Posts Tagged ‘Gangsta Rap’


Indiana Pacers ne kadar iticiyse, Indiana’lı Fredrick Tipton’ın müziği o kadar çekici. Müzik kariyerine adımını attığı ilk günden beri gangsta ve midwest rap’i doruklarında icra eden Freddie Gibbs, yeni stüdyo albümünde bir caz tutkunu olan sıra dışı Hip Hop prodüktörü Madlib ile çalışarak hem kendine, hem de rakiplerine meydan okuyor. Gangsterlik ile nostalji ve doğu ile batının muhteşem birlikteliğini sizlere sunan Piñata, yıllardır cevabı aranan “Sergen ve Tümer aynı takımda oynar mı?” tipi soruları da kafanızdan silmenize yardımcı olacak.

Freddie Gibbs Madlib Pinata

Son albümü ESGN’i 2013 yazında çıkaran Freddie Gibbs, piyasaları alt üst etmese de Hip Hop dünyasının en yetenekli isimlerinden biri olduğunu eşe dosta göstermişti. Duruşundan asla ödün vermeyen Gibbs’in popüler piyasada göz önünde bulunmak gibi bir niyeti olmadığı onu tanıyan herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Kayıtlarına 2011 senesinde başlanan -albümdeki “Thuggin’” şarkısı 2011 senesinde single olarak verilmişti, 2012 ve 2013’te de birer single yayımlandı- Piñata hakkında yine oldukça iddialıydı Gibbs. “Albümde tüm hatalarımı, yanlışlarımı ortaya döktüm. Herkese nasıl rap yapılır göstereceğim” diyordu Gary doğumlu rapçi. Aslında kendi tarzından çok uzak noktalarda dolaşan Madlib ile çalışması bile önemli bir özgüven belirtisi. Zamanında kendi caz grubunu bile kurmuş olan Madlib, albümdeki 17 şarkıda da tek prodüktör konumunda. Madlib Invazion isimli plak şirketi tarafından piyasaya sürülen albümdeki Freddie Gibbs performansıyla ilgili şöyle konuşuyor Oxnard’lı müzisyen: “O, tüm prodüksiyonu benim tarafımdan yapılmış bir albümün altından kalkabilecek az sayıda kişiden birisi.” Albümün hızlanan ve yavaşlayan tempoların egemenliğinde şekillenmesi ve adeta her şarkıda MC’nin ayak uydurmasını gerektirecek için yeni bir challenge’ın yer alması bu söylemi doğrular nitelikte. Tüm bu zorlukların olağanüstü sonuçlara dönüşmesine imkan veren şey ise Freddie Gibbs’in saf yeteneği ve geniş flow repertuarından başka bir şey değil.

Her şarkısının ismi tek bir kelimeden oluşan Piñata’nın kayıt süreci görmeye alıştığımızdan farklı gelişmiş. Madlib CD’ler dolusu altyapı çalışmasını Gibbs’e sunduktan sonra Indiana’lı sanatçı favorilerini seçerek kendi stüdyosunda vokal kayıtlarını hazırlamış  ve son dokunuşları yapması için Madlib’e geri göndermiş. 2011’den beri ortak projeler yürütmekte olan ikilinin bu karşılıklı müzikal güveni, meyvelerini 2014’ün nisan ayında vermiş görünüyor. California doğumlu prodüktörün funk, caz ve nostalji kokan en üst kalite sample’ları, Gibbs’in her kalıbın şeklini alabilecek akışkan flow’ları ile kaynaşmakta hiç zorlanmamış. Albüm boyunca MC’nin soğuk terler döktüğü veya ritme uyabilmek için kendi çizgisinin dışında yürümek durumunda kaldığı tek bir verse bile duyamıyorsunuz. Ve onca beat’in üstesinden ustaca gelirken konu bütünlüğünden, anlattıklarının gerçekliğinden asla ödün vermiyor. Piñata’da sertçe eleştirdiği Lil Wayne, Young Jeezy gibi rapçilerden farklılaşmasını sağlayan ana faktörlerden birisi de bu; müthiş zengin repertuarını sergilerken konu bukalemunluğu yapmaya ihtiyaç duymaması. Gangsta Gibbs ne geçmişinden utanç duyuyor, ne de yaşanmamış olayları dinleyiciye pazarlamaya çalışıyor.

