Archive for November, 2011

Football Manager

Posted: 10/11/2011 in İnceleme

Erkekler kadınlara oranla muhakkak daha aşinadırlar Football Manager isimli menajerlik oyununa. Ülkemizde yıllardır en çok tercih edilen bilgisayar oyunlarından birisi olan FM serisinin tarihi yaklaşık 20 sene öncesine dayanıyor. 1992 senesinde Championship Manager adıyla piyasaya sürülen ve ilk senesinden itibaren beklenenin bile çok üzerinde yankılar uyandıran oyunun adı, ortaklık değişimi sonucunda 2005 senesinde Football Manager olarak yenilenmek durumunda kalmıştı. Son senelerde oldukça komplike bir hal alan oyunu şöyle özetlemek mümkün: Oyun başında yüzlerce futbol ligi arasından birinde dilediğiniz bir takımın menajeri –doğru tabirle teknik direktörü- olarak kendinizi atıyor ve takımınızı yönetmeye başlıyorsunuz. Oyuna işsiz olarak başlamayı da tercih edebilirsiniz. Menajerliğin bu kadar basit bir şekilde elde edilebildiği bir platform daha aklıma geliyor.

Sanal ortamda en azından ortalamaya yakın bir aktifliğe sahipseniz, yukarıdaki paragrafın son cümlesinde bahsedilen “öteki platform”un neresi olduğunu tahmin etme konusunda sıkıntı yaşamayacaksınız. Elbette istatistiklerle kanıtlanmış şekilde dünyanın en çok dinlenilen müziği olan Rap’in Türkiye şubesi söz konusu.  Bir iki senedir yaptığım gözlemler, bana Türkçe Rap platformunda menajerlik mertebesine ulaşmanın Football Manager’da yeni bir oyun yaratmak kadar kolay gerçekleşebilir bir olgu olduğunu gösterdi. Kendimden son derece emin bir şekilde söyleyebilirim ki; bu gözlemleri yapmadan önce menajerlik kurumuna ve bu kurumun altında yer alan emekçilere yönelik saygım ve hayranlığım bugünkünden kat kat yüksekti. Ancak şahit olduklarım ve şüphesiz şahit olmaya devam edeceklerim bu konudaki görüşlerimi 180 derece döndürmeme sebebiyet verdi. Hala menajerliğin sonsuz saygı duyulması gereken bir kurum olduğu düşüncesindeyim, ama bu iş rant sağlama amacı güdülmeden layıkıyla yapıldığında. Türkiye’de ne yazık ki görünen tablo bundan çok ama çok uzak.

Menajer dediğimde aklınıza geliyor? Bir sanatçının, sporcunun veya bunlar gibi talebi ve talibi yüksek meslek alanlarından birinde yer alan bir kişinin özel ve genel hayatıyla ilgilenen, onun adına önemli kararları alan, bir anlamda hayatını yönlendiren başka bir kişiyi menajer olarak adlandırırız (İngilizcede bahsettiğimiz kavramı birebir çevirisi gibi görünen “manager” kelimesi değil, “agent” kelimesi karşılar). Şimdi araştırma yapmak için birkaç dakikamızı ayıralım ve Türkçe Rap ortamında karşılaştığınız menajerlerin çoğu yukarıdaki tanımlamanın kaçta kaçını yapıyorlar inceleyelim. Her seferinde girmemek için kendimi zorladığım, ama sonunda kendime engel olamadığım bir konudur yaş konusu. Müziğimizi dinleme ve icra etme yaşı birkaç senedir çok aşağılara çekildiğinden olsa gerek, bu konunun çok önemli olmadığını, yaşa bakarak yetenek veya benzeri kavramların saptanamayacağını ileri sürenlerin sayısı hayli arttı. Konumuz gereği diğer meslek alanlarını es geçip menajerliğe yöneleceğim. Şahsi görüşüme göre bir menajer olabilmek için yaş, kesinlikle görmezden gelinemez bir unsurdur. Başka bir kişinin –üstelik bu kişi kendi alanında sizden yetenekli ve büyük olasılıkla sizden popüler- hayatına yön verebilmeniz, o kişinin adına birden fazla konuda söz söyleme yetkisi alabilmeniz için sözü geçen şahıstan mutlaka daha fazla hayat tecrübesine sahip olmanız, insan ilişkilerinde daha fazla kabiliyetle donatılmanız ve yine bu kişinin her türlü istek, tercih, amaç gibi temel güdülerinin en ince detayına kadar muazzam bir bilgi birikimine erişmiş olmanız gerekir. Bu donanımlar bırakın bir menajeri mesleğinde yüksek başarıya taşımayı, sadece o mesleğe sahip olabilme başarısına erişmesine bile yetmeyebilecek olmazsa olmazlardandır. Sayılanlar dışında destelerce farklı hüner ve rakiplerinize oranla yüksek motivasyonunuz, sizi bu meslekte bir yerlere getirebilir. Durum böyle olduğunda yaş etkeninin bir menajerin yeterliliğini etkilemeyeceğini iddia etmek, Mehmet Topuz yerine Selçuk Şahin’i milli takıma çağırmaktan farksızdır. Tecrübe dediğimiz olgu, iz bırakan yaşantıların yanı sıra yaşın yükselmesi, beyinsel olgunluğun artmasıyla gelişir. İnsan ilişkilerinizin daha sağlıklı boyutlara ulaşabilmesi için sürekli olarak farklı zümre ve kesimlerden şahıslarla münasebette bulunmanız ve bu ilişkileri tecrübenizle harmanlayarak kendinizi geliştirmenizle mümkün olabilir. Oysa bizimkiler için tek menajerlik şartı var: O kişiyle iyi arkadaş olmanız.

