Genç Yetenekler Röportaj Dizisi – 2: Ezgi

Posted: 18/07/2012 in Röportaj

Sevgili Ezgi, röportaja hoş geldin. Müziğe olan ilginin çıkış noktasından başlayalım. Neredeyse dünya üzerindeki her insan müzikten hoşlanır ama rap müzik gibi bazı türler ne sanatçı, ne de dinleyiciler için sıradan bir hobi olarak kalamaz. Senin hayatına müziğin, özellikle de rap müziğin girişinde pay sahibi olan belirli kişiler veya olaylar var mıydı? Zamanla diğer ilgi alanlarını ikinci plana atıp müziğe yoğunlaşmanı neye bağlıyorsun?

Öncelikle merhaba ve röportaj dizisinde bana da yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Müziğin, adımın anlamıyla birlikte kulağıma fısıldandığı andan beri ruhumda vazgeçilmez bir yere sahip olduğuna inanırım. Bizim evde çalmayan tek müzik türü rap müzikti. Müziğe verdiğim değer, babamın pazar günleri durmak bilmeyen müzik listesindeki Pink Floyd, Nirvana, Deep Purple gruplarını dinleyerek başladı. Annemin, büyük ablamın ve küçük ablamın da farklı müzik zevkleri vardı. Evde herkes ayrı telden çalıyor yani. Bir rap müziğini başından sonuna kadar dinlememe sebep olan kişi kuzenim Hakan abi idi. Farklı bir his verdi bu müzik bana. Ondan bana CD yapmasını istedim, yaptığında elimde dolaştırdığım CD player’ımda çalan sadece rap müzikti. Zamanla daha da çok dinledim. Sınavda kötü not aldıysam müzik dinledim. Aile içi sorunlar çıkınca müzik dinledim. Dışlandım, nefret duydum müzik dinledim. Diğer ilgi alanlarım beni her durumda motive etmiyordu. Müziğe yoğunlaştım çünkü o hep yanımdaydı.

Henüz 15 yaşındasın, buna rağmen Türk rap piyasasının aktif olarak içinde bulunuyorsun. Yeni çıkan işleri takip ediyorsun, kendi çalışmalarını devam ettiriyorsun, konserlerde sahne alıyorsun… Genç yaşında piyasayla bu denli sıkı bir bağ kurmayı nasıl başardın? Gençlik hevesiyle ilk senelerinde çok aktif olabilen birçok ismin yaşları ilerledikçe bunalıp bir nevi kaçtıklarını görüyoruz. Sen kurduğun bu bağı ileride nasıl korumayı amaçlıyorsun?

Piyasanın bu denli içinde olup daha sonradan kaçan insanları da anlamıyor değilim. Anlıyorum çünkü piyasanın içinde olduktan sonra müziğinin iyi olması yetmiyor. Sabır gerekiyor, umursamaz olmak gerekiyor ama bunu yaparken de tevazudan ödün vermemek gerekiyor. Aktif olunca artık ayna karşısında rap söyleyen birisi değil, hayallerini gerçekleştirmiş, övgü veya kötü eleştirileri duymuş birisi oluyor insan. Ama bu olayın sadece piyasa kısmı. Bu tarafla ilgilenen bir kişi hemen kaçabilir. Eğer gerçekten kalbi müzikle atıyorsa kaçamaz. Durur ve şarkılarını söylemeye devam eder. Yaşım ve bayan olmam çoğu kişiye aslında farklı geliyor. Tanımadığım onca insanın benim hakkımdaki, kardeş gözüyle yapılan yorumları mutlu ediyor. Olması gerektiği gibi düzgünce yapılan eleştirileri dinliyorum. Eleştiriden çıkmış, lafazan insanların kötülemelerini umursamıyorum ve müziğime olan beğenilere tevazu ile cevap vermeye çalışıyorum. Bu şekilde bağı korumak isterim.

Geçtiğimiz sene katıldığın Gerçek Yeraltı Rap Yarışması’nda 400 kişi arasında 5. oldun. Yarışmaya katılan isimlerin neredeyse tamamı yaş, tecrübe ve kitle olarak senden üstündü, ama sen Ayben, Rapozof, Kupa-A, İtaat gibi önemli isimler tarafından çok beğenilerek üst sıralarda gösterildin. Yarışmayı böylesine büyük bir başarıyla tamamlamanın sana göre sebepleri nelerdir? Bu yarışmanın sana neler kattığını düşünüyorsun, gelecekte yapacağın çalışmalara G.Y.R.Y.’nin ne tür etkileri olacak?

