Archive for July, 2014

Kahramanıma Mektup

Posted: 14/07/2014 in Basketball

Evin ne demek olduğunu bilirim. Kendini en mutlu hissettiğin, yakınlarının hep yanında olduğu, güven duygusunu doruklarda yaşadığın yerdir ev. Korktuğunda, yalnız kaldığında, özlediğinde sana kucak açacak bir sığınaktır evin. Bir insan için hiçbir yer evinden daha cazip bir seçenek değildir, bundan daha doğal bir şey düşünülemez. Nereye giderse gitsin, insanın bir parçası her zaman evinde kalır. Ve evinden uzak yaşamak durumunda kalan birçok insan hayatını bir gün evine dönebileceğine olan inancıyla, evine dönme hayaliyle geçirir.

Peki ya evinden kovulmak? Çocukluğundan beri birlikte olduğun, birlikte güldüğün, en mutlu günlerini bir arada geçirdiğin kişilerin, destekçilerinin, “ailem” dediklerinin daha başarılı bir hayat ve kariyere sahip olabilmek adına verdiğin ilk kararda sana sırtını dönmesi ve evinin kapısından çıktığın anda arkandan kapıyı kapatarak kilitlemesi? Bunun ne demek olduğunu da sen bilirsin. Yıllarını, inancını, azmini, ruhunu, kısacası her şeyini uğruna feda ettiğin kişilerin bir anda senden en çok nefret eden kişiler haline gelmesi nasıl bir duygu? 7 sene boyunca kol kola yürüdüğünü sandığın, dostluğundan bir an bile şüphe etmediğin takım sahibinin hakaretlerle dolu nefret mektubunu okumak, ilişkinizin o kişi için aslında yıllardır bir patron-çalışan ilişkisinden farklı bir şeyi temsil etmemiş olduğunu keşfetmek neler hissettirdi sana? Bu hayal kırıklığının, kendisini hiçbir şeymiş gibi hissettiren bu utancın üstesinden nasıl gelebilir bir insan?

Bir insana olası bir senaryo ve sonrasında doğabilecek sonuçlarla ilgili saatlerce açıklama yapıp bilgiler verebilirsin. Ama o kişi bunları kendisi yaşamadan asla nasıl bir deneyim olacağını bilemez, o kişi için senin açıklamaların sadece bir başkasının tecrübelerine dayanan ihtimallerdir. Ben yukarıda yazdıklarımın hiçbirini yaşamadım. Belki gerçekten insan durumun içinde bulunduğunda şu an benim düşündüklerimden çok daha farklı düşünüyordur, olabilir. O nedenle “ben olsaydım” ile başlayan cümleler kurmak yerine bazı gerçekleri seninle paylaşmak istiyorum.

Cleveland halkı ve Cavaliers taraftarının kendin için doğru olduğunu düşündüğün -ve 4 senede doğru olduğunu kanıtladığın- kararını verdikten sonra sergilediği tavrı senden iyi kimse hatırlayamaz. Maçlarında seni delicesine destekleyen, en kötü anlarında bile yanında olan o insanların sen ayrılmaya karar verdiğinde “Büyük maçlarda bizi nasıl yarı yolda bıraktığını hatırlıyoruz”, “Sen zaten hep böyle pes ederdin” duruşuna bürünmeleri benim de ağırıma gitmişti. İnsanlar sinirlendiklerinde daha az konuşmalılardır, çünkü sinirli insan sakinken söyleyemediği gerçek hislerini çok kolaylıkla söyleyebilir. Dan Gilbert’ın mektubu bu yüzden sana karşı gerçekten hissettiklerini yansıtıyor, Cavs taraftarının formalarını yakması ve o salona ilk döndüğünde sana hazırladıkları pankartlar da öyle. Sen de biliyorsun ki bunlar anlık tepkiler değildi, onlar senden gerçekten nefret etti. Dan Gilbert’ın mektubunun dört sene boyunca takımın resmi sitesinde kalmasını anlık bir tepki olarak açıklayabilir misin?