Haftada yaklaşık 3-4 adet aynı temalı mesaj geliyor Gerçek Yeraltı kimliğiyle açmış olduğum Facebook hesabına. Atılan mesajların özeti şu şekilde: “Ben X isimli rapçinin menajeri Y’yim, X’in sizin programınıza çıkmasını istiyoruz. Ne yapmalıyız?” Birinci sorum: Sizce ideal bir menajer, temsil ettiği sanatçıya herhangi bir program (konser, düet, yayın, vb.) ayarlamak için dünyadan bihabermişçesine böyle bir soruyla mı gelir organizatörün karşısına? İkinci soru da var: Bu teklifi Facebook gibi bayağılaşmış bir arkadaşlık portalı üzerinden mi gönderir? Üçüncü geliyor: Davranışı böyle olan bir menajerin müşterisi hakkında olumlu yargılara varabilmek olası mıdır? Ayrıca sözü geçen X lakaplı rapçi arkadaşın kayda değer hiçbir çalışması olmadığı veya sadece mahalle arkadaşları tarafından sevilerek dinlendiği gerçeklerinin üzerinde durarak zaman kaybetmeyeceğim bile. Bir üst paragrafla ilişkilendirilmiş dördüncü soru gelsin: Sizce bu menajer yaş dahil tüm gerekli özellikleri barındıran bir menajer olsaydı, davranışında farklılık gözlenir miydi? Şunu da belirtmekte fayda var, verdiğim örnekteki hareket ne kadar amatörce bir yaklaşım da olsa buna karşı değilim. Sonuçta o hesabı almamın nedeni insanların bana diledikleri şekilde sorular yöneltebilmelerini sağlamaktı. Karşı olduğum şey; o soruyla karşıma gelen kişilerin kendilerini menajer olarak adlandırmalarıdır. Menajerlik kurumu bu kadar küçültülebilecek, sıradanlaştırılabilecek bir kurum asla olmamıştır ve olmayacaktır.