Şunu eklemek istiyorum ki, iyi ki katılmışım yarışmaya. Birden ne olduysa oldu ve kendimi 5. olarak buldum. Tabii ki de yaşımın ufak olması, bayan olmam ve liriklerimin bu saydıklarıma oranla insanlar tarafından iyi bulunması… Bu yarışma bana cesaret kattı, beni dinleyen yeni insanlar kattı. Şimdiden bile bana, “seni biliyorum Gerçek Yeraltı Rap Yarışması’nda  5. olmuştun’” diyen insanlar çıkıyor. Bu çok güzel bi’ şey. Gerçek Yeraltı gerçekten  güzel yemeklerin piştiği bir ev gibi. Yapılan her proje gerçekten sağlam ilerliyor. Biz de bu 15 finalist olarak hala çıkan yemekleri yemekteyiz ve yiyeceğiz gibi gözüküyor.

İnsanlar ülkemizde bu müziğe yıllarını veriyor, onlarca albüm yapıyor, yine de maddi olarak herhangi bir doygunluk yaşayamadan manevi mutluluklarla yetinmek zorunda kalıyorlar.  Sen henüz kariyerinin başında olan bir kişi olarak önüne baktığında bunu potansiyel bir sorun olarak görüyor musun? Sana göre başarılı sayılabilmek için hem maddi, hem manevi tatmine ulaşmak gerekir mi? Gerekmez ise bir müzisyen ne ile başarılı kabul edilebilir?

Zaten maddi açıdan doygunluk yaşayan çok az isim var ve bu müzik maneviyatın müziğidir. Sokak için yaptığı müzikle sokaktan son model arabayla geçmek isteyen varsa da hemen yolunu değiştirmeli. Konu müzikse maddi konu manevi konudan çok sonra gelmeli. Müzik; benim kelimelerimin ulaşamayacağı tanımlara uzanıyor bazen. Mesela şu an… Bence bir müzisyenin başarısı dinleyen kişi ile kendisi arasında saklıdır. Ben başarılı buluyorsam bir müzisyeni, onun bana fısıldadığı melodilerde veya sözlerde saklıdır. Bu herkes için değişir. Anlatabildim mi gerçekten merak ediyorum.

Çok sayıda şarkıya imza atmış olmana rağmen henüz tamamlanmış bir albümünün olmadığını biliyoruz. Bu durum kendini bir albümle piyasada yer almaya hazır hissetmemenden mi kaynaklanıyor, zamanı biraz erken mi buluyorsun yoksa yalnızca gereken koşulların oluşmamasından mı olaylar bu şekilde gelişti?

Maalesef ki her albüm muhabbetimin sonu hüsranla bitti. Ya yapılacak stüdyonun sahibi kişiler beni umursamaz buldu, ben yapacağım müzik için bazı önerilere uymadım ya da tam her şey olacakken yine kayıt imkanları için engeller çıktı. Maddi durum sıkıntısından dolayı yine bir çok şey ertelendi. Kendimi kaç kere ilk albümüm için veya MCB ile yapacağım ortak albüme hazırladım, frenledim. Kendimi hazır hissediyorum, bu yüzden imkanlar yaratmaya çalışıyorum.

Önceki röportajda Zeval ile Türk rap ortamında kadın olmanın zorluklarından, insanların sizlere farklı bakış açılarıyla yaklaşmalarından bahsettik. Senin bir genç kız olarak piyasada kadınlara biçilen değer ve yaklaşım konusunda çekincelerin var mı? Bugüne kadar hoşuna gitmeyen bir durumla karşılaştığın oldu mu?

Sadece kendim için değil, piyasada ismi duyulmuş bayan MC’lerin YouTube’da parçalarını açıp yorumlara bakması bile hoşa gitmeyecek durumların başında gelir. Başarılı bayanların rap müzikte önüne örülen duvarların ve heveslerinin kırılmasında en büyük nedendir bence. Çünkü internetinin başında oturan insanlar kendisini, bir bayanın başarılı olmak için dişiliğini kullanması gerektiğine öylesine inandırmış ki; bu önyargıların kırılması imkansız. Sadece internet başında oturan çoğu lafazan yüzünden suçu dinleyiciye yükleyemeyiz. Gayet edep ile güzel cümlelerle kötü eleştiriler yapan da var. Onun haricinde bir ortama girildiğinde bir kişinin orada bulunan bayanın şarkısını dinlememesine rağmen yaptığı iyi huylu gözüken konuşmalarının altında bile farklı amaçlar bulundurması.

Artık piyasamızın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen Elçin Orçun ile neredeyse bir abla-kardeş ilişkisine sahipsiniz. Elçin Orçun müziğinin şekillenmesine sana nasıl yardımlar sağlıyor, kendisiyle çalışmak nasıl bir duygu? Onun sektördeki başarısı seni geleceğin hakkında cesaretlendiriyor mu? Kendine rol model olarak gördüğün, örnek alarak izinden yürüdüğün başka kadın sanatçılar var mı?

