Genç Yetenekler Röportaj Dizisi – 1: Zeval

Posted: 08/07/2012 in Röportaj

Merhaba Zeval, öncelikle beni kırmayıp bu röportajın bir parçası olmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Genç yaşına ve birçok isme nazaran kısa bir süredir aktif olarak müzikle uğraşmana rağmen özellikle son 2 senedir önemli bir dinleyici sayısına ulaştın. Kitlenin bu hızlı artışını neye bağlıyorsun? İçinde bulunduğumuz sosyal medyaya bağlı düzeni de düşünürsek bu artışı başarının bir ürünü olarak görüyor musun?

Asıl ben teşekkür ederim bana böyle bir röportaj fırsatı sunduğunuz için. Öncelikle, 2010 yılından sonra biraz daha bir şeylerin farkına varmaya ve daha doğru işlerde yer almaya yöneldim. Ondan öncesinde özgüvene dair bende hiçbir şey yoktu. Kayıtlarımı bile çekine çekine, ayda yılda bir alırdım. Konserlere, partilere çıkmaya utanırdım. Ama bu bir şeyler bilmediğim ya da yapamayacağım anlamına gelmiyordu. Hatalarım oluyordu, düzeltmek için kimse uyarmıyordu. Etrafımda bana bu işi adam akıllı anlatacak gerçek insanlar da yoktu. Bir zaman sonra gerçek bilgiye sahip insanlarla arkadaşlık kurdum, ufkum açıldı. Zaten yaşım küçüktü, hala da küçük. Daha fazla üretmeye başladım, bir şeyleri yayımladıkça, daha çok heyecanlandım. Sonuç olarak aldığım iyi yorumlar, beni cesaretlendirdi ve ne mutlu ki ektiğim tüm tohumların meyvelerini yavaş yavaş yiyorum.

Rap müziğin çıkışının özgürlüğe dayandığını, insanların bu müzikle başkalarının dile getirmeye çekineceği birçok konuyu anlattığını biliyoruz. Senin rap müzik yaparak insanlara vermeye çalıştığın mesaj nedir, ifade etmeye çalıştığın konular nelerdir?

Ben her zaman bir mesaj vermek amaçlı yazmıyorum sözlerimi. He gerektiği durumlar oluyor, bazen “evet şuraya şu olayı sıkıştırsam süper olur” diyorum. Ama genelde hissiyatla alakalı yazıyorum. Ne hissediyorsam, ne yaşıyorsam… Eskiden sözlerimde daha aşk, bazen daha bir atar, daha bir çocukça ve çağın gerektirdiği ergen duygular vardı. Yani bazen eski şarkılarıma baktığımda gülüp, “haha ne tiki sözler yazmışım” diye kendimle dalga geçtiğim bile oluyor. Kimilerinin o dönemleri pek de verimli geçmez bilirsiniz. Ama halk onları seviyor, ben de anlamıyorum. Bazen en nefret ettiğim şarkılarım Youtube’da en çok dinlenenlerim. Önemli olan benim içime en çok sineni, en çok rapi yansıtanı yapmak. “Heh, işte bu” dediğim bir albüm yolda zaten, çok gecikti belki ama ne kadar geç o kadar iyi…

Ülkemizde yavaş yavaş oturmaya başlayan rap piyasasını göz önüne aldığımızda kadınların kendilerine bu piyasada kolay yer bulamadıklarını görüyoruz. Sen kısa süreli müzik hayatında kadın olmanın zorluklarıyla ne şekilde karşılaştın? Yetenek olarak eksiğinin bulunmamasına rağmen yalnızca cinsiyet nedeniyle ikinci plana atıldığını düşündüğün zamanlar oldu mu?

Açık ve net olarak umursanmıyorsunuz. Umursandığınız zamanlarda ise –her zaman değil, çoğu zaman- yaptığınız müzikle değil de cinsiyetinizle ilgileniliyor. Her bayan MC’nin başına gelmiştir; dışlanmışlık, önemsenmemek. Kayıtlarımızda yine bir ilgi az çok mevcut fakat konserler… Ah, o partiler… Sahneye çıkınca, bir açgözlülük… Elini bile kaldırmıyorlar, bön bön yüzümüze bakıyorlar. Zaten alt gruplara saygı sıfır gibi bir şey. Bu da henüz yeterli olmayan ama gelişmekte olan performansımızı iyice düşürüyor. Aslında olaya bayan olarak baktığımızda çok farklı. Bir parça yapıyorsunuz, gelen yorum: “Kız güzel diye dinliyorsunuz, bilmem ne…” Bu kadar mı açsınız? Bu kadar mı terbiyesizleşti bu ortam? Hakkında zerre bir şey bilmeden yapılan tonlarca edepsiz yorumlar! Cinsiyet ayrımı var, bayanlara rapi yakıştırmayan bir camia bu. Şöyle de bir eşitsizlik var; bayanız, bir parça yapıyoruz, bizimle aynı seviyede olan bir erkek MC’den daha fazla dinleniyor. Bir yarışmaya katılıyorsunuz, bayan olduğunuz için onlarca adamın önüne geçiyorsunuz. Halbuki en başından bayanlar bu işe gönül vermiş olsaydı, bu eşitsizlik de olmayacaktı.

