Archive for February, 2012


Karar vermenizin vakti geldi. Birkaç senedir manasızca gelişmekte olan, müziği derinden yaralayan ve kabak tadı bile vermeyen moda daha fazla yayılıp korkutucu boyutlara erişmemeli. Müziğe en ufak bir değer vermeyen, kendi olası şöhretini her şeyin önüne koyan sanat düşmanlarından çıktığına inanmak istiyorum bu kör olasıca akımın. Müziği beyniyle değil kalbiyle üreten müzisyenlerin ve yalnızca kulağıyla değil tüm benliğiyle duyabilen dinleyicilerin asla popülariteyi müziğe tercih etmeyecekleri bir dünyada yaşıyor olmalıyız.

Sanıyorum yavaş yavaş üzerinde durmak istediğim konunun ne olduğu hakkında kafanızda düşünceler oluşmaya başladı. Oldukça hassas olduğuna kanaat getirdiğim konumuzu tek kelimelik bir başlığa indirgemenin imkanı yoktur. Müzik yapan (bizi ilgilendiren tür elbette Türkçe rap müzik olacaktır.) insanların müzikal amaç ve idealleri olmaksızın şahsi ün ve gösterişe yönelmeleri; bunu takiben üretilen müziğin tarihinden ve anlatmak istediklerinden bihaber, bilinçsiz dinleyici toplulukları oluşturarak sorumlu müzisyen ve dinleyicileri de neden oldukları kaosa sürüklemeleri sorunumuzun temelini oluşturuyor. İster kabul edelim ister görmezden gelelim, müziğimizin safkan yapısı üzerindeki en büyük tehditlerden birisi haline gelmiş durumda bu sorun. Popülarite köleliği bir yandan rap müziği giderek sıradanlaştırarak diğer türlerin yanına çekerken, bir yandan da değerli kitlelerin bu ortamdan uzaklaşmasına sebepler yaratıyor. Kelime yapısı itibariyle pop müzik başta olmak üzere popülist yaklaşımlar içeren türleri anlatması gereken “popülarite”nin rap müzikte kendisine özellikle son birkaç yıldır bu denli yer bulabilmiş olması hayli düşündürücü. Üstelik çözümü fazlasıyla basit olan bir sorunun böylesi devasa boyutlara ulaşabilmiş olmasına da üzülmemek elde değil.

Eleştirilerimize ilk olarak müziğini kişisel çıkarlarına alet eden bencil rap şarkıcılarından başlayalım. 2004 veya 2005 senesinde olsaydık bu tanıma uygun pek de fazla kişinin bulunmadığı, hatta müziğimizde böyle bir problemin oluşmayacağına emin olunduğu iddia edilebilirdi. Ne yazık ki geçen yıllar bize bunun tam tersini kanıtladı. Her müzikte olduğu gibi rap müzikte de zaman içerisinde değişimlerin olacağı, yeni sound ve tekniklerin gelişimiyle duyduğumuz melodi ve sözlerin evrimleşeceği kaçınılmazdı. Bu başkalaşımın modernleşme ve zamanı yakalamanın bir parçası olması gerekiyordu, lakin olayın içine şahsi hırslar ve gayeler girince değişimin içinde değişim yaşandı. Amerika’daki rap ortamını takip edenleriniz mutlaka ruhunu sattığı ve para için, şöhret için müziğinin yerlerde sürünmesine göz yumduğundan dolayı eleştirilen isimlere şahit oluyorsunuzdur. Ülkemizde durum hem benzer, hem de biraz farklı. Burada “ruh satışı”na parasal karşılık verebilecek bir piyasamız yok, bunun yerine ödeme hayal edilenin üstünde bir şöhret seviyesiyle yapılıyor. Acı ama gerçek: Birçok rapçi şöhreti sanattan daha çekici buluyor. Hal böyleyken doğal olarak müzikalite nal topluyor, gelişen tek şey bahsi geçen rapçilerin egoları oluyor. Sevilmeye değil müziğe aşık, elde edeceği statüyü, ulaşacağı hayran sayısını önemsemeden “sanat için sanat” yapacak müzisyenlerin sayısının artmasına acilen ihtiyacımız var.