Ne Freddie Gibbs, ne de Madlib birbirlerinin güçlü yanlarını ortaya çıkarabilmek için fedakarlıktan kaçınmışlar. 17 şarkılık genel tabloya göz attığımızda, gangster kimliği ile özdeşleşmiş Freddie’nin kimi zaman bu kimliğini ikinci plana alarak komedi ve hatta duygusal tarzlara yönelmiş olduğu gözlemleniyor. Madlib ise standart projelerinde tercih etmediği karanlık temalı altyapıları nadir de olsa kullanmış (“Bomb”) ve Gibbs’in performansını en uç noktaya çekmiş. Bu açıdan bakıldığında albümün bir bütünlük içerisinde olduğunu söylemek kesinlikle yerinde olur. Çoğu şarkının sonunda kullanılan, 1970’lerde siyahilerin rol aldığı ve ağırlıklı olarak siyah stereotype’ların konu edildiği “blaxploitation” filmlerden kesitler de bütünlüğü sağlama adına atılmış yaratıcı adımlar. Önceki projelerinde odaklanma problemi nedeniyle potansiyeline ulaşamadığı öne sürülen Freddie Gibbs’in -vardıysa- bu sorunu aştığı aşikar olan bir albüm Piñata.

Indiana’da doğmuş ve gençliğini geçirmişti Freddie Gibbs, ancak uzun süredir California’da yaşıyor. Piñata’da Batı tarafının hayatına ve müziğine etkisini görebilmek hayli mümkün. “Lakers”; ismiyle dahi kendini belli eden, “West Side anthem” konseptinde oldukça başarılı bir parça. Nakaratı albümün en iyilerinden olan şarkıda Gibbs’in hayallerinin peşinden koştuğu, müziği için ilham aldığı yerin California olduğu gibi sanatçının hayatıyla ilgili ilgi çekici detaylar yer alıyor. Zaten onu özel bir rapçi haline getiren kilit özelliklerden birisi de hayatına yönelik eşsiz tasvirleri. Pis işlerin her zaman içinde olduğunu ve olacağını vurguladığı “Shitsville”, çocukluğundan bugünlere nasıl geldiğini anlattığı “Knicks”, babasıyla olmayan ilişkisinden paranın hayatındaki yerine kadar pek çok konuya değindiği “Broken”, uyuşturucu ve esrar kokan geçmişini enine boyuna kurcaladığı “Thuggin’”, hapisteyken kız arkadaşının ihanetine uğrayan bir gangsterin yaşadığı kalp kırıklığını dile getirdiği “Deeper” kaliteli örnekler olarak değerlendirilebilir. Paraya sıkıştığı çocukluk yaşlarında ufak işlerle startını verdiği kirli iş kariyeri (kokain, esrar, hırsızlık ve aklınıza gelen her şey) zamanla hayatını kazandığı muazzam bir iş alanına dönüşmüş. “I got it selling nickel bags” (“Knicks”) dizesi Gibbs’in sıfır noktasından Piñata’ya kadar gelen hayatının bir özeti.

Albümdeki hit şarkıların başında tartışmasız “High” geliyor. Styles P’nin klasik albümü A Gangster and a Gentleman’dan “Good Times” şarkısını aklımıza getiren parça tamamen arkaya yaslanıp ot içme kafasında yapılmış. Son ayların yükselen isimlerinden Danny Brown’ın orijinal verse’ü ve uyuşturucu etkisi gibi yavaşlayan son nakarat dinleyeni sürükleyip götürüyor. “Harold’s” albümü özetler gibi; gangsta rap mentalitesiyle yazılmış sözler Madlib’in stilistik altyapısıyla harmanlanarak farklı bir boyutta sunulmuş. Ayrı bir parantez açılmadan geçilemeyecek şarkı ise “Real”; Freddie’nin gençlik yıllarından beri hayranlıkla takip ettiği -kısa süre öncesine kadar da birlikte çalışıyor olduğu- Young Jeezy ile şimdilerde neden bir savaş halinde olduğunu şüpheye yer bırakmadan açıklayan ve bir nevi tüm tartışmalara son noktayı koyan ağır bir darbe. İçeriği tam anlamıyla kavrayabilmek için RapGenius yardımı almanızı şart koşan nefis bir Gangsta Gibbs imzası. Altyapının ilk ve ikinci verse için çok farklı melodilerde seyrettiği şarkıda “I thought the world was at my feet when I linked up with Snow / But I refuse to be his flunkie, so we don’t kick it no mo’”, “You wanna be Jay-Z? N.gga you just a fucking puppet”, “Don’t make me expose you to those who don’t know you” gibi iddialı söylemler yer almakta. Jeezy’den bir cevap gelmeyeceği tahmin edilebilir, gelirse Freddie’nin yetenek olarak kendisinden ne kadar yukarıda olduğunun yeniden görülmesini sağlayacaktır yalnızca.