Türk rap piyasasında kadın olmak çoğu zaman zor şartları beraberinde getiriyor dedik, halbuki müzik endüstrisinde feminen özellikleriyle ön plana çıkan çok sayıda ismin kalitesiz müziklerine rağmen gündemde kalabildiğine şahit oluyoruz. Kendi dinleyici kitleni düşündüğünde, aynı durumun başına gelebileceğinden ve bazı insanların müziğin yerine görünüşün nedeniyle sana ilgi gösterebileceğinden çekiniyor musun? Böyle durumlarda dinleyici hayrana dönüşebiliyor, bu durumdan rahatsızlık duyuyor musun?

Tabii ki rahatsızlık duyuyorum. Resmi sayfamdan, çekirdekle gazozla komik teklifler yapan insanlardan tutun da, evimin, okulumun kapısının önünde bekleyenlere kadar… Yaşadığım yer itibariyle insanların çoğu istemsizce benden medet umuyorlar. Ben size ne yapabilirim arkadaşım? Feat istiyorsun, ben seni ne tanırım ne bilirim. “Partide gel yer al” diyorsun, parti dediğin yer düğün salonunda, MC diye çıkardıklarınız arabesk rapçiler! Facebook, Twitter gibi sitelerde adımın geçtiği hayranlık bilmem neleri görüyorum. Bana neden hayran oluyorsunuz Allah aşkına? Ben de sizin gibi bir insanım sonuçta… Benim dinleyicim olun çünkü ben manken değilim, fotomodel değilim, sadece yaptığım müzikle bir yerlere gelmeye çalışıyorum. He yine karakterimi sevin, yine dış görünüşümü güzel olarak adlandırın. Ama benim gururumu incitecek, adımı karalayacak ithamlarda bulunmayın. Bana sevginizi uzaktan gösterin.

Kadınlığın zorluklarına değinmişken bu zorlu yolu kolaylaştıran bazı isimlerden bahsetmek istiyorum. Özellikle 2000’lerin başında adeta Türk kadınının rap müzikte var oluşunu temsil eden ve pozitif enerjisiyle pek çok kadını bu müziğe çeken bir Ayben vardı. Son senelerde ise onun görevini Elçin Orçun’un üstlenmekte olduğunu, Türkiye’de yaşanmaya çalışılan Hiphop kültürüne çok değerli katkılar verdiğini görmekteyiz. Bu iki ismin siz gençlere açtığı yoldan ve sana ifade ettiklerinden bahsedebilir misin? Müzik konusunda seni derinden etkileyen başka isimler oldu mu?

Olmaz mı? Oldu, ben İngiltere’de yaşayan kuzenlerimin getirdiği CD’lerden, televizyondaki yabancı müzik kanallarından rap müziği tanıdım. Daha sonra da İnternet’ten tabii. Break dans ve Hiphop hayatımda hep vardı, bir yerden sonra sağlık durumlarından ötürü bırakıp, rape yöneldim. İyi ki de yapmışım. Wiz Khalifa, Jedi Mind Tricks, Roots Manuva, Eminem, Bahamadia, Vinnie Paz, Nas, Tupac, Biggie, The Roots, Lauryn Hill, Soulja Boy, MC Lyte, Aesop Rock, Dope D.O.D., Wu-Tang, Dr Dre, Keny Arkana gibi daha sayamadığım bir sürü MC beni etkilemiştir. Türkiye’de de tanınan bir çok MC ve oluşum bana bir sürü şey katmıştır. Ayben, Türkiye’nin en iyi bayan MC’lerinden biridir. R&B dersek de Elçin Orçun öyle. Benim çocukluğum onları dinleyerek geçti. İyi kötü etkilenmişimdir. O özenerek dinlenilen bir çok rap sanatçısı ile az çok muhabbetim, bilgi alışverişim olmuştur ama son bir sene için konuşursak; bu kadar bir kitleye ulaştıysam kendi yeteneğimin yanında Elçin Orçun’un desteği çok büyüktür. Onu çok çok seviyorum.

“Rap piyasasında kadın olmak” başlıklı son soruma geçiyorum. Konuları, türleri, kişileri ikiye ayırmayı çok seven bir toplumuz ve kadının Türkçe rap müzikteki rolünün de son zamanlarda ikiye ayrıldığını gözlemliyoruz: Nakarat okuyan, hoş sesli melodik kadınlar ve erkekçe sözler yazan, sert müzik yapan kadınlar. Sen ise bu iki kategoriye yerleştirilmeyi de şiddetle reddediyor gibisin. Bu yaşanan tarz karmaşası ve ayrımın içinde sen nerede durmayı amaçlıyorsun?