Önceki yazılarımdan birinde bir bölüm dinleyicinin şarkıları, albümleri, projeleri yorumlamayı bilmediğini, bu nedenle dinleyici beğenisine sunulan çalışmaların ve şarkıcıların kendilerine bu bazda hiçbir fayda sağlayamadıklarına değinmiştim. Bu seferki konumuz gereği değinilmesi gereken dinleyici yorumları ise bırakın fayda sağlamayı, sanat ve sanatçıya verilebilecek en büyük zarara imza atıyorlar. Adım gibi eminim ki her gün sözünü ettiğim yorumların, düşünce kirliliklerin onlarca örneğini görüyorsunuz. Belki görmezden geliyorsunuz, belki gözden kaçırıyorsunuz, belki de benim düşündüğüm kadar önemli olduğuna inanmıyorsunuz. Şarkı veya albüm yerine MC ve beatmakerların kişilik veya karakterine odaklanan yorumların bu kişinin bir sonraki şarkı veya albümünü daha başarılı yapmayacağını anlamak bu kadar mı zor? “X kral adam” dediğinizde X kendi müziğini beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikre sahip olamaz, yalnızca egosu şişer. “Y farkı bu, adamım” diye yazdığınızda  Y kimden veya neyden farklı olduğunu anlayamaz. “Z yapar da kötü olur mu, kesin harikadır” demeniz hem önyargılı olduğunuzu, hem de emeğe saygı göstermediğinizi ortaya koyar. Bu örnekler sıralanıp giderken değişmeyen tek bir şey vardır: Müziği değil müzisyeni överek/yererek kişisel etkileşime girişiniz. Halbuki müzisyen kime denir? Müzik üretebilen kişiye. Müzik üretebilen kişiler de art niyetli olmadıkları sürece ürettikleri müzikle tanınmak isterler, en sevdikleri renk veya en etkileyici çıktıkları fotoğraf yerine müziklerinin ülkenin dört bir yanına yayılmasına uğraşırlar. Aksini yapanlar varsa; onlar bu müziğe ihanet edenlerdir. Ne demişti Ceza yıllar önce: “Fazla popüler olmak kaçınılmaz dinlendikçe. Popüler olmak amacım değil dinlenmek sadece.

Müziği seviyor oluşunuz müziksever olmanız anlamına gelmez. Bir rap müziksever Tupac’ı rapten daha fazla sevmemelidir. Bir futbolseverin Messi’ye futboldan daha çok değer vermemesi, basketbolseverin LeBron’ı basketbol sporunun önünde tutmaması, sanatseverin van Gogh’u resim sanatından üstün görmemesi gibidir bu. Çoğu zaman önemsemediğimiz, ilgi göstermediğimiz aksaklıklar beklenmedik felaketlere yol açabiliyor. En azından kendi müziğimiz için bu durumu değiştirebiliriz. Biraz daha özenli, biraz daha tutarlı ve biraz daha bilinçli olmak imkansız değil. Mahallenin temizleneceğine inanmadığınız için kapısının önünü son süpürenlerden olmayın. Kendi hatalarınızı düzeltmezseniz, diğer insanlardan kendi hatalarını düzeltmelerini ne hakla bekleyebilirsiniz ki?

Top 10: Duygusal İsimler

Posted: 01/02/2012 in Lists

Başlıktan da anlaşılacağı gibi incelemenin odaklandığı nokta Türkçe Rap’in duygusal şarkılar konusundaki en başarılı sanatçıları. Bundan önceki listelerin aksine, bu kez aktif olarak çalışmalarını sürdürmeyen isimleri de listeye katmaya karar verdim. Diğer bir deyişle, hayatının herhangi bir bölümünde rap müzik adına eserler vermiş olan ve benim bu listeye girebilecek yeterlilikte gördüğüm her isim adaylar arasında yer aldı. Haliyle ilk 10 belirlenirken hayli çekişmeli bir mücadele yaşandı. Duygusal kelimesiyle ilgili bir iki bilgi vereyim. Bu kelimenin mutlaka şarkılarda aşk konusunun ön plana çıkmasını gerektirmiyor. Aşktan bahsetmeden de duygusal olunabilir. Hasret, mutluluk, hayal kırıklığı gibi duyguları ağır tempolu melodik şarkılar ile kaynaştırarak ele alan sanatçıların duygusal çalışmalara imza attığını söylemek doğru olacaktır. Bu cümleden çıkarılacak bir diğer anlam; yazılan sözlerin yanı sıra altyapının da bu duygusallığı yansıtması gerektiğidir. Lafı uzatmadan listemize göz atıyoruz.

