Bana Masal Anlat

Posted: 14/10/2011 in İnceleme

Türkçe müzik yapan bir rapçi düşünün. Yaşıtlarına benzer olarak çocukluk ile gençlik arası döneminde bu müzikle ilk kez bir araya gelmiş, hızlı bir şekilde kaynaşmış ve hiç beklenmeyecek kadar kısa bir sürede müziği hayatının önemli noktalarından birine oturtmuş. Birkaç seneye yayılan dinleyicilik süreci sonrası gittikçe yükselen hevesiyle mikrofonun başına geçmeye ve insanlara buradan seslenmeye karar vermiş. Mütemadiyen bir değişimin içinde olan Türkçe sözlü Rap müziğin futbol teknik direktörleri gibi biri gelip biri giden modalarının kuşkusuz o da farkındaymış. Bununla beraber, her modaya uymayı kendine görev bilen yüzlerce maymun iştahlı şarkıcı müsveddesinin peydah olması, kendisini hiç etkilememiş. Türkçe Rap’te isyankarlık, sisteme karşı çıkış moda olmuş, o kendi bildiği yolda devam etmiş. “Diss” dediğimiz hicivli şarkılar gündeme gelmiş, tarzını bozmayı aklının ucundan bile geçirmemiş. Duygusal vokallerle sert çocuklar birbirine girmiş, bizim rapçi kendi doğrularına inanmaktan vazgeçmemiş. Aynı istikrar ve kararlılıkla sevgili sanatçımız bugünlere kadar gelmiş.

Tarzı ve inandıklarından asla ödün vermeyen bu kişi, şimdilerde Türkçe Rap piyasasının en gözde isimlerinden, en aranan seslerinden birisi. Müziğimize gönül vermiş herhangi bir insanın, az önce tasvir ettiğim kişiden haberdar olmaması ihtimal dahilinde bile değil. Bu müzisyene tüm piyasa; erkeğiyle kadınıyla, çocuğuyla yaşlısıyla saygı duyuyor ve destek veriyor. Aslına bakarsanız kabul edilmeli ki şu ana kadar anlatılanlar sözünü ettiğimiz Rap camiamız için pek de gerçekleşebilir gelmiyor kulağa. Sevilen tabirle bir “MC”; Türkçe Rap müzik icra ederken hiçbir kısa veya uzun vadeli modaya uymayacak, piyasanın isteklerinin önüne kendi ideallerini koyacak, başka sanatçılara hicvetmeyecek, diğerlerinden iyi olduğunu iddia etmeyecek, her hafta konserlerde bir semtin veya stüdyonun adını haykırmayacak, sanal ortamda hiç gözükmeyecek, sağa sola düet vererek kendi tanıtımını yapmaya çalışmayacak, tek bir yabancı rapçiye dahi özenmeyecek ve yine de en çok takdir edilen, yokluğunda en çok özlenen elit grubun arasına girecek. Bunların aynı anda yaşanması imkansız! Hayır, imkansız değil. Bu durum ülkemizde denenmiş ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bunu yapan kişinin adı ise Kayra’dır.

Sanıyorum –aslında umuyorum- bu yazıyı okumakta olan herkes bu kişinin adını duymuş, müziğini dinleme fırsatı bulmuştur. Biyografisi uzun uzadıya bahsedilebilir cinstendir, ancak burada bizim için en kritik olarak noktaya parmak basacağız. Kayra’nın Türkçe Rap dinleyen insanlar ile resmi anlamda tanışması, Bitap ile oluşturduğu Gına grubunun aktif projeleri sayesinde sağlanmıştır. Yollarını birleştirerek müzikal anlamda bir birliktelikte karar kılmaları, hem onlar hem de dinleyiciler açısından bir milat niteliğinde olmuştur denilebilir. Şimdilerde temcit pilavı gibi önümüze koyulan “sıra dışı” başlıklı çalışmalar aklıma geldikçe, Türkçe Rap müziğe gerçek anlamda yeni bir soluk getiren tek topluluğun Gına olduğunu düşünmeye başlıyorum. Çıkar amacı gütmeden, herhangi başka bir meslektaşlarının üzerinden rant sağlamaya çalışmadan yalnızca sevdikleri müziği yapmaya çalışan ve müziklerini her zaman kendilerinin üzerinde tutan bir grup hüviyetindedir Gına. İnsanlara tanıtmaya, anlatmaya çalıştıkları bir şey var ise; kendileri değil, müzikleridir. Kayra’nın bu grup bünyesinde ortaya çıkardığı çalışmalar kimi zaman sert, kimi zaman masalsı içeriklidir. Ama her zaman da özgür ve içtendir.

