topluluğun parlayan yıldızı ise şimdilik Tush olarak gözüküyor. Ağustos ayında T The Rzla Instrumentals ismini verdiği altyapı albümüyle beğeni toplayan Tush, yine Safra Yeraltı ekibinden Parola Nevakâr ve Savaş ile yaptıkları “Ego” isimli şarkıda da vokal tekniğiyle ön plana çıktı.

8. Tasfir: “Hadi oradan, kendi adamını bize satıyorsun!” diyenlerinizi duyar gibiyim. O halde anlaşılan o ki; piyasayı düşündüğüm kadar yakından takip etmiyorsunuz. Çünkü etseydiniz Gerçek Yeraltı Rap Yarışması’nı ilk sırada tamamlayan bu yetenekli gencin son çalışmalarını işitmemiş olmanız mümkün kılınmazdı. Temmuz başında Barni ve Orçun Varol ile 3’lü isimli albüme imza atan Tasfir, bu albümün her şarkısını domine etti. Ardından piyasaya sürdüğü Ne Kalitesi?, Tasfir’in yeteneği konusunda akıldaki -vardı ise- tüm şüpheleri sildi. Düetsiz şarkılarının düetli olanlardan daha fazla keyif vermesi, Tasfir adına çok olumlu bir not olarak akıllarda kaldı.

7. Kurşun: Defalarca Rap’i bırakmayı, ondan uzaklaşmayı düşünen, dile getiren ve hatta uygulayan birisi Kurşun. Oysa dinleyicileri çok iyi biliyor ki; ne yaparsa yapsın, Rap müzik onu bırakmayacak. Son olarak çıkardığı Psikoz adındaki trilyonuncu yeraltı albümü bunu destekler nitelikte. Albüm belki bir Kapak Olsun veya Deli Kadir kadar ses getiren, yıllar boyu eskimeyecek türden hit şarkılarla dolu bir çalışma olarak gözükmedi, yine de bu albümün Kurşun’un geri dönüşünü kesin biçimde gözler önüne sermesi bundan çok daha önemliydi. “Nakarat Adam”ın eski günlerine dönmesi çok yakındır.

6. Pit10: Merakla beklenen Sosyal İtici albümü ekim ayında çıkacak ama o, albüm çıkarmadan da gündemde kalmayı başarabildi. Toplumsal ve politik meselelere, sorunlara, haksızlıklara duyarsız kalamayan tavrıyla akıllarda yer edinmiş olan Pit10, geçtiğimiz aylarda bu sağlam duruşunu TRT, TRT Türk ve BJK TV gibi kanallar aracılığıyla görsel medyaya da taşıdı. Popülizm karşıtı cesur söylemleriyle dikkat çeken sanatçı, eylül sonlarına doğru yayımladığı albüm tanıtım videosuyla da bu konudaki çıtayı çok yükseklere taşıdı. Video klibi ise tüm bu performansı taçlandırdı.

5. Sahtiyan: Piyasada ilk gözüktüğü seneden beri ondan beklentiler hayli yüksekti. Kara Büyü albümünde muhteşem bir performans sergileyerek gelecek adına çok olumlu sinyaller vermişti. Ancak beklenen patlamayı bir türlü yapamadı, bu da hayranlarının büyük bölümü tarafından endişeyle karşılandı. Son üç ay, o senelerdir sözü edilen “beklenen Sahtiyan”ı gözlemleyebildiğimiz aylar oldu. “Sıkıntı Var”, “Utan” ve “Hiphop’u S..tiler” onu dinlerken yeniden heyecanlanabilmemiz için bize gerekçeler sundular.

4. Hayki: Bandrollü albümü raflarda yerini aldıktan sonra bu üç ayda gözlemlediğimizden kat kat daha fazla konuşulacağı şüphesiz. Hayki yine de kendisini sevenlerle arayı açmaya, diğer bir deyişle kendini özletmeye pek sıcak bakmıyor. Bu durum, geçtiğimiz aylarda “Göktaşı”, “Büyü” ve “Herşeye Rağmen” (doğrusu yazılışı “Her Şeye” şeklindedir) siluetine bürünmüş üç sonuç ile karşımıza çıktı. Uzun soluklu Hayki hayranları bu üç şarkı arasında seçim yapmakta zorlanıyor, bu da birbirinden kaliteli üç işe tanıklık ettiğimizi belgeliyor. Yasal albümün niteliği konusunda tereddüt yaşayan insan ve insanlar bulmakta sıkıntı çekeceksiniz.