“Faces, smiling faces, they keep me motivated…” (“Robes”) Paranın üzerindeki yüzlerin ve kendisini destekleyenlerin yüzlerindeki gülümsemelerin onu motive ettiğini söylüyor Fredrick Tipton. Yaptığınız işe böylesine bağlıysanız, korkusuz ve dürüst bir tavırla sizi takip eden kişilere yaklaşıyorsanız, bir de çok özel yeteneklere sahipseniz; ikisine de ulaşmanız pek zor olmayacaktır. Freddie Gibbs Hip Hop sektörünün saf yetenek olarak belki de bir numarası. Bugüne kadar çoğu projesinde bu kabiliyetini doğru prodüksiyonlarla birleştiremediğinden yakınılmıştı. Madlib ve onun kalibresinde isimlerle çalışmaya devam ettiği sürece 2014’ün en iyi albümü olmaya aday Piñata benzeri sayısız projeyle karşımıza çıkacağı şüphesiz. Doğu-Batı sentezi için ekstrem örneklere yoğunlaşmanıza gerek yok, Freddie Gibbs ve Madlib’e bakmanız yeterli.

Top 5: 1) High 2) Harold’s 3) Lakers 4) Shitsville 5) Robes

MadGibbs

Advertisements

Oxymoron Cover

Top Dawg Entertainment’ın bizlere sunduğu eşsiz hediyelerden birisi o; ScHoolboy Q. Plak şirketinin çatısı altında bulunan diğer isimler Kendrick Lamar, Jay Rock, Ab-Soul, SZA ve Isaiah Rashad gibi etkileyici, ama bir o kadar da farklı bir isim. Yanlışlarından doğrular, doğrularından çözümler yaratmaya çalışan bir adam ve son albümü Oxymoron tüm uğraşlarına pozitif katkı veren bir çalışma. Yazı boyunca albümü neden dinlemeniz gerektiği sizlere sunulacak, hazırlıklı olun.

Albümün isminden başlamak doğru olacak. Türkçemizin edebi alanında “tezat” olarak kullandığımız “oxymoron”, sıradan bir albüm ismi değil. Türk rap piyasasında görmeye alıştığınız “Hayat”, “Dünya”, “Yalan” gibi tek kelimeyle çok şey anlatmaya çalışan, ama aslında içi boş bir kılıftan öteye gidemeyen albüm isimlerinin aksine Oxymoron, Q’nun yaşamında yaptığı tüm kötü şeyleri iyi şeylere ulaşabilmek amacıyla yaptığını anlatıyor. Los Angeles’lı Quincy Matthew Hanley, albümün içerisindeki parçalarda sıkça yaptığı hırsızlıklardan, uyuşturucu kullanımından, girdiği fiziksel ve ruhani kavgalardan bahsediyor. Q yapmış olduğu bütün kötülükleri kutsal sayılabilecek bir amaç uğrunda topluyor: Kızı Joy’a (albümün normal versiyonunun kapağında da kızının fotoğrafı bulunmaktadır) bakabilmek ve ona iyi bir yaşam sunma imkanına erişmek. Bu açıdan baktığımızda gerçekten nefis bir isim seçtiğini söyleyebiliriz üçüncü resmi projesine.

Deluxe versiyonlarla birlikte toplam 17 şarkıya ulaşan albümün girişi adeta size albümde olacaklarla ilgili ipucu veriyor. Kızı Joy’un “Benim babam bir gangster” sözleriyle başlayan “Gangsta” şarkısı, hem sözler hem de altyapı bakımından oldukça sert bir mizaca sahip. ScHoolboy Q şarkı boyunca sıradan bir siyahken nasıl eli silahlı, uyuşturucu ticareti yapan bir gangstere dönüştüğünü aktarıyor. Çoğu “soft rap” dinleyicisinde albümün geri kalanını dinlememe dürtüsü uyandırabilecek bu şarkı, Q’nun müzikal karakter analizini yapmamız için bize harika bir fırsat sunuyor. Bir röportajında Oxymoron albümün ilk iki ciddi çalışmasından farklı olduğuna değiniyor California’lı rapçi ve şöyle konuşuyor: “Bu albümde kendimden hiçbir şekilde ödün vermek zorunda kalmadım.” Albüm başlangıcında bizi selamlayan “Gangsta”nın yanı sıra “Break the Bank” ve “Prescription/Oxymoron” gibi çok sayıda şarkı kendisinin bu demecini doğrular nitelikte.

ScHoolboy Q hiçbir zaman dinleyici kitlesini genişletmek veya basında daha önemli bir yer edinmek adına müziğinden, konularından veya tarzından taviz vermemiştir, bundan sonra da vereceğe benzemiyor. Bu tavrın kendisinin sanatçı olarak bir adım ileriye gitmesi yolunda bir engele dönüşeceği savunulabilir, Q’nun bunu umursaması ise uzak bir ihtimal. Albümün “commercial rap” konseptine en yakın şarkısı Kendrick Lamar düeti olan “Collard Greens” olarak gösterilebilir. THC ve Gwen Bunn ortak prodüksiyonuyla oluşturulan yaratıcı sound, albüme kesinlikle renk katıyor. Albümde rap dışı dinleyici kesiminin tek ilgisini çekme şansı olan bu parçada bile konuları; cinsellik, alkol ve esrar gibi kavramlar oluşturuyor. Bu da Q’nun sound ayırt etmeksizin samimi tarzını ön planda tuttuğunun bir başka kanıtı. Şarkılarında onu olduğu kişiden farklı bir konumda bulmanız oldukça güç.