Gına’dan dinlediğimiz son albüm olan “Doğum Lekesi” sonrası Farazi ile çalışmalarına hız veren Kayra’nın yeni projelerinin niteliği merak ediliyordu. Piyasanın gidiş yönüyle tam ters istikamette ilerleyen müzikal istekleri ve hedefleri, çoğunluk tarafından şaşkınlıkla karşılanmasına rağmen grubun yadsınamaz yükselişine dikkat çekiyordu. Kayra’nın sözlerinin, anlattıklarının tamamen orijinal ve bir o kadar da bu müziğin diğer üreticilerinden kopuk oluşunun müzikseverleri hayrete düşürmemesi mümkün değildi. Tüm piyasa kimin kime diss şarkı yaptığına, hangi stüdyonun hangisine savaş açtığına odaklanmışken Kayra kendi hayatını anlatıyordu ve insanlar onu can kulağıyla dinliyordu. Bu olacak iş miydi? Topluluklar dağılıyor, yeni oluşumlar gündeme geliyor, kısacası tüm düzen altüst oluyordu fakat Kayra nasıl oluyorsa aynı çizgide sendelemeden yürümeye devam ediyordu. Bunlar yetmezmiş gibi standart yüzlerde patlayan bir tokatmışçasına gelen Farazi & Kayra albümü, “geliyorum” diye bas bas bağıran devrimin son habercisi oldu. Kayra’nın o ana kadar yapmış olduğu tüm işlerin toplamından daha fazla ilgi çeken, onu kendi yolundan yürüyen mülayim bir insan statüsünden alıp birçoklarının tabiriyle üstatlığa ulaştıran bu albüm oldu. Albümde ne mi vardı? Sadece hikaye, hikaye ve hikaye… Çünkü Kayra, hikaye yazmayı ve onları kendi ağzından anlatmayı seviyordu. Bomba etkisi yaratan bu albümün üzerinden çok geçmeden ikincisi geldi, yine müzikal anlamda uzun olarak nitelendiremeyeceğimiz bir aranın ardından da üçüncüsü. Kayra artık kulaklara ve beyinlere kazınmıştı.

Kayra’nın bu sağlam duruşunu, ortamı allak bullak edip insanların aklını yitirmesine sebep olan albümlerini ve senelerdir üzerinde yürümekte olduğu ince çizgiyi dile getirmemin bir sebebi var elbette. Onun öyküsünün bu müziği hayatları boyu bıkmadan usanmadan üretmek isteyenler için çok önemli mesajlar içerdiğine inanıyorum. Örneğin; Türkçe Rap müziğin asla belirli kalıplarla sınırlı kalmak zorunda olmaması savı, X ya da Y türünün bu müziğin basamaklarının tırmanılması için tek çare olamayacağı düşüncesi. Şöyle özetlenebilir: Aynı kalıpla farklı şekiller oluşturmaya çalışmak yerine kalıbı parçalayarak yeni boyutlara erişen, hazır rotaları takip etmek yerine kendi rotasını çizebilen kişi hedeflenen noktaya ulaşabilir. Başka bir önemli nokta, ötekini aşağı çekmeye çalışmak yerine kendini adil yollardan yükseltmeye gayret etmektir. Kayra’nın geldiği konum ve kazandığı saygıya “rakip” olarak görülebilecek insanların işine burnunu sokarak değil, kendi müziğini geliştirmek adına hummalı çalışmalara girerek ulaşmış olması bu konunun önemini gösterir. Yine bir başka kilit konu olarak sanal ortamda 7 / 24 reklamın şart olmadığı öne sürülebilir. Kayra’nın bilgisayar kullanıp kullanmadığı bile kuşkuluyken şarkıları on binlere ulaşabiliyorsa, burada dikkat edilmesi, doğru gözlemlerle beslenmesi gereken hususlar mevcuttur. Son mesaj: Sizce modaya uyarak sadece bir takipçi olmak yerine Kayra gibi kendi modanızı yaratarak takip edilmek daha tercih edilesi değil midir?

Yukarıda bahsedilenler başarılı olmanın formülü, bu piyasada tutunmanın reçetesi veya buna benzer olarak tanımlanabilecek bir durumu ifade etmemektedir. Kayra, bu müzikal ortam içerisinde müthiş başarılara ulaşarak olağanüstü seviyelere çıkmış bir örnektir yalnızca. Ancak aynı zamanda kuvvetli ve takdir edilesi bir örnektir. Ona feyz alınabilecek birisi olarak bakarsınız veya yaptıkları umurunuzda olmaz, bu sizin seçiminizdir. Kim ne derse desin, ortada tek saniye düşünmeksizin kabul edilebilecek bir şey varsa; bu piyasadaki “Kayra gerçeği”nin değişmeyeceğidir.

Advertisements
Comments
  1. flutcugeneral says:

    Yazıya katılmakla birlikte bir düzeltme yapmak isterim; “Sisteme karşı çıkış moda olmuş,” cümlesi.

    Sisteme karşı çıkış, moda olmak bir yana; “Saian Sakulta Salkım” dışında bu dilde bu müziği yapan hiç bir insanın henüz tam olarak gerçekleştirmediği bir eylem. Şimdilerde devir değişiyor, “İndigo” gibi vicdani retten bahseden isimler duyuluyor o ayrı.

    Kayra’ya gelince, duruşu bile zaten bir karşı çıkış. Kendine has ve içten. Yerel Radyo’yu döndürüp duruyorum.

    Umut Sarıkaya tadıysa çok hoş.

  2. flutcugeneral says:

    Bir de; “Sisteme karşı çıkış.” bu müziğin temeli.

  3. Kayra kulaklığımda çalıyorken, kimi zaman yer yatağının başucundaki hayaletin dili tutuldu, kimi zaman Şevket Hamdi Tan’ın nemli tavanına birlikte baktık, kimi zamanda hanın içindeki Ugandalı saatçiye birlikte şaşırdık. Belkide Bekar Evinde Kör Sinekler gibi bir albümü, birdaha Kayra dahil Türkçe Rapte kimse yamaz. O derece mükemmeldi. Türkçe Rapte İndigo, Da Poet, Saian, Karaçalı gibi yeri doldurulamayacak, sitili benzersiz birkaç isimden biri. Son olarak, Gökmen Özdenak heyecanıyla, Mertel Kasetçiliği bekliyorum efendim!

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s