Konuyu enine boyuna irdelediğinizde; menajerlik mesleğinin ülkemizde böylesine bir seviye kaybına uğramasında her kesimin payı olduğunu görebilirsiniz. Sanatçıların suçu yadsınamaz, çünkü ilk etapta bu işi yapmak üzere kişilere izin veren ve deyim yerindeyse onları görevlendiren kişiler sanatçılarımızdır. Bu hususta müzisyenlere büyük görev düşüyor. Menajere gerçekten ihtiyacı olan azami yüzde 1’lik bölümün seçim yaparken ince eleyip sık dokuyarak nitelikli kişilerle anlaşması, iltihabın daha geniş bölgelere yayılmasını engelleyebilir. Menajer – müşteri ilişkisi resmi bir iş ilişkisidir ve bir arkadaşlık bağından kati olarak farklı olması gerekmektedir. Eminim izlemiş olanlarınız vardır Amerika’da yayımlanmış olan Entourage isimli diziyi. Çocukluk arkadaşı olan Vincent Chase ve Eric Murphy’nin aynı zamanda müşteri ve menajer olmalarının hem iş, hem de arkadaşlıklarını ciddi biçimde etkilediği dizinin hemen hemen her sezonunda vurgulanan bir temadır. Menajerliğe yatkın olduğunuz kanısındaysanız, başlamak için iyi bir nokta olabilir bu dizi. Suçları sıralamaya dönecek olursak, sanatçı ve menajer mevkiinin ikisinde de yer almayan bizlerin suçunu da ele almalıyız. Eğer biz kendini menajer kimliği arkasına saklayan insanları ciddiye almış olmasaydık, şimdiye kadar çoktan yerlerini işi yapmaya uygun olanlara bırakmış olurlardı. Son suç tabii ki ilk adımı atanlar, yani o sıfatı kendine yakıştıranlarda. Menajerlik yaparak belki kendilerini yüceltmeye çalışıyorlar, belki de gerçekten sanatçı adaylarına bir faydalarının dokunduğuna inanıyorlar. Öyle ya da böyle, hem müzisyeni hem de dinleyiciyi negatif yönde etkiliyorlar ve piyasa değerinde büyük çaplı düşüşlere sebebiyet veriyorlar. Bana soracaksınız şimdi, iyi menajer yok mudur piyasamızda? Elbette var! İşini iyi yapanlar olmasa, kötüleri aradan seçip ayıklayamazdık. Gerçi bizim durumumuzda seyrek bulunanlar, aradan seçilecek olanlar nitelikli menajerler oluyor, orası ayrı. Nasıl kötü örneklerde isim kullanmadıysam, olumlu olanlar için de yine isim kullanmadan geçmeyi tercih edeceğim. Birilerinin isim vermesine gerek kalmadan herkesin iyi ile kötünün arasına net çizgiyi çizebildiği gün, tüm bu yazılanlar bir anlam kazanmış olacaktır.

Top 10: Twitter Alemi

Posted: 07/11/2011 in Lists

Sosyal paylaşım amaçlı web siteleri Türkçe sözlü Rap müziğin önemli iletişim ve haber platformlarından birisi haline gelmiş durumda. Hal böyle olunca bu sitelerin her birinin dinleyici üzerindeki etkisi de farklılık gösteriyor tabii. En gözde iki site hakkındaki şahsi görüşüm Facebook’un Türkçe Rap’i günden güne bayağılaştırdığı ve körelttiği, Twitter’ın ise doğru kullanımı durumunda müzikseverlere bulunmaz nimetler sunduğu yönünde. Bu iki sitenin karşılaştırmasını yapmayacağım elbette, bu sayfalar sürer. Bunun yerine aşağıda okuyacağınız incelemede Twitter’ı aktif ve amacına uygun olarak kullanan Türkçe Rap müzisyenlerini ele almayı uygun buldum. Bakalım kimler, neden ve ne şekilde girmiş listemize.

10. Narkoz (@narkoz34): Bu portalın en aktif isimlerinden birisi. Kimi zaman gün içindeki planlarını, kimi zaman kendisi ve beraber çalıştığı isimlerin yeni projelerini buradan duyurmayı tercih ediyor. Kendisiyle herhangi bir konuda Twitter üzerinden iletişime geçebilmek de oldukça mümkün, göründüğü kadarıyla dinleyicilerinin sorularını tek tek cevaplamaktan rahatsızlık duymuyor. Son zamanlarda paylaşımına başladığı “özlü” denebilecek kendi üretimi sözlerle de takipçilerinin dikkatini çekmiş görünüyor.

9. Sorgu (@sorgusatire): Aslında Twitter üzerinden bilgi aktarımına çok fazla zaman ayırdığını söylemek doğru olmaz. Listedeki diğer isimleri oranla daha seyrek aralıklarla yazdığına şahit oluyoruz. Bununla beraber, Sorgu bir şeyler yazmaya karar verdiğinde anlamsız veya gereksiz kelimelerden oluşuyor olması hayli güç bir ihtimal oluyor. Politik ve sosyal eleştiri bazlı söylemlerden hiçbir zaman çekinmeyen sanatçı, bu özelliğiyle hayranlarının takdirini toplamış görünüyor. Sulu muhabbetlere girmekten kaçındığını ve Türkçeyi doğru kullanabildiğini görmek de onu takip edenler açısından oldukça pozitif bir etki yaratıyor. Taksim Delisi Cenk ve Ercik Kral’a dair her şey bu profilde.