Listeyi ucundan kaçıranlar: Ados Combo Mekanize, Dramelodi Project, Kerim [Mic Rap], Radikal, Rapozof

10. Sehabe: Listenin tamamındaki isimlere baktığımızda Sehabe’nin bu 10 kişi arasından piyasanın en son tanıştığı MC olduğunu söyleyebiliriz. Bu geç kalınmış tanışmaya rağmen yalnızca 2-3 sene içerisinde müthiş bir çıkış yakalayarak piyasamızın en çok konuşulan, en etkili sanatçılarından birisi durumuna geldi. Şarkılarında geniş bir konu yelpazesine ve çeşitli konuları dile getirmekte büyük bir yeterliliğe sahip olsa da dinleyicileri tarafından en tutulan çalışmalarının duygusal ağırlıklı olanlar olduğunu söylenebilir. Son zamanlarda yavaş yavaş üstüne sinen “duygusal rapçi” imajından sıyrılmak istediğini sezdiren projelerle karşımıza çıkmaya başladı Sehabe. Yine de bu değişim; onun lirikal birikimi, eşsiz kafiye düzeni ve akış tonunun üst düzeyliğiyle istediğinde duygusal hit’ler çıkarabileceği gerçeğine engel olamıyor.

Dinlemeden geçmeyin: Güneş Batsın, Yalnızlığın Köründe, Kuşlar Uçmayı Unutmaz, İntihar, Benim İçkim Sen

9. Sedy Jay Elhum: Türkçe Rap’e akın akın gençlerinin yönelişinin başladığı 2008-2009 yılları öncesi rapi bırakmış olması, faal yıllarında ulaştığı ve fazlasıyla hak ettiği saygıyı yeni okul tarafından görememesine neden oldu. Oysa çok değil, sadece birkaç sene öncesinde yeraltının en önde gelen isimleri arasında gösteriliyordu Sedy Jay E.. Türk Hiphop’ının büyük siteleri, diğer sanatçılardan önce onun albümlerine yer veriyor, bu sitelerin forumlarında Sedy’nin yeraltında bir eşi benzeri daha bulunmadığından söz ediliyordu. Başar’ın “Sandıktan Çıkanlar” albüm serisiyle müzikal anısını yaşatmaya çalıştığı Sedy Jay, duygusallık söz konusu olunca olağanüstü yeteneğini her zaman konuşturmayı başarabilmiş bir isimdi. Günümüzde bu türe yönelen birçok kişinin onu örnek aldığını düşünmek yanlış olmayacaktır.

Dinlemeden geçmeyin: Son Gecem II, Sil Baştan Hayatlar, Sen Yaktıktan Sonra, Ben Gidiyorum, Belki Birgün

8. Logic: Listenin rap müziğe veda eden 6 isminden birisi. İhtilal grubu kadar köklü bir geçmişe sahip, İtaat kadar renkli bir isimdir Logic. Eğlenceli şarkılarda gösterdiği başarıyı duygusallaştığı şarkılarda da fazlasıyla gösterebilmiştir. Şarkı sözlerinin yüksek samimiyet içermesi, orijinal uyaklar kullanışı, kimi zaman denediği nağmeli nakaratların altından kalkabilmesi ve vokal kalitesi ile benim için ağır tempolu bir şeyler dinlemek istediğimde ön plana çıkan kişilerden biri olmuştur her zaman. Sedy Jay’e benzer olarak onun da yeni nesil dinleyici kitlesi tarafından yeterince takdir edilmeyişi üzücü bir gerçektir. Bu paragrafın onu araştırmaya yönelik itici bir güç olacağını umuyorum. Belki o rap müziğe dönmeyecek, ama bu Logic’in tamamen unutulmasını kesinlikle gerektirmiyor.

Dinlemeden geçmeyin: Kanla Karışık Yağmur, Hayr-ı Alamet, Susar Mısın?, Gidiş Bileti, Sen de Bensizken Üşüyor Musun

7. Rahdan Vandal: Duygusal rap türünü tartışmasız olarak ülkemizde ilk kullanan isimlerden birisidir Rahdan. Son 1-2 albümünde kendisini yeni tanıyan insanların sanki Rahdan’ı bu türe yeni heves etmiş bir genç yetenek olarak nitelendirmesi tamamen göz ardı edilmeli. Akif Emekli, her türlü olayın kendi üzerinde bıraktığı etkileri büyük bir içtenlikle bize yansıtmayı başarabilmiş ender kişilerden, duygusallığın rap müzikte yer edinmesine yardımcı olmuş önemli emekçilerdendir. Repertuarında daha pek çok farklı stil bulunan Rahdan’a listeyi oluşturduğumuz türün öncülerinden biri yakıştırmasını yapmak abartı olmayacaktır. Slow diye tabir ettiğimiz şarkılarda nakaratın başarısına bağlı kalmadan kendini dinlettirmeyi bilen bir usta o.