3. İtaat: Daha Volkanik albümünü sindirememiştik ki Volk’M’an ile tekrardan merhaba dedi bizlere. Hummalı bir çalışmanın ürünü olan ve Türkçe Rap dinleyicilerinin büyük çoğunluğu tarafından olumlu biçimde karşılanan albüm İtaat’in tartışmasız şekilde en iyi albümlerinden biri oldu. Yaptığı müzikal çalışmaları takipçilerine sunup bir köşeye çekilmekten hoşlanmayan İtaat, albüm öncesi aperatif niyetine iki adet son derece kaliteli ve değerli video klibi de piyasamıza kazandırmış bulundu. “Her inişin bir çıkışı, her çıkışın bir inişi vardır” sözü bir senedir sürekli çıkışta olan İtaat için pek geçerli olacağa benzemiyor.

2. Rahdan: Rest Çektim ile beklenen dönüşü gerçekleştiren Rahdan’ın yeni albümü bir süredir merakla beklenmekteydi. Gerek albümün belirtilen içeriği, gerek albüm öncesi takipçilere sunulan yazılı ve görsel tanıtımlar büyük ilgi toplamıştı. Manidar bir biçimde 11 Eylül günü albümün çıkışı, akabinde de Teoman Karadeniz tarafından albüme paralel biçimde yazılan Bol Giyimli Kukla isimli kitabın etkisiyle bu üç ayın oldukça çok konuşulan isimlerinden birisi oldu Rahdan Vandal.

1. Tepki: 2011 onun açısından muhteşem bir sene oldu. “Meleklerin Şehri” isimli hit şarkı ile başlayan serüven, üst üste çıkardığı Diktatör, Tamam, Siyah ve Beklenmeyen albümleriyle devam etti. Aldığımız haberlere göre iki yeni albüm daha yakın zaman içerisinde bizlerle olacak. Sözünü ettiğimiz üç aylık periyoda üç adet birbirinden sükseli albüm sıkıştıran Tepki için bu panoramada zirveden başka bir konum düşünülemezdi. Artık piyasa onun isteklerini tam olarak algılamış durumda ve bu yönde son derece olumlu geri dönüşler almaya başladığını sevinerek gözlemlemekteyiz. 2011 sona erdiğinde kolay kolay kimsenin Tepki için eskiden sıklıkla başvurulan tabirleri kullanmaya cesaret edemeyeceği aşikar.

Top 10 Albüm

10. Stammtisch: Eylül ayının sürpriz olarak nitelendirilebilecek albümlerinden birisi. M4NM oluşumu son zamanlarda gözle görülür bir çıkış içerisinde ve Type Wheel’ın albümü bu yükselişi destekler nitelikte. Albümü baştan sona kesintisiz çaldığınızda yavaş yavaş insanların kafasında yer etmeye başlayan M4NM tarzının korunduğunu ve amaçlanan müziğin dinleyicilere yansıtılabildiğini kolaylıkla fark ediyorsunuz. Müzisyen olarak Type Wheel’ın önünde uzun bir yol var ve bu yolu doğru adımlarla yürümesi gerekiyor. Stammtisch onun adına başarılı ve etkili bir referans olacak.

En dinlenesiler: Zaman, Gereksizlik

9. Ne Kalitesi?: Yaz aylarının es geçilmemesi gereken albümlerinden birisi. Teknik özellikler, miksaj kalitesi gibi yeraltı piyasasında detay sayılabilecek niteliklere takılmadan dinleyici kulağıyla dinlediğinizde, Tasfir’in lirikal zekasına hayran kalmamanız oldukça güç. Her açıdan kendini geliştirmesi gerektiği ortada, ancak piyasaya çok sıcak ve sağlam bir giriş yaptığına şüphe yok.

En dinlenesiler: Bongdan Şnorkeller, Kukla

8. Beklenmeyen: Adına yakışan bir biçimde kimsenin beklemediği bir anda ortaya çıkan, diğer projelerden deyim yerindeyse “arta kalan” parçaların birleşimiyle oluşan kısa bir Tepki albümü. Özel olarak bir albüm yaratmak için herhangi bir çalışmaya girişilmemiş olan, hatta şarkı sayısı ve içerik bakımından “albüm” olarak adlandırmanın doğruluğunun dahi sorgulanabileceği bu beş şarkılık çalışmanın her şeye rağmen hit’ler çıkarabilmiş olması etkileyici. Siyah ve diğer renkler arasına sıkıştırılmış hoş bir sürpriz.