8. Sehabe (@Sehabe): O da buranın oldukça yeni üyelerinden. En dikkat çekici nokta; şarkılarında kullandığı dil ve üslubun buradaki tarzıyla birebir uyuşuyor olması. Şarkılarında sıklıkla duyduğumuz ince kelime oyunlarına Twitter’daki gündelik yazılarında da rahatlıkla rastlayabiliriz. (Örnek: Bu ay benim ayım olacak, Yogi değil ama) Bunun dışında sinema ve spora olan ilgisine şahit olabilmek son derece mümkün. Dinleyicileriyle sürekli yakın temas içerisinde olması, eleştiri ve övgüleri aynı samimiyetle değerlendirmesi ona olumlu yansıyan diğer etmenler. Kendisini yanlış tanımış olanlara en iyi ve yerinde tanıtım buradan yapılıyor denilebilir. Piyasanın önde gelen isimlerinin kendisine büyük destek verdiği ve aldığı eleştirilerin yersiz kitleler tarafından yöneltildiği de bu portal sayesinde görülüyor.

7. Rahdan (@rahdanvandal): 2008-2009 senelerinde Türkçe Rap’in geçirdiği büyük çaplı değişim müziğe uzun süreli bir ara veren Rahdan’ı da etkilemişti. Yaklaşık 15 senelik bir tarihe sahip olan bu müziğin eski isimlerinden sayılabilecek Rahdan, tam olarak bu sebeplerden kendini insanlara yeniden tanıtma zorunluluğuyla karşılaştı. Rahdan’ın kendisini doğru biçimde ifade ederek kafalardaki yanlış kurulmuş imajı silmesi için Twitter’da kendi elinden çıkan yazılarından daha iyi bir fırsat bulunamazdı sanıyorum. Bu açıdan baktığımızda Rahdan tarafından bizlere ulaştırılan yazılar çok daha büyük anlamlar kazanıyor. Eleştirel, sitemli, esprili ve Vinnie Paz hayranlığını sergilemekten çekinmeyen Rahdan Vandal tweet’lerinin, kendisi hakkındaki önyargıları büyük ölçüde kırdığına inanıyorum.

6. Mozole Mirach (@MozoleMirach): Büyük ihtimalle bir müzisyen olarak bu listenin Twitter’ı amacına en uygun olara kullanan ismi. Genellikle yeni bir yazı girmekteki amacı dinleyici ve takipçilerini içinde bulunduğu müzikal durum konusunda haberdar etmek,  onlara son çalışmalardan bahsetmek ve yeni projeleri duyurmak oluyor. Bıkmadan usanmadan dinleyicilerden gelen soruları cevaplıyor ve her türlü olumlu veya olumsuz eleştiriyi güler yüzle karşılıyor. Zaten halihazırda sadık bir dinleyici kitlesine sahipti, ama bu sosyal paylaşım sitesi sayesinde bu kitleyi çok daha genişlettiğini düşünmek yanlış olmayacaktır.

5. Sayedar (@sayedarofficial): Birkaç ay öncesine kadar çok daha aktif bir görünümü vardı. Son zamanlarda işlerinin yoğunluğu sebebiyle pek sevgili Twitter’dan uzak kaldı ve bu onu listede bir iki basamak geriye itti. Yine de Türkçe Rap dinleyicisi için bu portaldan yapmış oldukları kesinlikle yadsınamaz işlerdi. Uzun bir süre devam ettirdiği ve her gün bir yeni yabancı Rap albümünü bizlere sunduğu “Günün Albümü” serisi, ilk bakışta çok da olağanüstü bir şey gibi gelmeyebilir. Ancak bu hem kendisinin bu konudaki bilgisini ortaya koydu, hem de dinleyicinin ufkunu açıp vizyonunu genişletmesi için bulunmaz bir nimet oldu. Bu serinin tekrardan başlaması en büyük dileğim. Sayedar’ın diğer dikkat çeken özellikleri; hangi ruh haline sahip olursa olsun samimi bir şekilde bunu insanlara nakletmesi ve hiçbir zaman sözünü sakınmayan bir üsluba sahip olmasıydı.