Dinlemeden geçmeyin: Kırdım İstemeden, Kim Kalmış Sevenlerden, Sustum, Ya Olmasa Gözlerin, Hep Ben

6. Şanışer: Birçoğunuzun kendisi hakkında olumsuz görüşlere sahip olduğundan eminim. Ne yazık ki bu benim listem ve objektif olmam gerekiyor. Şanışer’i bu listeye alabiliyor olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum, çünkü her ne kadar kısa bir rap kariyerine sahip olsa da burada olmayı fazlasıyla hak ediyor. Bela ile yaptıkları iki ortak albüm ve hemen sonrasında gelen “Ludovico” ile 2007-2008 senelerinin en gözde ismi kendisiydi. Duygusallık fırtınası o zamanlar esmeye başlamamıştı. Önyargısız her dinleyici Şanışer’i yakından takip ve mutlaka takdir etmekteydi. Sesinin duruluğu, sözlerindeki açıklık ve elbette büyüleyici nakaratları onu duygusal müziğin tahtına bir süreliğine de olsa oturtmuştu. Şimdi yine aynı duygusallıkta şarkılar yapıyor olsa da rap müzikten uzaklaştığı bir gerçek. Bir gün geri döneceğini uman tek kişinin ben olmadığıma eminim.

Dinlemeden geçmeyin: Bir Avuç Cennet, Zenne Cevabı, Belki Part.2, Son Sözlerim, Bırak Beni Kendi Halime

5. Raziel Nisroc: Üzücü bir şekilde o da rap müzikle bundan böyle fazla ilgilenmeyeceğini belirtti ve yeni türlere, yeni ufuklara yelken açtı. Ardında ise boynu büyük binlerce dinleyici ve eski tadından hiçbir şey kaybetmemiş onlarca parça bıraktı. Nasıl “Mekan-ı Cehennem” albümü Türk Rap’i için bir mihenk taşıysa, Raziel de duyguların şarkılarda gösterilebileceğinin, rap müziğin her zaman sert olması gerekmediğinin canlı bir kanıtıdır. “Melankolik asalet” üniformasını giyerek bizlerle buluşturduğu duygu yüklü şarkılar, 2004-2005 senelerinde rap müzikle ilgilenen herkesin hayatında izler bırakmıştı. Aktif olarak müzikle haşır neşir olduğu dönemin en yetenekli 3-4 isminden biri olarak gösterilen Raziel Nisroc, aynı üretkenliğini günümüze taşıması başarabilmiş olsaydı bu listenin en tepesinde yer alması işten bile değildi.

Dinlemeden geçmeyin: Mathilda, Şeytanla Dans, Umuda Bağlı Yollar, Protest Kanatlar, Suikast Notları

4. Kurşun: En eğlenceli isimlerin sıralandığı listede gördüğünüz bir kişiyle bu listede karşılaşmayı beklemezsiniz. Kurşun’un renkli kişiliği ve bunun bir sonucu olarak her türde eser verebilme yeteneği; bahsettiğimiz tabunun kolayca yıkılmasını sağladı. Muazzam sesinden elbette hepimiz haberdarız. Çoğu zaman nakaratların melodik özelliğiyle paralel gitmeyen bölümleri, nakaratlarla başarılı şekilde harmanlaması şarkılara başka yerde tadamayacağınız lezzetler veriyor. Kurşun duygusal bir parça yapmaya karar verdiğinde eğlenceli ve öfkeli kimliklerinden sıyrılıyor, sözlerinden küfrü tamamen elimine ediyor. Sanıyorum bu ayrımı yapabiliyor olması; onu diğer isimlerden çok ayrı bir konuma yükseltiyor. R&B, arabesk, pop gibi türlerde başarılı olmayın bırakın, deneme yapabilecek cesareti göstermiş olması bile onun duygusal yönünün yoğunluğunu gözler önüne sermeye yetiyor.

Dinlemeden geçmeyin: Kaç Kişiyiz Kendimizde, Acıları Kurşunla, Çıldırmak Üzereyim, Neyse Boşver, Rakseder Melaike

3. MT: Onun ustalığı tartışılamaz. Onun müziğimize verdiği desteklerin, bu uğurda harcadığı yılların önemi tartışılamaz. Onun bu müziğe olan aşkı sorgulanamaz. Aynı zamanda onun yeteneği de kesinlikle bir tartışma konusu olamaz. Türkçe Rap’in gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden biri kuşkusuz MT’dir ve MT’nin yaptığı en iyi işlerden biri duygularını çarpıtmadan, tüm sıcaklığı ve içtenliğiyle şarkılarda bizlerle paylaşmaktır. Kimi zaman bunu sinirli bir şekilde yapar, kimi zaman alay eden bir tavır takınır. Bizim onu bu listede görüşümüzün sebebi ise hislerini daha yumuşak bir şekilde yansıttığı şarkılardır. Piyasamızın ses kalitesi konusunda diğer tür müzikleri icra eden isimlerle baş edebilecek ender seslerinden birisidir Beyazkin. Vefat etmiş olan annesine sevgisi, memleket hasreti, aşk hayatındaki hayal kırıklıklar gibi duyguları sıkça dile getirir ve her seferinde bizi derinden etkiler. Ona müteşekkiriz.