Ben şu ana kadar hiçbir konuda “ben şu taraftayım” veya “bu tarafta ilerleyeceğim” diye bir şey demedim, demem de. Düşünsenize, kadın hayatı boyunca battle yapmış. Ee sonuç? Yani diyeceğim o ki bir bayan MC, sert olmak zorunda değildir. Sert olması gerektiği durumlar vardır illa ki, ama bunu “asarım-keserim-biçerim-döverim” tarzında yansıtmamalıdır. Ben öyle bir hataya düştüm, son şarkımda “Öğretmenime kafa attım, risk budur; gider misin?” dedim ve bu ciddiye alındı. Aslında o kadar gülünç ki… Halbuki ben o nesli, o kafayı eleştirmek amaçlı mecazi kullanmıştım. Nakarat okuyan hoş sesli bayanlarımız R&B tarzını çok da iyi şekilde yansıtıyorlar. Bana da rapi bırak ve R&B’ye yönel diyen oldu. Belki ilerde, bilemiyorum… Hayat bu ne olacağı belli olmaz, çok da olumsuz bakmıyorum ama, kim bilir belki rap ve R&B’yi aynı yolda yürütebilirim.

Ülkemizin her alanında görebildiğimiz rekabetçi ortam, Türk rap endüstrisinde de fazlasıyla mevcut ve her geçen gün güçleniyor. Müziğinin birkaç senelik geleceğini hayal ettiğinde, seni bu süreçte bahsettiğimiz ortamda farklı kılacak, diğer müzisyen adaylarından sıyrılmanı ve hedefine ulaşmanı sağlayacak özelliklerin neler olacağını söyleyebilirsin?

Rekabet tatlı şey… Şu anda rap müzik piyasasındaki diğer müzisyen adaylarından sıyrılmamı sağlayacak tek şey; belki her geçen gün gelişen sesim olabilir. Tabii işin şakası bu… Hedefime ulaşmam için; diğerleri gibi birilerini karalamak, arkasından iş çevirmek yerine kendi işime bakıyorum. Yapılan hiçbir yorumu umursamıyorum. İnsanlar üstünde taktik uygulamıyorum. Çünkü o laf edenler de, yani sen bir eleştirmen değilsin, müzisyen değilsin, politikacı hiç değilsin, kitap yazarı değilsin, fotoğrafçı değilsin… Sadece İnternet bağlantın var ve eleştiriyorsun. Seni neden umursayayım? Çok iyi bir MC beni kötü eleştirse herhalde duygusal yönümden dolayı ağlamaya falan başlarım. Ama o kadar hırslıyım ki, onu utandıracak kadar daha iyisini yapmak için dizinin dibinden ayrılmam. Madem ben yanlış yapıyorum, bana doğrusunu öğretmek zorundasın! İşte bana da “2 seneye bırakır, hevesini alsın” diyorlar da ağzı olan konuşuyor, çok komik. Ben bu işi yapacağım, inşallah en iyisini yapacağım…

Kendin ve müzikal kariyerin için kısa veya uzun vadeli planlar yaptın mı? Mesela bundan 5 yıl sonra, 10 yıl sonra ve 20 yıl sonra Zeval ismi ve müziğini nerede görmek, neleri başarmış olmak istiyorsun?

Biraz aileme, biraz kendi özgüvenime bağlı olarak şimdilik bu işi hobi olarak üstlensem de, kim bilir belki bir gün ben de çok iyi yerlere gelirim. Emeğimin karşılığını alırım, o zaman her şey tabii ki de çok güzel olur. Küçüklükten beri istediğim tek şey bandrollü albüm… Ama ilgi çok az, eskisi gibi değil. Neden insanlar bedavaya İnternet’ten indirmek varken gidip parayla satın alsın? Bir de kafa dengi olan arkadaşlarımla bir stüdyom olsun isterdim. Öyle ev stüdyosu falan değil ama adam gibi bir stüdyo ve adam gibi ekipmanlar… Düşünsenize, insanın kendi stüdyosunda kendi beat’lerini yapıp kendi sözlerini yazıp, mix ve mastering’ini kendi yapması ya da kendi dilini bilen insanlarla çalışması kadar güzel bir şey olamaz herhalde. Çok çaba sarf ediyorum, çok olumsuzluklarla karşılaşmama rağmen her seferinde daha da güçleniyorum. Pes ettiğim noktada, elimden tutup kaldıran insanlar var Allah’a şükür. Var olsunlar, ben de yıllar yılı var olayım…

Röportajı sonlandırırken seni takip edenlere, takip etmek isteyenlere, sevenlere ve sevmeyenlere neler söylemek istersin? Gerçi insanlar artık sosyal medya üzerinde dakika dakika hakkındaki tüm haberlere ulaşabiliyor ama duyurmak istediğin yakın zamanlı projelerin var mı?

Albümü bekliyorlar, çok yavaş ilerliyoruz. Prodüktör ve beat’lerle alakalı ufak sıkıntılar yaşadım. Bakalım hayırlısı. Kısa zamanda düetler olacak. Yaz boyunca birçok organizasyonda yer alacağım. Sevmeyenlere ayıracak pek de vaktim yok, ben kendi kitlemle meşgulüm. Bu onlara haksızlık olur. Resmi sayfamdan olduğunda duyuruyoruz zaten. Takipte kalsınlar, beni güçlendiren tek şey destekleri. Nasıl mutlu oluyorlarsa, öyle yaşasınlar. Her şey için teşekkürler…

Advertisements

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s