En dinlenesiler: Bu Gece Farklı, Yalan

7. Hiphop Allegro Scherzando: Birkaç aydır adı kulağımıza sıkça çalınmaya başlanan isimlerden Argub ve Samsun’dan çıkan genç bir yetenek Muasir’den piyasada beklenmedik bir biçimde çok olumlu ve etkili izler bırakan bir albüm. İlk olarak tahmin edebileceğiniz gibi ismiyle dikkat çeken, ancak bu iki isimle daha önce karşılaşmamış olanlar için son derece pozitif bir “merhaba” olacak şarkılarla bezeli bu çalışmanın bir seri haline dönüşmesi şimdiden birçok Türkçe Rap dinleyicisinin bir dileği haline dönüşmüş durumda. Son senelerde deneysel çok çalışmayla karşılaşıldı, ne yazık ki bunları çoğu “deneme yanılma” yönteminin yanılma kısmına denk geliyordu. Albüme adını veren şarkıda Kenan Doğulu’nun sesini duyar gibi oluşunuz sizi yanlış düşüncelere sürüklemesin, bu albümün farklı olduğuna güvenebilirsiniz.

En dinlenesiler: Hiphop Allegro Scherzando, İmtihan, Diyez Formülü

6. MiksKeyf 2: İlk çıkışını yaptığı seneden bu yana stilini koruyarak bugünlere gelebilmiş pek nadir isimlerdendir Casus. Kim bilir, belki de tarzına bu denli sadık kalıp piyasanın oyuncağı olmayı reddettiği için devasa boyutlara varan hayran kitlelerine ulaşamadı hiçbir zaman. Fakat bu demek değildir ki Casus, kıymetinin farkında olan bir topluluktan yoksun. Hayatının büyük bölümünü İsviçre’de geçirmiş olmasına karşın emeğini verdiği müzikte ana dil olarak Türkçeyi kullanmakta müthiş ısrarcı bir tutum sergileyen Casus, MiksKeyf serisinin bu ikinci “mixtape” kategorisine denk düşen albümünde yine bizlere bir müzik ziyafeti vermiş. Nas’ın Illmatic albümünü muhakkak dinlemişsinizdir, o albüm açılıp baştan sona tek şarkıymışçasına dinlenebilen türde bir eserdi. Pek denk bir örnek olmayacak ama Casus’un bu albümünde şarkıların birbiriyle uyumundan ötürü aynı özelliği görebilmemiz mümkün. Başka bir tasvirle, mixtape mantığı ve felsefesini kesin olarak yansıtan bir çalışma.

En dinlenesiler: Al Beni, Bir Gece, Mutluyum

5. Siyah: Bu listeye birden fazla albüm sokabilmek herhangi bir MC adına pek kolay bir iş değildir, ancak bu panoramada Tepki tüm sınırları aşarak üç albümle karşımızdaydı. Siyah tam anlamıyla bir konsept albüm. Her şarkı bir diğeriyle anlam bütünlüğü içerisinde ve işlenmek istenen tema çok keskin sınırlarla ortaya koyulmuş. Albüme adını veren “Siyah” şarkısında bu kelimenin defalarca kez vurgulanması bazı kesimler tarafından abartılı olarak karşılanmış olmasına rağmen, aslında albümün bizlere vermek istediği mesajı yansıtma konusunda başarıya ulaşmış. Albümü dinledikten sonra anlıyorsunuz ki siyah, Tepki için sadece bir renkten ibaret değil. Bu beş harfli kelime onun yaşam ve müzik felsefelerinin de önemli bir parçası.

En dinlenesiler: Bu Farklı, Pişmanlık, NWA

4. Volk’M’an: Yine yapacağını yaptı. Tech N9ne özentisi dediler, bambaşka tarzlarda olağanüstü şarkılarla donattı albümü, gözlüklerini beğenmediler, gitti yepyeni gözlükler aldı ve sonuç olarak ağırlığını koydu piyasaya İtaat. Rap bir tiyatro oyunuysa, bu oyunda başrollerden birinde mutlaka ben olacağım mesajını açık seçik verdi bizlere. Kendine özgü, kesinlikle orijinal bir imaj yarattı ve müzikal idealleri doğrultusunda yürümeyi sürdürmekte. Albümü bir kere dahi baştan sona dinlediğinizde klasikleşmiş Türkçe Rap kalıplarına sığmayacak cinsten bir iş olduğunu anlıyorsunuz. İtaat’in müziği söz konusu olduğunda karşısına sınırlarla çıkılamaz, katı kurallar koyulamaz. O nasıl hoşuna gidiyorsa öyle yapmıştır, öyle yapıyor ve iyi bir müzisyen olduğundan şüphe duymayarak tüm kalbinizle güveniniz ki öyle yapmaya devam edecektir. Bu senenin alkışlanası albümlerinden birisi, fakat  piyasanın daha fazla “Volk”lu albüm ismi kaldırabileceğini sanmıyorum.