Oxymoron’da DJ Dahi, The Alchemist ve Pharrell Williams başta olmak üzere sayılı prodüktörlerin oluşturduğu iddialı bir altyapı donanımı mevcut. Q’nun kolaylıkla şekil alabilen üst düzey flow repertuarı da işin içine girince ortaya kimi zaman köklerinden güç alan West Coast rap türünde, kimi zamansa içindeki dizginleyemediği katili ortalığa saldığı Gangsta rap türünde ürünler ortaya çıkmış. Duygusallıktan uzak, genellikle agresif ve realist bir yaklaşımla sıralanıyor dizeler. Şarkılarını dinlerken kendinizden bir parça bulamıyorsunuz, çünkü bu onun hayatı ve bundan da önemlisi; sizin okumak istediğiniz şekilde değil, onun anlatmak istediği şekilde dile getirilmiş. Bana göre ScHoolboy Q’yu özel kılan ve “Break the Bank” şarkısında geçen “Tell Kendrick move from the throne, I came for it” sözleriyle de öne sürdüğü gibi Kendrick Lamar’ı tahtından indirebilecek potansiyeli kendisinde görmemi sağlayan başlıca özelliklerinden birisi de bu.

Patlayıcı etkisini özellikle albümün sonlarında gösteren bir çalışma olduğuna değinmeden geçmemek gerekiyor. “Gangsta”, “Collard Greens”, “What They Want”, “Studio”; hepsi tek başlarına dahi önemli etki yapabilecek şarkılar. Ancak benim görüşüme göre onların etkisi, albümün klasik versiyonunu sona erdiren 3 parçayla kıyaslanamaz. Hangi şarkılardır bunlar? İlk olarak “Hell of a Night” konuşulmalı. Tek kelimeyle olağanüstü bir altyapıya sahip: Biraz gizemli, biraz korkutucu ve tam manasıyla bir gece beat’i. Müzikle “gece” kavramının bu kadar net ifade edilebileceğini hiç düşünmemiştim. Yer yer hızlanan ritimleriyle dinleyenleri coşturan Q, para-müzik-gece hayatı üçgenini enfes bir biçimde betimliyor. Hemen ardından başlayan ve hafif East Coast etkileri sezebildiğimiz “Break the Bank” ise ScHoolboy Q’nun yükselişini özetleyen bir parça. 3 verse, köprüler ve nakarattan oluşan ve yaklaşık 6 dakika süren şarkı boyunca yaptığı müziğin paraya dönüşme sürecinden bahsediyor Q. “Fuck rap, my shit real, came up off them pills
 / Hustle for my meal, grindin’ for my deal” sözlerinde esasında klasik bir rap müzik-para ilişkisi görebiliriz. Artık parlama sırasının kendisine geldiği ve hem maddi, hem de manevi olarak yükselmeye hazır olduğu da Q’nun şarkıda belirlediği temalar. Üçlemenin son halkası ise “Man of the Year”. Albüm çıkışı öncesi dinleme şansı bulduğum bu sıra dışı yapım, Q’nun eğlence anlayışını bizlere sunan bir çalışma. Leziz bir Nez & Rio altyapısı, en formda günündeki Wade orta mesafeli şutları kadar keskin bir ScHoolboy Q flow’u.

“I’m a gangsta rapper” diyor ScHoolboy Q. Bugünlerde Hip Hop piyasasında basamakları tırmanmak isteyen çok sayıda rapçinin adının önünde gördüğünü sandığı fakat göremediği bir sıfatı yaşayarak kazandığını bizlere bas bas bağırıyor Oxymoron albümünde. Şimdiye kadar yaptığı en iyi iş olduğunu söylediği Oxymoron ile bir yandan müziğini yapma sebebi olan –ve bunu asla gizlemediği- parayı kazanıyor, bir yandan da samimiyetiyle insanları kendine bir adım daha yaklaştırıyor. Uyarmalıyım: Bu albüm ne hayatınızı değiştirir, ne de müziğe farklı bir pencereden bakmanızı sağlar. Sadece size kaliteli müzik sunar. Hem de en iyisinden.

Top 5: 1) Hell of a Night 2) Man of the Year 3) Break the Bank 4) Collard Greens 5) Studio

Oxymoron Cover 2