Archive for November, 2012



Bandrollü albüm hak edilip kazanılan bir şey midir bilinmez; ama eğer öyleyse, bir tanesini hak edenlerin başında Ados Combo Mekanize gelir. Çalışarak, uğraşarak, maddi ve manevi sıkıntıları omuzlayarak, tırnaklarıyla kazıyarak bugünkü konumunu edinmenin sözlük karşılığı gibidir Ados. İstikrarın, mücadelenin, dans eden sözcüklerin tanımı gibi… Hem geç, hem de güç oldu ilk yasal albümünü dinleyicilerine sunuş süreci. Spor dalları başta olmak üzere giriş ve gelişmeyi göz ardı ederek sonuca bakmaya alışmış Türk insanından ümidi kesmediyseniz, onlardan Katarsis’i dinlerken sonucun yanı sıra başlangıç ve gelişimi de dikkate almalarını isteyin. Bandrollü albüm hak edilemeyen bir konsept dahi olsa, bu kadarını hak ediyor Adem Oslu.

Katarsis boyunca bizlere ifade edilen iki farklı Ados var; hem karakter, hem vokal olarak. Bunlardan ilki daha genç, isyankar ve öfkeli. Hayatın ona getirdiklerinden –daha doğrusu getirmediklerinden- şikayetçi, zaman zaman intihara meyilli bir yarı-deli. İkinci karakter ise çok daha olgun, genellikle soğukkanlı ve sakinleşmeyi başarmış bir insan portresi. Şarkıların birçoğunda, özellikle nakaratlarda bu iki insanın bir araya geldiğine şahit olabilirsiniz, iki karakterin birleşimi ise Ados’u yaratıyor. Ados nasıl mı? Bildiğiniz gibi, ama daha serti, daha duygusalı, daha müzikali. Kendi hayatını, aşklarını, dostluklarını ve ruh hallerini konu edinmeye devam eden, gösterişsiz ama bir o kadar kalite kokan lirikal yapısını doruklara ulaştıran ve ihanet, ölüm, yalnızlık, karmaşa, delilik gibi temalarla parçaları süsleyen bir Adem dinliyoruz 13 şarkıda. En önemlisi de safkan bir bandrollü rap albümü dinliyor oluşumuz. Reklamsal tek bir girişimde bile bulunmamış, tarzından asla ödün vermemiş ve profesyonellik ile idealleri bir arada götürmeyi başarabilmiş bir albüm Katarsis. MC’yi eski sıfatından uzaklaştırıp sanatçı yapan bir albüm.

Smek Deces ve Atiberk’e bir parantez açmak gerekiyor. Smek Deces’in hazırladığı renkli, hareketli, yoğun ve vurucu altyapılar ile Atiberk’in imza attığı olağan dışı aranjeler Ados’u muazzam biçimde geliştirmiş ve sanatçının hali hazırda fazlasıyla mevcut olan vokal çeşitliliğini albüme yansıtmasına yardımcı olmuş. Zorlama flow, abartılı hızlı okuyuş, sömürücü duygusallık gibi öğelerden tamamen kaçınmış olan Ados’un altyapıya uygun ses tonu ve müzikal tarzı tercih etmesi şarkıları kesinlikle daha dinlenilir kılmış. Yükselen oktavın bir üst seviyeye taşıdığı yerine göre enerjik, yerine göre içli nakaratlar Adem’in paletinde yeni renkler olarak karşımıza çıkıyor. Değinilmeden geçilemeyecek bir nokta da canlı enstrüman tercihi olmalı. Neredeyse her şarkıya eşlik eden Murat Nuri Şener’in bas gitarı dinleyenin kulağında yerel ve otantik bir tat bırakıyor. “Dökül” parçasında ön plana çıkan akustik gitarın yalnız senfonisi ise bizlere Atmosphere’ın “Guarantees” şarkısını anımsatarak “Dökül”ün daha uzun sürmeyişine sinirlenmemizi sağlıyor. (Gerçekten, neden ama?)

Albüm Intro, Interlude ve Outro gibi elementlerin tamamlayıcı etkisinden yoksun, bu eksikliği kapatmak ise giriş ve çıkış olarak tasarlanan iki kısa şarkıyla geri kalanların yüksek uyumuna düşüyor. Son şarkıya gelindiğinde insanda oluşan albümü başa alma isteği, tamamlayıcı unsurun gayet yeterli olduğunun bir kanıtı. Albümdeki verse + nakarat + verse + nakarat monotonluğunu bozan “Kamber”in iç parçalayıcı öyküsü ve müthiş hitap gücü; “Öz Kızım”ın soyutluğu öne çıkaran tiz vokali; “Basit”in neşeli altyapısına çok iyi giden alışılmadık Ados nakaratı; “Bir Avuç Tende Kayıp”ın samimi anlatım şekli bahsettiğim uyumu sağlayan bazı faktörler. Daha önemli bir uyum ise; Ados’un rap müzik ile uyumu. Rap ona, o rap’e çok yakışıyor. Eğer bir rap dinleyicisiyseniz; şu sıralar ilk göreviniz elinizi cebinize atarak Ados’a hak ettiğini vermeniz ve bu albümü onun “ilk ve tek” bandrollü çalışması olmaktan kurtarmanızdır. Her şey bu kadar basit aslında.