En dinlenesiler: Kısacası Hiphop, Şort Şart, Geniş Ol, Onun Adı İta

3. Yeni Dünya Düzeni: İsmi bile merak uyandıran bir albümdü çıkışı öncesi. İçeriğinin de isimle paralel olacağının anlaşılması insanlar için daha büyük bir heyecan kapısı oldu. Beklenti boşa çıkmadı ve Rahdan Vandal’ın uzun süreli takipçilerini hayal kırıklığına uğratmayacak, kendisini yeterince dinlememiş olanları ise bunu gerçekleştirmeye teşvik edecek şarkılara şahit olundu. Rahdan’ın bu albümde alışılmış duygusal kimliğinden oldukça uzaklaşarak kimi zaman sert bir üsluba büründüğü, kimi zamansa deneysel vokal ve altyapılara başvurduğu görüldü. Kendi adına yeraltı piyasasına yepyeni bir başlangıç niteliği taşıyor bu albüm.

En dinlenesiler: Kukla, C.E.R.N, Nefsinle Mağrur, Kimileri

2. Tamam: Aslında bu albümün bandrollü olarak çıkacağı zannediliyordu, sanırım Tepki de son ana kadar insanlara albümü bu şekilde sunmayı planlamıyordu. Albümün içeriğine, seçilen şarkılara ve sound’a baktığımızda neden bandrollü olarak tasarlandığını anlamak pek zor olmuyor. Şarkıların her biri üzerinde uzun zaman uğraşıldığı ve bir ton emekle donatıldığı belli olan yapboz parçaları gibi. Bir araya geldiklerinde yerinizi alıp saatlerce keyfini çıkarabileceğiniz bir sanat eserine dönüşüyorlar. Birçok yazımda ve incelememde Tepki’nin önceki senelerde piyasa tarafından hak ettiği değeri göremediğine ama bu sene durumun kökten değiştiğine değinmişimdir. Aslında Tepki, yine bildiğimiz Tepki. Vokalini her geçen gün güçlendiriyor, müziğine modern ve zengin öğeler ekliyor, ancak ne tarzından ödün veriyor, ne de insanların kendisinden haberdar olması için ekstra bir efor sarf ediyor. O halde farklı olan ne? Farklı olan insanların –tamamının olmasa da- gözlerinin ve kulaklarının açılmaya başlamış olması. İnsanlar sonunda fark ettiler Tepki’nin o her gün dinledikleri sıradan MC’lerden olmadığını, bilakis bu müziği tüm dünyada temsil edebilecek donanıma ve yeteneğe sahip bir müzisyen olduğunu. Tamam, bunun kanıtıdır.

En dinlenesiler: Tepki Bi’ Macera, Aşk ve Kan, Meleklerin Şehri, Yıldızlar, Kandır Beni

1. Organize Oluyoruz Volume 1: Söylenecek o kadar çok kelime, yazılacak o kadar çok satır ve düzülecek o kadar çok övgü var ki insan nereden başlayacağını bilemiyor. Haftalar veya aylar değil, yıllar bekledi insanlar bu albümün çıktığı günü görebilmek için. Dile kolay, bu müziğin en önde gelen isimlerin birkaçı yerine neredeyse hepsini Ceza önderliğinde aynı albümde topluyor, görsel ve yazılı basında kendinize bugüne kadar çıkmış tüm Türkçe Rap albümlerinden daha fazla yer buluyor ve bu toplamayı birbirinden kaliteli kliplerle süslüyorsunuz. Bunu Hiphoplife ekibinden başkasının yapması aklıselim insanın düşüneceği şey değildi. Her ne kadar planlanandan kat be kat gecikmeli olarak raflarda yerini alan bir çalışma olsa da sonuca bakılmalı. Nasıl ki Yeraltı Operasyonu müziğimizi binlerce insana duyurmayı başararak çok sayıda tabuyu yıktıysa, Organize Oluyoruz da Türk Rap’inde çığır açacak özelliklere sahip. Böylesine kritik önemi olan bir albümün değeri bundan beş, hatta on yıl sonra çok daha iyi anlaşılacaktır. Yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında “Ben bu müziğin bir parçası olduğum için gurur duyuyorum” denmesini sağlayacak bir müzik şöleni.

En dinlenesiler: Sen De Biraz Delisin, Çek Kılıcı, Alt Geçit, Zor Deme Bana, Getto Ağzı

Top 10 Şarkı

1. Sen De Biraz Delisin – Ceza

2. Alt Geçit – Farazi & Kayra

3. Çek Kılıcı – Pit10

4. Zor Deme Bana – Mozole Mirach

5. Getto Ağzı – Dramelodi Project

6. Hasta Yanım – Street Melodeez

7. Herkes Yaramaz – Yunus Emre & Frekans

8. Aşk ve Kan – Tepki feat. Bixi Beezy

9. 3 Gün – Ais Ezhel

10. Kısacası Hiphop – İtaat feat. Kamufle