Elçin abla ile henüz müzik açısından bir çalışmamız bulunmuyor ama onu da yapacağız. Elçin abla bana cesaret verdi, müthiş müzisyenler önerdi. Hakkını ödeyemeyeceğim bir insan. Kesinlikle kendisinin başarısı beni de cesaretlendiriyor. Ama biraz daha konumlarımız farklı olduğu için bu cesarete kendimi kaptırmıyorum. Kendime idol gördüğüm iki isim var: MC Lyte ve Lauryn Hill. İkisinin de kendilerine has duruşları ve “vay canına!” dedirtecek vokalleri beni etkiliyor.

Şarkı sözlerinin yaşınla ters orantılı biçimde zengin, üslubunun erkeklere taş çıkartacak derecede sert olduğunu söyleyebiliriz. Sence şu anda sahip olduğun tarz yaşın ve dönemin ortaya çıkardığı bir ürün mü? İleride bu tarzında değişiklikler görebileceğimizi düşünüyor musun?

Benim içimde zaten böyle kelimeler kurmak isteyen birisi vardı. Ve bu birisini eski  Safra Yeraltı grubundan özellikle Tush, Savaş, Negatif ve Önder dürttü diyebilirim. Onlarla tanıştıktan ve onları dinlemeye başladıktan sonraki değişimim öncekinden çok farklıydı. Ortaya çıkarmadığım Ezgi’yi keşfettim. Şu anda yaptığım tarz “işte ben” diyebileceğim bir tarz. Büyüdükçe bazı şeyler değişebiliyor ve bu konuda kesin konuşmamalıyım. Tarzımı değiştireceğimi düşünmüyorum ama vokalimde denemeler yapacağım.

Her alanda olduğu gibi müzik sektöründe de olağanüstü bir rekabet var. Üstelik Türkçe rap söz konusu olduğunda bu rekabet akıl edemeyeceğimiz boyutlara ulaşıyor. Sıradan olanların arasından sıyrılmak ve kendini dinleyicilere kabul ettirebilmek için neler yapılması gerekiyor? Bir özeleştiri yaptığında hangi özelliklerinin seni üst basamaklara taşıyacağını, hangi özelliklerinin büyük bir çıkış yapmak için henüz yeterli olmadığını düşünüyorsun?

Sıradan olmak bence artık fazlasıyla ikili ilişki içeren parçalar yapmak. Sıradan olmamak için ya çok güzel bir sesi olacak insanın ya da fark edilecek derecede güzel yazacak. Ben biraz eski kafalıyım ve piyasanın tersine giden birisiyim açıkçası. Tarzım insanların içini karartacak ve ben eğlenceli şarkıların insanı değilim. Battle ve karanlık beni daha ne kadar götürecek bilemem ama bunları hep yaptığım takdirde belki çok ileride karanlık dendiğinde ismim söylenebilir. Sesime özen gösterip biraz da onun üzerine gidersem belki de sözlerimle birlikte beni üst basamaklara taşıyabilir.

İlerleyen yaşlarında rap müziği bir meslek olarak icra etmek senin için bir hayal mi, yoksa bir amaç mı? Olur da bir gün herhangi bir sebepten müzikten uzaklaşman gerekirse hangi mesleğe yöneleceksin, bir B planın var mı?

Müzik üzerine çok hayaller kurdum. Küçüklüğümde kurduğum bir çok hayalim gerçekleşti. Ve şimdi yeni hedefler edindim. Gelişmek istiyorum, albüm yapmak ve ileride adım sevilmese bile saygı duyulmak istiyorum. Rap müzik; meslek olarak düşünülmeyecek kadar güvenilmez. Bunu tutturabilen sadece birkaç isim var. İlerde yapmak istediğim şey, café sahibi olup gece işten eve geldiğimde günün yorgunluğu ile 1 kayıt alıp uyumak. Ve bunu sadece kendim için yapmak.

Röportajı nasıl bitireceğimiz kararını tamamen sana bırakıyorum. Neler söylemek istiyorsun?

Röportaj tam bir muhabbet tadındaydı, cevaplarken keyif aldım. Söylemek istediğim en önemli şey; önyargılarınızı her durum için kırın ve tarz fark etmez hisle yapılan tüm müzikleri dinleyin. Müziğimi sevenlere teşekkür ederim.

Advertisements
Comments
  1. Tarkan Taş says:

    K.a.s. tv aracılığıyla tanıdım çok sağlam bir mc olucağını düşünüyorum
    kendim yorum katıcak olursam vokali mümkünse biraz daha sert söylese daha iyi olur diye düşünüyorum aynı şey Zeval içinde geçerli vokal i daha sert söylemeli Ezgi nisbeten zeval dan daha iyi bence ilerde undergrounda isimlerini duyucaz bu arada bayan mc lerin başarılı olması çok hoşumuza gidiyor bir erkek olarak mutluluk duyuyorum ;)

  2. Müziğin ve bu kişiliğin gerçekten ilerleyen zamanlarda bu camiada parmakla gösterilecek kişilerden biri olmana sebep ezgi başarının devamını diliyorum

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s