Dinlemeden geçmeyin: Bugün İçinde Hüznün Dünün İçinse, İki Bal Yüz, Bu Ömür Neylesin Sensiz, Gönlümün Ezik Şarkıları, Ana Ana

2. Sancak: 1-2 senedir piyasada delicesine esen bir aşk rüzgarı var. Bunun nasıl başladığı ve neyden kaynaklandığını tahmin etmek güç, ama bildiğimiz şey; yüzlerce duygusal kimlikli MC adayının ortaya çıktığı. 5 seneyi aşkın süredir ilk çıktığı günkü çizgisini koruyan ve tarzından asla ödün vermeyen Sancak’ın bu kesimden sanılması ise gerçekten çok üzücü. “Orkestral Depresyon” albümüyle ilk kez tanıma fırsatı bulmuştuk onu. Birçoğumuzun kanı hemen ısınmıştı eşi benzeri zor bulunacak sesine, kalıplara sığmayan özgür sözlerine ve duygusallığını saklamayan yürekli tavrına. İlerleyen zamanlarda çıkardığı albümlerin tema ve sound olarak benzer şekilde üretildiğini, ancak kalitenin her albümde bir kademe daha yukarı taşındığını gözlemlemekteyiz. Duygusallık moda olmadan çok önce bu türe yönelmiş bir isim olan Sancak’la şu sıralar o tarzı kullanmaya çalışan kişilerin arasında dağlar değil, dünyalar, evrenler kadar fark var. Birkaç sene içerisinde herhangi bir MC’nin Sancak’ın samimiyet seviyesine, sözlerindeki açıklığa ve piyasa isteklerinden etkilenmeksizin kendi müziğini kendi yaratan sağlam duruşuna ulaşmasını imkansıza yakın görüyorum. Unutulmaması gereken şu: Bu işin orijinali Sancak’tır ve her zaman öyle kalacaktır.

Dinlemeden geçmeyin: Unutulmak Haricinde, Kimim Ben, Kapatın Her Yanı, Dün Gibi, Tek Kaçacak Yerim

1. Başar: Onda insanı kendine çeken bir şeyler var. Henüz ilk dinleyişte kişinin üzerinde müthiş bir etki bırakan, tekrar tekrar dinlemeye teşvik eden ama sırrı yıllardır keşfedilemeyen öğeler var Başar’ın müziğinde. İlk albümünde yakaladığı yüksek seviyenin altına hiç düşmeden ve çıtayı sürekli daha yükseklere çekerek son albümüne ulaşan eşsiz bir müzisyenden bahsediyoruz. Öyle bir müzisyen ki; her sene yaşı kadar şarkıyı içeren bir albüm çıkarmayı kendine misyon edinen, albümlerinin her türlü prodüksiyonunu kendi karşılayan, solo şarkılarını düet şarkılardan daha dinlenebilir kılan, hatta Emre Altuğ’un nakaratını kendisinden de iyi söyleyebilen bir isim. Geçmişinde almış olduğu ses eğitiminin fayda ettiğini söylemeye lüzum yok, bir kez dinlediğinizde kulağınıza çarpan ilk özellik Başar’ın olağanüstü vokali oluyor. Şarkı ilerledikçe Türk ezgileriyle süslü melodiler ve her kelimesi özenle seçilmiş sözler sizi sarıyor. Başar kadar içli yazabilmeyi başarabilmiş bir isim olduğuna inanmıyorum, gelecekte böyle birinin ortaya çıkacağından da şüpheliyim. Başar’ın oğlu veya kızı rap yapsa ne kadar hoş olur, düşünsenize.

Dinlemeden geçmeyin: Yağmurun Sesi, Yorgunum, Tut Beni, Düşer Bir Melek, Sanki Ben

Not: “Dinlemeden geçmeyin” kısmına listedeki her isimden duygusal tanımına uyan 5 şarkı şahsi zevkim göz önünde bulundurularak yazılmıştır.