4. Esin İris (@esiniris): Nedendir bilinmez ama tüm paylaşıma yönelik internet sitelerinde olduğu gibi Twitter’da da erkeklerin sayısı kadınlardan hayli fazla. Bunun Türkiye’ye özgü olduğu konusunda ciddi şüphelerim var, bu nedenle listemizde bir kadın müzisyenimizin yer alabiliyor olması beni çok memnun etti. Esin dinleyicileriyle yeni müzikal planlarını, son konser detaylarını paylaşırken zaman zaman Aylin Aslım’mışçasına bir aktivist havaya bürünmekten de kendini alamıyor ve şarkılarındaki samimi havayı burada da solutuyor kendisini takip edenlere. Öylesine ilgi çekici, sıra dışı ve içten yazıyor ki; kendisinin müzik kariyerinden bihaber biri, takipçi sayısına göz atarak onu bir “Twitter ünlüsü” zannedebilir kolaylıkla. Tek bir Türkçe hatası yapmaması da onu benim gözümde ayrı bir yere koyuyor. Ailecek severek takip ediyoruz.

3. Pit10 (@ServerUraz): Ustream kanalından Beta, DJ Artz, FlowArt gibi isimlerle yaptığı yayınlarda “boş muhabbet” ettiğini iddia ediyor kendisi. Oysa Twitter üzerinden bizlerle paylaştığı bilgiler bunun tam tersini gösteriyor. Hiçbir zaman boş yere, yazmış olmak için, amaçsız bir kelime öbekleri karalamıyor. Her kelimesinin muhakkak bir amacı var ve satranç oynarmışçasına bir sonraki yazıyı düşünerek giriyor yazılarını. Profiline kısa bir süre için göz atsanız bile ne kadar eğitimli ve kültürlü bir kişi olduğunu anlayabiliyorsunuz, bu da şarkılarıyla kafanızda oluşan Pit10 imajının tutarlı ve gerçek bir görüntü olduğunu destekliyor. Şahsi kanaatim kendisinin piyasamızın en önemli renklerinden biri olduğu yönündedir. Değerini bilmemiz gereken bir isim kesinlikle.

2. Başar (@basarcankaya): O iki sene önce Rap’i bıraktığını açıklamıştı ancak anlaşılan o ki Rap onu bırakmamış. Twitter hesabı açtığımızda araştırdığım ilk isimlerden biriydi kendisi, yazdıkları ve yazacaklarını çok merak ediyordum. Beni hayal kırıklığına uğratmadı ve her gün hevesle söyleyeceklerini beklediğim bir kişiye dönüştü. Kafasına eseni yazıyor olması, onu müthiş doğal biri haline getiriyor. Başar’dan kimi zaman Rap’le ilgili önermeler, sevdiği Türk (No.1 ağırlıklı dersek yalan olmaz) veya yabancı sanatçıların şarkı sözleri, kimi zamansa hayata dair eğlenceli bakış açıları görebilirsiniz. (Örnek: Iğdır’a da gittik beraber, İstanbul’da da yaşadık, sorun şehirlerde değildi, biz tam hayvandık – Tek maçla yattığım kadar hiçbir şeyle yatmadım) Rap yaptığı sırada değeri hiçbir zaman yeteri kadar bilinemeyen Başar’ın en azından Rap sonrası hayatında hak ettiği saygıyı göreceğine inanıyorum.

1. DJ Artz (@EfeCelik): O bir beatmaker… O bir sıkıntıdan yayın yapan adam… O bir Nas ve DJ Premier hayranı… Evet, kimden bahsettiğimi biliyorsunuz. Kimileri tarafından müzikal anlamda yaptığı işler hafife alınıyordu. Kendisini tanımadan yöneltilen bu tutarsız eleştirilere en iyi cevabı bu siteden yazdıkları yardımıyla vermiş oldu. Kendisin takip edenler DJ Artz’ın Rap konusunda ne derece engin bilgilere sahip, ileri görüşlü bir beatmaker ve bu piyasada yer alan isimlerin neredeyse tamamından bilinçli bir üretici / dinleyici olduğunu rahatlıkla görebilirler. Müzik adına son dönemde muhteşem işlere imza atan Artz, aynı zamanda Twitter üzerinden duyurduğu canlı yayınlarıyla da hayranlarından gelen tonlarca alakalı ve alakasız soruyu (Örnek: Tupac öldü mü?) cevaplayarak adeta kendisini eleştirenlere ders verdi. Rap müziğe gönül verdiyseniz; ruh sağlığınız açısından bu adamı takip edin, ettirin.