Karşılaştığın zorluklar bunlarla da sınırlı değildi. Neredeyse bütün dünya seni korkaklıkla ve hainlikle suçlamaya başlamıştı. Hangi salona gidersen git yuhalanıyordun. Cavs taraftarı olmayan ama seni idolü olarak benimseyen çocuklar, gençler ve yetişkinler artık senin maçlarını başarısızlığını görmek için izliyorlardı. Miami’den ayrılışına en çok bu yüzden şaşırdım ve hayal kırıklığına uğradım. Çünkü bütün dünya sana kinini kusarken arkanda duran tek bir organizasyon vardı: Miami Heat. Geldiğin ilk günden itibaren takım sahibi, başkan, koç, oyuncular ve en önemlisi taraftarlar sana sahip çıktılar. Herkesin senin bir “kaybeden” olduğunun kanıtlandığını düşündüğü 2011 Dallas serisinden sonra bile Miami Heat tüm gücüyle arkandaydı. Onlar, daha doğrusu biz sana her şeyimizle inandık, çünkü sen bize o inancı kendimizde bulacak gücü vermiştin. Karakterinle, yeteneğiyle, disiplininle bizim kahramanımız haline geldin. Aslında tüm bunları Cleveland’da da sergilemiştin, ama o zaman sana destek vermek çok daha kolaydı. Dünyanın sevgilisiydin. Heat taraftarı olarak biz sana kimsenin inanmadığı zamanlarda inandık. Karşılığını da 4 muhteşem sene ve 2 şampiyonlukla aldık. Belki buna katılmayacaksın ama daha fazlasını hak ettiğimize eminim.

Sen yerdeyken kalkmasını, en zor koşulların üstesinden gelmesini çok iyi biliyorsun. Herkes başarısız olmanı istediğinde bunu motivasyon kaynağın yapıp başarıya koşmayı uzmanlığın haline getirdin neredeyse. Peki tüm bu özelliklerin ortaya çıkmasında, bu saha içi ve dışındaki olgunluğuna erişmende, küllerinden yükselen bir anka gibi sembolik bir karaktere dönüşmende en büyük katkının Miami halkı ve Heat taraftarına ait olmadığını iddia edebilir misin? Sence bu seni koşulsuz şartsız destekleyen, yeniden doğuşunda önemli payı olan insanlar kendilerinden bahsedilmeyen duygusal bir eve dönüş mektubundan fazlasını hak etmediler mi? İşin aslı 4 senelik bir maceradan fazlasına sahip olabilmek adına tüm gerekeni yaptı bu insanlar. 4 sene boyunca insanlık dışı mektubunu takımının sitesinden kaldırmayan takım sahibinin -hem de kendi şehirlerinde- seninle 4 saatlik gizli bir görüşme yaparak kendisini affettirmesinden, üstüne bir de takımının yeni lideri olarak tekrar seni görme hakkını kazanmasından fazlasını elde etmelilerdi. Anlaşılan bazen tüm doğruları yapmak bile bir yanlışı engellemek için yeterli olamıyor.

Sevgili LeBron Raymone James, kahramanım, hayatımda inandığım bütün değerleri temsil ediyorsun. Azim, inanç, hırs, motivasyon, duygusallık, zeka, sorumluluk, direnç, istikrar… Ama şunu bilmeni isterim ki; cuma günü kalbimi kırdın. Her insan hayatı boyunca defalarca kalp kırılmasıyla karşı karşıya gelir. Kiminin acısı uzun sürer, kiminin kısa. Aşk acısı, aile kavgası, arkadaş tartışması; bunları yaşamayan insan yoktur. Bir insanın kalbini kendi kahramanının, kendi idolünün, örnek aldığı, olmak istediği kişinin kırması… Bu başka bir şey. 

Umarım hayat boyunca şans her zaman yanında olur.

Advertisements